Madde 5.6

590 Kelimeler
Egemen başımda belirdiğinden beri tek düşünebildiğim sarı saçlarını yolmakla ilgiliydi. Fakat onlarla iletişim kurdukça her şeyin boka sardığını bildiğim için bunu yapmayacaktım. Onlarla bir kelime bile kurmak sonumun bir kaçma kovalamaya sürükleneceğini bana hatırlatır gibiydi. Bu yüzden onu görmezden gelerek şezlongtan kalktım ve bardağı da bırakarak havuzun başına geçtim. Eğer onları yeterince görmezden ve duymazdan gelirsem belki de başımdan savmayı başarabilirdim. Onlarla iletişim kurmak, duymak yok Asya! Henüz yeterince ısınmamıştım, bu yüzden önde havuzu parmak ucumla kontrol etmek istedim. Buz gibiydi ama muhtemelen içeri girince alışırdım. Hemen diklendim ve ellerimi öne doğru uzatıp deniz kızı misali bir atlayış yaptım. Önce havuzun dibine daldım, saç diplerime kadar ıslandım ve hemen ardından yüzeye çıktım. Havuzu birkaç turladım, bu süreçte soğukluğa alışmıştım hatta bu sıcak havada çok iyi gelmişti. Bodrum'un sıcağı İstanbul'u sollardı. Biraz daha yüzdükten sonra havuzun kenarına geçip dirseklerimi mermere dayadım. Bu sırada hemen çaprazımdaki kumral yakışıklıyı gördüğümde gülümsemeden edemedim. Tam bir afetti, meteor bile diyebilirdik. Etrafımdaki sarışınlar yanında halt yemişti. Gözleri de saçları da kahve rengiydi ve omuzları genişti. Gülümsediğinde yanağında minik bir gamze belirmişti, dişleri de bembeyaz görünüyordu. Tam olarak düşmüştüm. Ona gülümsediğimde bundan yüz alarak bana doğru yüzmeye başladı, zaten aksini beklemezdim. Güzel bir kız olduğumdan bahsetmiştim, herkesi dibime düşürebilirdim. Bundan da çekinmiyordum, eğlenmeye bayılırdım. Bu durumda yanımda Arda ve Buse'nin de olmasını isterdim. Buse bana gaz verirdi, onunla yorumlar yapardık ve Arda kenarda kudururdu. Bu işlerin en çok bu kısmını severdim ama maalesef bu sefer yalnızdım. Yine de bu flörtleşmeme engel değildi. Biraz yüzüp dibime geldi ve hemen yanımda kolunu mermere yasladı. Yüzüne karşı sonunda sarışın olmayan biri diye bağırmamak için kendimi çok zor tutuyordum. Ben kendi içimde kumrallığıyla bir savaş verirken tatlı tatlı gülümsedikten sonra, "Selam." dediğinde kalbimin atışları hızlandı. Evet, tüm yazı sap geçirmeyecektim. Bundan şu anda çok emindim. "Selam." "Kerem ben." dediğinde onu başımla onayladım. "Asya." "Burada yalnız mısın Asya?" "Yalnızım." dedim, yalandan somurttum. "Yalnız başına tatile gelmek başta fena bir fikir gibi görünmemişti." Kaşları hemen havalandı, attığım yemi yemiş gibiydi. "Ben de birkaç arkadaşla geldim, istersen bizimle takılabilirsin. Hem ben Bodrum'u iyi bilirim, neredeyse her yaz buradayım. Seni gezdirebilirim." "Çok güzel bir teklif." dediğim sırada kulaklarıma bir çığlık sesi doldu. Ne olduğunu anlayamadığım için kaşlarım çatıldı. Gözlerim hızla havuza doğru dönmüştü, herkes apar topar havuzdan çıkıyordu. Bunu anlayamamıştım, neden havuzdan çıkıyorlardı? O sırada kızlardan biri koca bir çığlık patlattıktan sonra, "Havuzda yılan var, yılan!" diye bağırdığında onunla aynı anda çığlık patlatıp, "Yılan!" diye bağırdım. Yılanlardan çok korkardım, şurada altıma bile edebilirdim o denli bir korkuydu. Yanımdaki yakışıklıya dönüp havuzdan çıkmamız gerektiğini söyleyecektim ki bir baktım ki çoktan çıkmış ve ayaklarını poposuna vura vura kaçıyor. Arkasından bir düzine küfür sayarak havuzdan çıkmak için atağa geçeceğim sırada yanı başımda patlayan kahkahalarla dumura uğradım. Kafamı kaldırıp kimin kahkaha attığına baktığımda dünya üzerinde en çok nefret ettiğim iki sarışını gördüm. Hayır ya hayır! O anda hemen havuza daldım, içine gözlerimi açarak baktım. Yılan falan yoktu, hiçbir şey yoktu. Yine bir oyun oynuyorlardı, yine beni delirtmenin ve günümü mahvetmenin derdindeydiler! Havuzda lanet olasıca benden başka hiçbir şey yoktu! Yüzeye çıktığımda daha büyük birer kahkaha patlattılar. Onlara o kadar öfkelendim ki çığlığım koy verdim ve kahkahalarını yarıda kestim. "Siz..." dedim, sesim bir çiyan gibi cırtlak çıkıyordu ama umurumda bile değildi. "Sizi öldüreceğim!" İkisinin de korkunç bakışları birbirine döndü. O anda hemen havuzdan çıkmak için merdivenlere doğru yüzdüm. Onları yakalayıp gırtlaklarını sökecektim. Belki de kafalarını birbirine tokuştururdum. Merdivenlere ulaşıp hızlıca çıktım. Yüzeye çıkar çıkmaz onlara doğru atıldığımda benden kaçmaya başladılar. Arkalarından küfürler yağdırarak peşlerine takıldığımda yine bir maratonun başındaydık. Onları bu kez mahvedecektim, sarı saçlarını çekiştirip koparacak ve ellerine bırakacaktım!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE