Kir, zindanın karanlık koridorlarında yalnız olduğunu sanıyordu. Ama her şey sessizleştiğinde, koridorun derinliklerinden bir ses yankılandı. Hafif, rüzgarın taşlara sürtünmesi gibi bir ses. Ardından, ince bir ışık huzmesi belirdi. Bu ışığın kaynağı, Kir’in önce bir hayal olduğunu sandığı geniş kanatlı bir figürdü. Kir, figürün yaklaştığını fark ettiğinde gözleri büyüdü. Yarkın… Savaş alanında karşılaştığı ve unutmaya çalıştığı tek kişi. Yarkın’ın uzun siyah saçları, zindanın karanlığında parlayan kanatlarının altında dalgalanıyordu. Altın sarısı gözleri, zindanın kasvetli havasına meydan okuyormuş gibi ışıldıyordu. “Kir,” dedi Yarkın, sesi hem yumuşak hem de kararlıydı. “Seni burada bulacağımı biliyordum.” Kir, şaşkınlığını gizlemeye çalıştı. “Burada ne yapıyorsun, Yarkın? Bu yer seni

