Kir, madalyonun uçuruma düşüşünü izlerken bedenindeki tüm gücün çekildiğini hissetti. Dizleri taş zemine çarptığında, kristallerin soğuk ışığı birer birer sönüyordu. Zindan, kendi varlığı kadar karanlık ve sessizdi artık. Ancak sessizlik, onun için bir lütuf değildi. Karanlık her yandan üstüne çöküyordu. Göğsünde bir sancı yükseldi; sanki ruhu, madalyonun kayboluşuyla birlikte ondan koparılıyordu. İçindeki korkular, şimdi fiziksel bir acıya dönüşmüştü. Zihni, bulanık bir gölde boğuluyormuş gibi uğuldayan seslerle doldu. "Yalnızsın, Kir..." Bu ses, figürün alaycı tonundan çok daha tanıdıktı. Kir başını kaldırdığında, zindanın karanlık duvarlarında kendi yansımasını gördü. Ancak bu, onun bildiği hali değildi. Bu yansıma, zehir akan damarlarının daha belirgin olduğu, gözlerinin yalnızca bo

