Madde 5.3

1086 Kelimeler
Egemen, ellerini beline yerleştirdi ve yüzünü buruştururken Muhittin'e doğru yan yan baktı. "Gerçeği söyleyelim mi?" Muhittin omuz silkti, o da Egemen gibi yüzünü buruşturdu ama bir şey söylemedi. Sanki dili içine kaçmış gibi davranıyordu. Oysaki şapkasıyla birlikte dibime girerken hiç de öyle görünmüyordu.  "Aslında bunu senden gizleyecektik." Egemen parmaklarını alnına bastırdı, derin bir iç çekti. "Öğrenmeni hiç istemedik ama bizi yakaladın." "Ne diyorsun be." diye çıkışarak ona ters ters baktığım sırada Muhittin'in yine gözlerini devirdiğini gördüm. Hala gözlerini yuvalarından çıkarabilir ve hatta ona yedirebilirdim. Baştan aşağı uyuzluk abidesiydi. Çok gülmüyordu, biz güldüğümüzde bile anca tebessüm ediyordu. Aşırı kasıntı bir tipti ve kasıntı tiplerden oldum olası nefret ederdim. Şimdi de ondan nefret ediyordum, daha fazla tanımama bile gerek yoktu. Havaalanında yaptıklarını düşünürsek zaten ona pozitif duygular beslemem aptallık olurdu. "Senden intikam almak için geldik Asya." diye hayıflandı Egemen, Muhittin'den daha çekilir bir yanı vardı. En azından şaka yapabiliyordu. "Demek..." Parmağımı yine üzerlerinde dolandırdım. "Siz de burada tatildesiniz." "Beyni varmış." dedi Muhittin, Egemen'e bakarak. Onu duyduğumda parmaklarımın seyirdiğini hissettim. Her an üzerine atlayabilirdim. Her an burada vahşet yaşanabilirdi. Her an bu şehirden Muhittin'in ölüsü çıkabilirdi. "Gözlerinden olmak istemiyorsan..." diyerek ona doğru bir adım atarak elimi kaldırdığımda sanki anlamış gibi bir kez daha gözlerini devirdi. Egemen aramıza girerek oluşabilecek kaosu yarıda kestiğinde ikimiz de birbirimize ters ters bakıyorduk. Beni çileden çıkarmak çok zordu ama Muhittin bu konuda ustaca davranıyordu. "Seni kurtaran adama tavrın bu mu?" diye sordu Muhittin, kaşlarımı sanki dahası mümkünmüş gibi iyice çattım. Cümlesini analiz edip sonuçları bulduğumda dondurma faciasının ondan çıktığını anlamakta güçlük çekmedim. Yine de ona bunun için teşekkür etmek istemiyordum. Egemen'e edebilirdim, o ilk andan beri bana iyi davranıyordu ama bu çocuk resmen ellerimde ölmek için yalvarıyordu.  "Teşekkürler Egemen." dedim ve dudaklarımdaki tamamen sahte gülümsemeyle Egemen'e döndüm. "Beni kurtardığın için çok teşekkür ederim, bu iyiliğini asla unutmayacağım." "Aslında o-" Hemen sözünü kestim. "Sen yaptın, sen." Egemen, "Hayır, bütün fikir ona aitti." dediğinde sabır dilercesine derin bir iç çekerek bakışlarımı Muhittin'e çevirdim. Mecbur, ona da ufak bir teşekkür edecektik. Sonra da ilalebet bu ikiliyi hayatımdan çıkaracaktım. Bodrum kocamandı, bir daha karşılaşma olasılığımız sıfırdan bile az olmak zorundaydı. "Sağ ol Muhittin." diye mırıldandığımda kırdığım potu anca ikisinin de gözleri kocaman olduğunda anlayabilmiştim. Ona sesli bir şekilde Muhittin demiştim ve muhtemelen adı Muhittin değildi. Dışarıdan psikopat gibi görünüyor olabilir miydim? Tanımadığı insanlara garip isimler takan bir psikopat? İkisi aynı anda, "Muhittin mi?" diye sorduklarında gözlerimi kıstım ve mahcubiyet dolu gülümsememi takındım. Hemen buradan sıvışmalıydım, yok olmalıydım. Belki biraz ilerleyip kalabalığın arasına karışmayı becerirsem bütün sorulardan hızlıca kaçabilirdim.  "Ben..." Sanki insanlar sokağı terk etmişti, başka sokaklara dağılmışlardı. Başta en işlek sokaklardan biri gibi görünüyordu ama şimdi sanki sadece üçümüz vardık. "Ben adını bilmediğim için öyle söyledim." "Adını bilmediğin insanlara böyle saçma isimler mi takarsın sen?" diye hayıflandı Muhittin, tokat manyağı olmak için çabalıyordu. "O halde ben de sana Alev diyeyim, ne dersin?" "Adımı biliyorsun." Omuz silkti. "Bilmezden gelebilirim." "Dikkat et de bu tavırların seni ölüme sürüklemesin." diye dişlerimi sıkarak konuştuğumda dudağının kenarının alaycıl bir tavırla kıvrılmış olması beni çileden çıkarmaya yetti. Karşımda Arda olsaydı üstüne atlardım, onunla boks maçı yapar yere indirirdim ama buna ne yapabilirdim ki? Sokağın ortasında sarı saçlarını yolacak kadar kendimden geçmeyecektim. "Her neyse." Geri çekildim ve sert bakışlarımdan arınmaya çalışarak Egemen'e baktım. "Yine de teşekkürler." Muhittin'e döndüğüm anda bakışlarım yeniden sert bir hal aldı. "Bir daha görüşmemek dileğiyle." Yanlarından geçip gideceğim sırada Egemen, "Asya dur." dedi ve Muhittin'i geride bırakıp önüme geçti. "Bence hemen öyle kestirip atma, burada yalnız başına değil misin? Arada takılırız, eğleniriz falan." "Onun eğlence anlayışı..." Muhittin parmağıyla beni gösterdi. "Berbat." "Bir daha karşıma çıkacak olursan..." dedim, işaret ve orta parmağımı kaldırıp gözlerine doğru tuttum. "Hem gözlerini..." Dilini gösterdim ve elimle koparıyormuş gibi yaptım. "Hem de dilini kaybedeceksin Muhittin." "Bir dahaki sefer için şimdiden sabırsızlanıyorum." diyerek sırıttığında ona ölümcül bakışlarımdan yollayarak Egemen'i es geçip sokağın sonuna doğru ilerlemeye başladım. Giderken, onlardan uzaklaşırken binlerce küfürü ardı ardına sıralıyordum. Muhittin'den nefret ediyordum ve bu öyle böyle bir nefret değildi. Kısa sürede kendinden nefret ettirmeyi başaran ilk insan olabilirdi. Kabaydı bir kere, sürekli alaycıldı ve soğuktu. Ağzına bir tane çarpasım, yerden yere sürükleyesim ve sarı saçlarını yolasım geliyordu. Muhittin'i ve onunla birlikte Egemen'i de düşüncelerimden kovaladım. Keyfimi bozmalarına izin vermeyecektim. Hem yarışma kazanmıştım, ailemin yolladığından fazla param olacaktı. Beş yüz dolar şu an çok fazla ediyordu ve bu annemin alış veriş için yollamadığı para yerine geçmek için oldukça iyi bir miktardı. Yazı yeni bir bavulla ve içinde onlarca kıyafetle kapatabilirdim. Hava çok sıcaktı, hatta o kadar sıcaktı ki saçlarım alnıma, enseme yapışıyordu. Toplamıştım ama yine de buna engel olmuyordu. Bu yüzden daha fazla Bodrum sokaklarında gezinmeyecektim. En kısa yoldan otele geçecek ve oranın bütün imkanlarından faydalanacaktım. Havuza girebilirdim, yakışıklı çocukları kesebilir ve yemek yiyebilirdim.  Elimi karnıma götürdüm, şu an oldukça açtım. Koşmak ve bir yandan sıcak beni acıktırmıştı. Garip bir ikilemmiş gibi gelebilir ama bu oldukça büyük bir ihtimal. Ben her türlü acıkabilirdim ve  şu an her şeyi yiyebilecekmiş gibi hissediyordum. Oteli zoraki, sora sora ve navigasyon yardımıyla bulabildim. Sokakların arasına o kadar çok dalmıştık ki var olan yön duygumu da yitirmiştim. İlk önce odama çıktım, üstümdeki terli ve dondurmalı kıyafetlerden arındım. İçime bikini giydim, üstüme nar çiçeği renginde efil efil bir elbise ve ayaklarıma da sandalet.  Kendimi hazır hissettiğimde, yani her zamanki gibi güzelliğin sınırlarını zorladığıma emin olduğumda aşağıya indim. Öğle yemeğine yetişmiştim ve açık büfeydi. Zaten benim aç karnımı da ancak bu açık büfe doyurabilirdi.  Kendime kocaman bir tabak aldım ve açık büfeden önüme ne gelirse doldurdum diyebiliriz. Her şey çok güzel görünüyordu ve yemekten sonra havuza geçecek olmam şu durumda umurumda bile değildi. Kızartmalar, soslar, sebzeler, tavuklar ve etler... Hepsi karnımı kocaman yapabilirdi, hamile gibi bile görünebilirdim ama önemli değildi. Hepsini yemek istiyordum. Cam kenarında bir masaya geçip tabağı önüme serdim ve dudaklarımı büyük bir açlıkla yaladım. O andan itibaren tek hatırladığım her şeyin tadının mükemmel olduğuydu. Sıfır şaka, bütün hepsini mideme indirdim. Karnımın büyüdüğünü, benden ayrı bir beden gibi bir his verdiğini itiraf etmem gerekir. Sanki biraz daha zorlasam ayrılacak, ben artık tek başıma devam edeceğim diyecekti. Artık hiçbir şey yiyemezdim ama meyve suyu içebilirdim. Vişneli meyve suyunu içerek mideme biraz sıvı enjekte etmeye çalışıyordum ki karşımdaki iki sandalyenin çekildiğini gördüm. Sonra masaya konan tabakları ve hemen ardından sandalyelere oturan iki kişiyi. Muhittin ve Egemen. O an nasıl bir şokun içine girdiysem meyve suyu soluk boruma kaçtı. Bardağı zoraki masaya bırakıp ciğerim sökülürcesine öksürmeye başladığımda neredeyse hem ciğerimi hem de böbreklerimi masaya bırakacaktım. Gözlerim sulandı, boğazım yandı ama benim tek düşünebildiğim karşımda oturan iki utanmazdı. İşte yine karşımdalardı ve sanki bu çok normalmiş gibi yemeklerini yiyorlardı. Ben ölmek istiyorum ya.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE