Eve gelince yol yorgunluğunu anlamış ve duşa girmiştim. Sıcak su biraz olsun beni rahatlatmıştı. Kapının sesiyle korktum . Serkan gelmişti. Çıplak duşu açıp içeri girdi.Onu görmeye tahammülüm yoktu ama madem söz vermiştim kendime sabretmeliydim. Yanıma yaklaşıp yanağımı öptü.
"Süreyya seni özledim karıcım." Omzumu kokladı. Tüylerim diken diken oldu. Midemin bulantısının geçmesi için hemen başka şeyler düşünmeye başladım. Aklıma ilk gelen Yavuz ve dudağının yanındaki gamzesi oldu. Dudaklarımı ısırdım. İçimden onu öpmek geçti. Öncesinde olsam kendimden utanır ve ayıp kabul ederdim. Gönlümden çıkıp giden Serkan'la artık ayıpta günahta değildi. Beni kendi elleriyle asmış cenazemi kaldırmıştı. Ona gönül bağımda vefa borcumda yoktu. Paramparça olan vücudumla ona olan tüm borcumu ödediğimi düşünüp hayallerime Yavuz' u alıp gülümsedim. Ona güldüğümü sanıp keyfi yerine geldi. Hemen belimden tutup dudaklarımı öpmeye başladı. Karşılık verdim çünkü öptüğüm Yavuz'du. Öyle yükseldim ki gerçekte onu öpmek nasıl diye kendimi sorguladım. Elleri kalçalarıma gidince bacağımın birini kaldırdım. Aletimi bacak arama sokmasıyla hemen boşaldı ve beni rahat bıraktı. Boşalmamıştım ama devam etmesini istemedim. Beni öpmek yalamak istedi dizlerinin üzerine çömeldi ama istemedim. Yorgun olduğumu söyleyip kaldırdım ve abdestimi alıp onu duşta yalnız bıraktım. Üzerimi giyip saçlarımı da kurutup kendime bir türk kahvesi yaptım ve alıp balkona çıktım. Saat çok geç değildi ama yine de hava biraz soğumuştu.Kollarımı birbirine doladım. Omuzlarıma konan ceketle başımı arkama çevirip baktım. Serkan giyinmiş bana ceket getirmişti. Sanırım üşüdüğümü anladı.
"Sana da yapayım mı? Canım çekti aslında bu kadar geç içmem ama ne bileyim ."
"Yok istemem sabah erken kalkacağım ya ben . Yatalım mı?"
"Kahvem bitince gelirim sen yat hemen arkandayım." Hoşuna gitmese de beni kendince rahat bırakıyordu. İçeri girdi. Başımı gökyüzüne kaldırıp dua ettim. Allahım bana güç ver sabır ver ne olur bu kötülüklerden kötülerden kurtulmamı nasip et dedim. Kahvemden son yudumu alıp mutfağa bırakıp banyoya geçtim. Dişlerimi fırçalayıp yatak odasına girdim. Uyumamış gelmemi beklemiş. Renk vermeden hemen üzerimdeki ceketi çıkarıp yorganı açıp içine girdim. Serkan'ın koynuna girince derin bir nefes aldı. Rahatlamıştı. Ondan uzaklaşmamı istemiyordu ama bana söz verdiği içinde şimdilik hiç bir şey yapamıyor ama bu onu daha da geriyordu. Sessizce gözlerimi kapadım ve uykuya daldım. Sabah alarmın sesiyle kalkıp hemen banyoya gidip işlerimi hallettim ve mutfağa geçip kahvaltı hazırladım. Odaya geçip Serkan'a seslendim ama kalkmadı yaklaşıp seslenmemle beni kucakladığı gibi altına aldı. Korkuyla bağırdım. Hemen dudaklarımı öptü. Altında huzursuzca hareketlenince yana kayıp kalkmamı sağladı.
"Kahvaltı hazır hadi geç kalacaksın." dedim. Hemen kalkıp işlerini halletti ve üniformasını giyinip mutfağa geldi. Kahvaltısını yaptı ve evden çıkmak için ayakkabılarını giyerken dışarı çıkacağımı marketten ev için gerekli olan malzemeleri alacağımı söyledim. İstemese de mecbur tamam dedi ve beni de öpüp gittii. Oh bee diye kendimi mutfağa zor attım. Yanında zoraki sevgi dolu sabırlı eş rolü yapmak çok zordu hele ondan bu kadar nefret edip tiksinirken iğrenirken sürekli bana temas etmesi katlanılamazdı. Ev içinde yapmam gerekenleri yaptığım için hemen üzerimi giyip dışarı çıktım. Küçücük bir yerdi zaten hemen her yeri yürüyerek dolaşıp sonrasında ise markete girip almam gerekenleri alıp eve doğru yürüdüm. Aldıklarımı yerleştirip tekrar evden çıktım. Aslında evde hiç durasım yoktu . Bir otobüse binip gidesim vardı. Ama doğru zaman şimdi değildi.Önce yapmam gerekenler vardı. Serkan'ı kendime deli gibi aşık edecek ve o en zirvedeyken çekip gidecek ve en dibe çakılmasını sağlayacaktım. O bana tam olarak öyle yapmıştı .Ona en inandığım zaman da kelimenin tam anlamıyla beni parçalara ayırmıştı. Onu affetmem imkansızdı ama bende onu parçalara ayırabilirdim. Tekrar dışarı çıkınca Polis evine gitmeye karar verdim. Masaya oturup garsonun gelmesini bekledim. Garsona "tatlı var mı ?"diye sorduğumda sütlacın az sonra çıkacağını söyleyince resmen gözlerimden kalpler fışkırdı. Hemen 2 tane sipariş verip beklemeye başladım. Garsonun elindeki tatlılarla çocuklar gibi sevinçle dudaklarımı yaladım. Masada bana bakan sütlaçlarla sevinçten neredeyse kalkıp dans edecektim. Kaşığı elime alıp dikkatli bir şekilde toprak güveci elime aldım sıcaklığını hissederek burnuma yaklaştırıp derince kokladım. Duyduğum yanık süt ve şekerin karamelize kokusu ile tüm duyularım şaha kalktı. Dudaklarımı yalayıp kaşığımı daldırdım ve tüm dikkatimle kaşığı ağzıma soktum. Dilimin üzerindeki o tatla kendimden geçmiş halde mmmmm diye sütlacı ağzımda emmeye damağımda ezmeye başladım. Kadifemsi dokusu hemen eriyen pirinci ve nişastanın yoğunluğuyla eşsizdi. Kaşığı ağzımdan çıkartıp gözlerimi açtım ve karşımda yine Yavuz'u görmem tesadüf müydü bilemedim.
"Yavuzzzz?"Ona ismiyle hitap etmemi beklemiyor olacak ki bariz bir şekilde şaşkınlığını yüzündeki mimiklerinden okudum.
"Efendim Süreyya."
"Burada ne işin var? Beni mi takip ediyorsun?"
"Yok artık bu tamamen tesadüf. Ben yemek yemek için buraya gelmiştim. Seni yine önünde sütlaç elinde kaşıkla görünce dejavu yaşadım. Gözlerime inanamadım. Bu arada oturabilir miyim?" yok artık biri görse.
"Şey biri görürse yanlış anlaşılmak istemem. "
"Haklısın ben düşünemedim özür dilerim. İzninle. "Yan tarafımdaki masaya oturup yine bana laf atarak konuşmayı sürdürdü. Hali hoşuma gitti ve gülümsedim.
"Nihayet . Gülümsemen için ne yapacağımı şaşırdım." Nasıl yani benim gülümsemem onun için çok mu önemliydi?
"Ben gülümsemesem ne olur ki? "
"Benim günüm güzel geçmiyor seni düşünmekten işime odaklanamıyorum ." Bu bir aşk itirafı mıydı?
Tatlımı bile unutmuş sanki mecbur gibi günebakanlar gibi ona dönmüştüm. Yüzünde öyle güzel bir ifadeyle bana baktı ki kalbim ona uçacaktı sandım.
"Bana böyle bakma Süreyya kendimi tutamam " tutmasındı ama zamanı değildi. Neden hep en doğru en yanlış zamanda karşısına çıkardı ki insanın? Yüzümü kendi masama ve masamdaki yenmeyi bekleyen sütlaçlara çevirdim bana sütlaçları bile unutturmuştu.
Bu nasıl olabilirdi? Elime kaşığı alıp tekrar bir kaşık aldım ama bu kez tadı aynı değildi başkaydı artık. Sütlaç bana hep babaannemi hatırlatırdı. Köye gittiğimizde hep taze sağılmış sütle yapar ve etraf hep mis gibi kokardı. Maşinga sobanın içine atar ve o yanık kokusu evi sarar beni mest ederdi. Artık sütlaç Yavuz kokuyordu. Benim için Yavuz'u ifade ediyordu. Daha bir aşkla yedim sütlacımı Yavuz'u yer gibi. Dudaklarımı her yalayışımda da dudaklarını yaladı. Ayrı masalarda ayrı tatlarla birbirimizi tadmıştık ve çok keyif almıştık. Telefonumun çalmasıyla ekrana baktım ve Serkan yazısını görünce biraz dikilip telefonu açtım.
"Efendim canım."
".................."
"Alışverişi ben yaptım eve bıraktım."
"..................................."
"Yok evde değilim yorgunluk kahvesi için Polis evine geldim.Kahvemi içip geçerim eve. "
"......................................."
"Tamam sen bilirsin evde görüşürüz."
"Serkan eve mi geçmiş?" benimle sohbet etmek istiyor. Bende istiyorum aslında ama yeri değil.
" Galiba bende kalksam iyi olacak. Merak etmesin."
"Seni bırakmamı ister misin? Hem biraz daha seni görmüş olurum." Neler oluyordu? Yavuz ne ara bu kadar cesur olmuştu? Bana yürümüyor koşuyordu.
"Teşekkür ederim gerek yok." Tersledim yoksa durmayacak gibi görünüyordu.
Hızla sütlacımı yiyip hesabı ödedim ve kalktım. " Size iyi günler." deyip yürürken, "Sana da Süreyya" dedii ve ayaklarım yere tutundu. Adımı bu kadar güzel hissetmemiştim. Tekrar yürümeye başladım. Polis evinden çıkınca yol kenarında bekleyen Serkan'la beni beklediğini anlayıp görmemiş gibi yürümeye devam ettim. Benim görmediğimi sanıp ara sokağa girdi ve beni kendince gizli gizli izlemeye başladı. Yolda durup bakkaldan ekmek aldım. Sonra bir pastaneden de tatlı alıp yola devam ettim . Eve gelip kapıyı açıp girdim ve elimdekileri mutfağa bırakıp üstümü giymek için yatak odasına girdim. Üzerime gecelik giyip saçlarımı topladım. Kırmızı rujumu sürüp bolca parfüm sıktım ve radyodan şarkı açıp eşlik ederek masayı hazırlamaya başladım. Yemeklerin altını açıp ısınmaları için bekledim. Salatayı hazır edip karıştırdım ve masaya bıraktım. Bardakları da koyduğumda masa hazır sadece servis kalmıştı. Kapının sesiyle bir kuş gibi cıvıldayıp mutluluktan uçuyor gibi mutfakta dans etmeye başladım. Güya kocamdan habersizdim. Ama beni izlediğini biliyordum ve istediğim tam olarak buydu. İyice kalçalarımı sallayıp kendimden geçmiş gibi dans ediyordum. Geceliğim arada havaya kalkıyor ama ben yine de dans etmeye devam ediyordum. Soyduğum meyveleri tabağa bırakıp bir tanesini de dudaklarımın arasına sokunca belime dolanan kollarla sabrının tükendiğini anladım. Evet istediğim kıvama geliyordu.
"Güzel karım günün güzel geçmiş anlaşılan Allah bozmasın sen hep böyle neşeli ol şakı evimizde. "senin olmadığın her yer evim bundan sonra..
"Tabiiki kocacım evimi gerçekten çok özlemişim. Birde burayı . Teşekkür ederim beni üzmediğin için. " Yürü be Süreyya kim tutar seni ben beni tutmam valla bana ne koşşşş ahahahahahah. Kendine iyice güven geldi.
"Güzel karım bir isteğin var mı?" evet beklediğim cümle.
"Serkan annem rahatsızmış bugün konuştuk biraz paraya ihtiyacı varmış bana biraz para verimisin yarın havale edeyim."
"Tabiii karıcım sabah çekip getiririm öğle arasında olur mu?"
"Tamam kocacım hadi gel en sevdiğin yemeği yaptım . Acıktım önce yemeğimizi yiyelim sonra da ben seni yiyeceğim. " Dudağımı ısırdım. Kendinden geçti. Hemen odaya gitti soyunmak ve yemek yemek için acelesi vardı paşamın. Yemekleri servis edip yemeğe başladım iştahım açılmıştı. Sanırım Yavuz'u görmek iştahımı açmıştı. Kendimi sıkınca bacak aramdaki ıslaklıkla başım döndü. Onu hayal edince gözlerim kendiliğinden kapandı.
"Güzel karım ne düşünüyorsun? Dudakların ısırmaktan şişmiş."
"HII HIIIMM . Canım çok istiyor öpsene beniii. Fitili ateşlemiştim. Yemeği unutup dudaklarımı öptü ve memelerimi sıkıp bıraktı. En son da böyle dokunmuştu. O anı düşünmemeye çalıştım ama içimden bir volkan kabarıyordu. Ellerimi aletine götürmemle kendini geri çekti ve bende üzerine gidip oturdum. İçime girmemişti. Biraz kalkıp üzerine oturdum. İçimdeydi ama hafif bir çıkıntı gibiydi. hiç bir şey hissetmeden ahlayıp vahlayarak sürtündüm ve boşaldı. Üzerinden kalkıp banyoya girdim. Beni öpmek dışında hiç bir şey yapmamıştı. Benim boşalmadığımı biliyordu ondan bir talepte de bulunmuyordum. Bana seslenmese de kendi kendine yediğini bildiğim için ses çıkarmadım. Hızla duş alıp üzerimi eşofmanlarımı giydim. Saçlarımı kurutup topladım ve sanki işimi halletmişim gibi masaya oturup çorbamı içmeye başladım. Sessizce beni izliyordu.Mutfaktan çıktı bende çay koydum yemeğime devam edip karnımı doyurdum. O geldiğinde tatlıyı tabağa koymaya uğraşıyordum. Kadayıf almıştım çünkü yeni şerbet vermişlerdi çok tazeydi. Hemen yanına da dondurma almıştım. Tabağın bir tarafına da dondurmayı koyup yemeye başladım. Serkan bana bakıyordu. Çatalımın birazını dondurma birazını tatlıdan batırıp Serkan'a uzattınca sevinçle yedi. Kalkıp biraz televizyon izledik ve uyuduk.Günlerimiz birbirinin aynıydı. Sıkıcı yalancı bomboş hayatım gibi bom boş günleri birbiri ardına asıp bakıyordum. Sanki yıllarca yaşamış gibi yorgundum. Yavuz'un annesi ve kardeşi gelmişti bir daha karşılşamamıştık. Belli etmesem de onu görebilmek için bir kaç kez daha polis evine gitmiş ama elim ve gönlüm boş eve dönmüştüm. Serkan ne yazık ki yanılıyor. Onu affettiğimi ve onu tümüyle kabullendiğimi düşünüyordu. Ara ara Serkand'an aldığım paralarla epey birikim yapmıştım.Kaynanam da moralim düzelsin diye altınlarımın çoğunu vermiş ama "sadece evde tak başınıza bela olmasın kızım "demişti. Haklıydı zatende takmıyordum. Buradan giderken bozduracak halimi görecektim. Canım ASYAM seni çok özledim. Seni seviyorum...