AYAZ SANCAK Tıpkı savaş öncesi bir operasyona gider gibi hazırlandım. Melek’in gözlerinden, dudaklarından, o sabaha dair tenini yakarak geçen dakikalardan uzaklaşmaya çalıştım. Yakınlaşmamız, mideme yumruklar atıyordu sanki. Teni öyle güzeldi ki kendimi zor tutuyorum. Neyse, şimdilik dur Ayaz... Ama içimde, onu koruma hissi artık görev tanımının ötesindeydi. Bu tehlike, onu bizden almaya kalkarsa… o zaman savaşın kuralı değişirdi. Brifing odasına sert adımlarla girdim. Siyah tişörtüm vücuduma tam oturmuştu. Silahımı belime takmış, omzuma da ince ceketimi atmıştım. Timin tamamı sırayla giriyordu içeri. Sinan, Oğuz, Volkan, Kadir, Cafer… Her biri sanki bir çelik parçasıydı ama yüzleri yorgun ve endişeliydi. Masanın başına geçtim. Masanın ortasında açılmış bir uydu haritası ve birkaç yazıl

