29.Görev

1707 Kelimeler
Ağrı ya geleli 3 ay olmuştu. Serkan artık her şeyin yerine oturduğunu sanıp tüm gardını indirmiş her şeyi bana sınırsız sunar olmuştu. Çok az kalmıştı gitmeme. Annemin telefonu yoktu ama Esma yengemi arayıp fırsatı olduğunda Asya'mla beni konuşturmasını istemiştim. Sağolsun beni kırmamış pazara gidiyorum deyip Asya'mın okul çıkış saatinde evden çıkıp beni aramış hatta görüntülü konuşturmuştu. Bu kadına çok şey borçluydum. Günün birinde her şey istediğim gibi olursa buradan kurtulursam Esma yengemi de yanıma almayı düşünüyordum. Bunu çoktan hak etmişti. Bu kadar güzel kalbi olan birinin öylesi sapkın ve saygısız bir ailenin yanında kalması haksızlıktı. Telefonu kapatıp Asyam'ı görmenin huzuruyla arkama yaslandım. Mutluydum. Esma yengeme para gönderiyor arada annemlere alışveriş yapmasını rica ediyordum. Anneme göndermiyordum çünkü babam arada geliyor ve kesin annemi dövüp elinden alacak diye korkuyordum. Kapının sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım kimdi acaba? "Kim o?" Kapıyı açmadan seslenmiştim. "Benim Yavuz açar mısın kardeşimi getirdim?" Ne alakaydı benim haberim yoktu. "Şey kusura bakma Yavuz ama Serkan bana bir şey demedi sizi içeri alamam." Telefonumu elime alıp baktığımda Serkan'ın mesajını gördüm sanırım ben telefonla konuşurken görmemişim. Hemen kapıyı açtım ve utanarak , "Buyrun" dedim. "Süreyya ,Serkan senin eve birini almanı yasakladı mı da sen kapıyı bile açmıyorsun? "Hemende fark etmişti. "Yok ben buralara yabancıyım ya tanımadığım kimseyi eve almak istemediğim için şey oldu."saçmaladım. "Ama beni tanıyorsun? " "Ama kardeşini tanımıyorum." O an kızın bakışları bana dönünce utandım. Gene saçmalamıştım. "Lütfen kusuruma bakma ben buraya yeni alışıyorum öyle her kapı çalana da kapımı açmıyorum kişisel almayın lütfen. Buyrun kapıda kaldınız buyurun içeri." diye elimle içeri gösterip kapıdan içeri girip kenarda geçmeleri için bekledim. Yavuz kardeşinin omzunu tutup itince kız ayakkabılarını çıkartıp Başıyla selam verip içeri girdi. Sonra da Yavuz ayakkabılarını çıkartıp gölgesini üzerime döküp yanımdan geçti. Kokusu burnuma dolunca kalbim gene salak gibi atmaya başladı. Bir gün kalbimin de canına okuyacaktım. Sanki ne varsa orman gibi kokuyordu işte adam ne olmuş yani. Kapıyı kapatıp salona geçtim. Yavuz bildiği için kardeşini direk oraya yönlendirmiş olmalı. "Hoşgeldiniz ben Süreyya " elimi kıza uzatmış yüzüne bakıyordum. Oda bana bakıyordu bir süre bakıştık sonra elini uzatıp tokalaştık. "Hoşbulduk. Kusura bakmayın sizi de rahatsız ettik. Aslında böyle çat kapı bir yere gitmeyiz ama ağabeyim anlamadığım bir şekilde seninle tanışmam için beni buraya getirdi. Şimdi anladım gerçi ama neyse bende Elvan." dedi. Söylediklerini kafamda tekrar edip ne alaka ? dedim. "Bende hoşbuldum Süreyya nasılsın daha iyi misin bu aralar daha iyi görünüyorsun. Yüzüne kan gelmiş gibi sanki ışığını da yavaş yavaş bulacaksın gibi. Sadece etrafına daha dikkatli bak hemen önünde olabilir ." Bunun derdi neydi? "Sağol Yavuz daha iyiyim sanırım buraya alışmaya başlıyorum." "Çokta alışma yakında gideceğiz." dedi kısık sesli ama sanırım sadece ben duydum. Kaşlarım havada ona bakakaldım. Duyduğumu anlamadı sadece gülümsemekle yetindi. "Siz ne zaman geldiniz? Serkan bir şey söylememişti?" "Aslında 1 aydır buradalar ama Elvan evden pek dışarı çıkmak istemediği için bende zorlamadım ama baktım olacağı yok bende sana getirdim. Sonuçta yaşlarınız yakın bence birbirinize yoldaş olabilir anşalabilirsiniz." Delirmiş olmalıydı ilk gördüğüm kızla nasıl yoldaş olacaktım ki. Hoş güzel bir kızdı benden biraz uzun zayıf esmer güzeli uzun siyah saçları siyah gözleriyle kuzgun gibi gelmişti gözüme farklı ama güzel.Bakışları yaralıydı sadece . "Kahveleinizi nasıl alırsınız? Mağlum 40 yılı garantilemek lazım" dedim gülümseyip ayağa kalkarken. "Bence 40 yıl az bir ömrü garantileyelim " dedi . Yavuzun dilinin bağı çözülmüştü. "AA Süreyya yarın akşam annem seninle yani sizinle tanışmak için sizi bize akşam yemeğine davet ediyor. " dedi Elvan ama Serkan'a söylemeden evet diyemezdim. "Serkan'la konuşayım da bakarız. " demekle yetindim. "Kahveleri nasıl istediğinizi söylemediniz?" "BENİMKİ TUZLU OLSUN...." DONDUM KALDIM. "Ağabey lütfen kendine gel." "Tamam sustum ben sade içerim ama Elvan şekerli içer. " "Tamam." deyip ayaklarımı zorla hareket ettirip mutfağa girdim . Tezgaha tutunup bir süre bekledim. gecikirsem ayıp olur diye hemen cezveyi suyu kahveyi koyup altını yaktım. Tepsiyi de hazır edince kahveleri koyup Elvan'ınkinin içine bir tane kesme şeker atıp karıştırdım. Köpüğü kırılsa da fena değildi. Yanına evdeki en sevdiğim çikolatalardan koyup içeri geçtim. İki kardeşte telefonlarına bakıyorlardı.Benim gelmemle ikisi de telefonlarını bırakıp bana döndüler. Sanki yaramazlık yapıp yakalanan çocuklar gibi hemen telefonlarını bırakmaları komiğime gitti ve dudaklarımı ısırdım gülmemek için. "Gül gül içinde kalmasın haklısın ama seni beklerken canım sıkıldı içeri gelecektim ama Elvan yakışık almaz dedi ne yapayım dikkatimi dağıtmak için tek elimde telefon olunca ona baktım." Kendini bir çırpıda açıklamıştı ama neden yanıma gelmek istedi ve Elvan neden engel oldu kafam karıştı. Tepsiyi uzatıp almalarını bekleyip yerime oturdum.Sessizlik içinde kahvelerimizi içtik. "Şey Süreyya neleri seversin annem sormamı rica etti de ." neden ki? Anlamayarak yüzüne baktım. "Şimdi siz ilk geliyorsunuz ya ne severseniz onları hazırlamak istiyormuş."hıımmm. "Şey ben pek ayırmam ne olsa yerim sağolsun düşünmüş ama zahmet etmesine gerek yok. Bir kap çorbada olsa olur. Maksat ne yediğimiz değil zaten. " İki kardeşte yüzüme baktılar. "Ama ille bir şey yapacaksa SÜTLAÇ yapsa olur mu ?Anne sütlacı böyle yanık yanık ."dudaklarımı yaladım. Aslında aklımdan geçen başkaydı ama vücudumun tepkisine ben bile şaşırdım. Utanıp başımı eğdim çünkü kızaran yanaklarımı görmesinler istiyordum. "Tamam ben anneme derim zaten sütlacında çok iyi yapar. " "Biliyorum çok güzel yapmış." diye mırıldandım.Kıs kıs gülünce başımı kaldırıp yanağındaki gamzeye takıldı bakışlarım. Elvan'ın "Ağabey!! " demesiyle kendime gelip hemen duruşumu düzelttim. Hızla kahvesini yudumlayıp ayağa kalktı Yavuz. "Kahve için teşekkür ederim Süreyya artık bir dahakine de tuz...." "Ağabeyyy yaaa!!!" "Tamam Elvan sakın beni konuşturma bakalım. Eline sağlık görüşürüz Allaha emanet. Eve geçmek istediğinde beni ararsın seni almaya gelirim tamam mı Elvan?" dedi bir şey ima etti ama anlayamadım. "Tamam canım hadi güle güle." Yavuz'u resmen evden kovdu. Oda istemeyerek evden ayrıldı. Gidip gidip arkasına dönmüş beni güldürmüştü. Çocuk gibiydi koca adam. Gülümseyerek içeri girdiğimi gören Elvan, "Hayırdır yüzünde güller açıyor ne oldu? "diye sorunca aptallığıma kızdım. "Yok bir şey aklıma bir şey gelmişti de ona güldüm dedim. "Ehh iyi madem. EE anlat bakalım siz nasılsınız Serkan abiyle o biraz bir tuhaf ama ?" Hakkında ne biliyordu ki? "Bilmem iyiyiz herhalde alışmaya çalışıyoruz birbirimize. Biraz kıskanç biraz sorunlu yani bir tuhaf ne bileyim iyi biri gibi de bilmiyorum işte." bu kızı daha 1 saattir görüyorum ama sanki yıllardır hayatımda gibi neden her şeyimi anlatıyorum ki? "Seni anlıyorum bende alışıyorum sanmıştım ama adam beni arkadaşımla aldatıyormuş. Kız bana söylediğinde kızmış iftira atıyorsun demiştim ama arkadaşım seni haketmiyor bırak demişti. Sonra arkadaşımla kavga edip "Seni seviyorum sana yakın olmak için onu kullandım" deyince bende onu özgür bıraktım. Ama sonra ne oldu biliyor musun? Beni de sevdiğini söyledi. Çok komik değil mi? Birini hayatına kabul ediyorsun ama seni sevmiyor sadece kullanıyor ve sonra sen gidince de ardından seni seviyorum diyor. Bu karaktersizliğin kaçıncı boyutu acaba? Ağabeyim en başından onaylamamıştı . Ben ısrar etmiş birbirimizi seviyoruz demiştim. Ama benim gözümü öyle boyamıştı. Sonra işte buradayım. Ağabeyim senden bahsetti seni görene dek saçmaladığını söylemiş ve ona kızmıştım. Ama seni görünce ona hak verdim.Haklıymış" Benden mi bahsetmiş ne demiş olabilir ki? "Merak etme kötü bir şey demedi. Sadece "biri var ondan çok etkilendim arkadaşımın karısı yaptığım şerefsizlik ama kendime engel olamıyorum. Aylardır rüyalarıma giriyor ve onu görene dek inanmamıştım ama halini görünce kesin memlekette bir şeyler olmuş" demişti. Senin memlekette olduğun dönemde rüyalarında sürekli seni görüyormuş karanlık bir odada mahsur kalmışsın üstün başın yırtık pırtık yara bere içinde yatıyormuşsun.Sana ulaşmak için çabalamış ama sen karanlıklar içinde kaybolmuşsun. Bir kaç kez eşini aramış ama eşinde biraz rahatsızlandığını kendinin de tedavi gördüğünü söyleyip geçmiş. Yanına da gelemeyince epey bir evham etmiş. Seni görünce artık uzak kalmak istememiş. Hatta biz buraya biraz da sizin için geldik. Çünkü ağabeyim aklını kaçırmış gibiydi. Sizi polis evinde mi ne görmüş halin hiç iyi değilmiş. Sana orada bir şey olduğunu söyledi ve delirmiş gibiydi. Serkan ağabeyi dövecekti annem aht etti anca öyle durdu bizde zaten 2 gün sonra hemen geldik annem çok korkmuştu Serkan abiye zarar verecek başı yanacak diye." Anlattıkları benim rüyalarımla örtüşüyordu ve ben ağladığımı anlamayarak Elvan'a bakıyordum. "Ağlama abim görürse yıkar başımıza dünyayı" dedi. Yapar mıydı ki? Benim için beni korumak için yapabilir miydi? "Elvan sen neler diyorsun?" dedim inanamayarak. "Söylediklerimin hepsi doğru Süreyya. Ağabeyim galiba sana aşık ve çok seviyor. Senin Serkan abinin karısı olmanı bile umursamıyor. İstediği sadece sen ve senin mutluluğun. Artık yüzün gülsün seni böyle görünce dünyayı ateşe verecek diye ben korkuyorum." "Elvan Yavuz'un başı derde girsin istemiyorum. Serkan çok tehlikeli biri göründüğü gibi değil. Benden uzak durmasını söyle abine." Korkmuştum. Elvan izin isteyip yarın beklediklerini söyleyip ağabeyini aramış. Yavuz hemen gelip görüşürüz diyerek gözlerimin içine bakarak Elvan'ın zorlamasıyla zorla gitmişti. İçimde kıpır kıpır eden duygularımı rafa kaldırıp Serkan'la ilgilenmeye başladım. "Süreyya Elvan nasıl toparlamış mı biraz?" ağzımı arıyordu. Benim bugün ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. "Bilmiyorum ki öncesini bilmiyorum ama bugün biraz sessizdi. Ama biraz sohbet ettik biliyor musun? arkadaşıyla aldatmış kızı sonra da kız nişanı atınca seni seviyorum demiş çok sinir bozucu. Neden erkekler sevmeyi bilmezler ki? birini sevmek onun üzerine titremek olmalı onu kırmaktan üzmekten korkmak olmalı. Onu güldürmek mutlu etmek için çabalamak olmalı." Konu Elvandan açılmıştı ama söylediklerim Serkan'ın hoşuna gitmemiş olacak ki sessizce beni dinliyordu. İçimden geçenleri ona ilk kez böyle açıkca ifade etmem onu epey şaşırtmıştı. Beni küçük cahil hiç bir şey bilmeyen düşünmeyen biri sanıyordu galiba. Ama yanılıyordu. "Bu arada Elvanın annesi bizi yarın yemeğe bekliyormuş sana sormadan bir şey demek istemedim. " "Tamam gideriz karıcım sorun değil en azından seninde burada konuşabileceğin birilerinin olmasına sevindim. Ben yarından sonra göreve gideceğim birde seminere katılacağım. Sanırım 10 15 gün kadar sürecek Önce Erzuruma gideceğiz oradan da Ankaraya geçekmişiz. Haberin olsun ona göre kıyafet vs hazırlarsın." "Tamam canım ben yarın gündüz hepsini hazır ederim." "Gel bakayım sen buraya seni uzunca bir süre göremeyeceğim " deyip dudaklarını boynuma bastırıp öpmeye başladı. Kendimden itmek istesem de yapamadım. Sonrasında biraz memelerimi sıkıp beni yatak odasına götürdü. Yatağa uzatıp elbisemi yukarı çıkarttı ve bacak arama dokundu her dokunmasında irkiliyordum çünkü o günkü görüntü hala gözlerimin önünden gitmiyordu. Kendi soyunup bacak arama geçmesiyle hemen içime soktu bir iki git gelden sonra boşaldı. Kendine kızmış halde üzerimden kalkıp banyoya girdi. Elbisemi düzeltip kendimi sildim ve tuvalete gittim. Kendimi yıkayıp mutfağa geçtim. Hiç bir sorunumuz olmasaydı da bu evlilik böyle gitmezdi. Ben de olsam bir başkası da olsa gitmezdi. Kendime kahve koydum .Balkonda oturup içiyordum. "Bu ara çok kahve içiyorsun? " "Hımmm tadını seviyorum." "..................." "Sende ister misin? "Yok ben istemiyorum sen devam et." "İnsanın en büyük hatalarından biride, doğru zamanı yanlış kişilerle doldurmaktır...„ diye okumuştum bir kitapta ne kadar doğru bir söz olduğunu hayat bana uygulamalı gösteriyordu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE