43.Sepet Sepet Yumurta

1955 Kelimeler
Doktorum her gün yumurtalarıma bakmış sadece 3 kez göbeğinden iğne vurulmuştum. 11. günün sonunda bana çatlatma iğnesi vurulacağımı saat gece 10 da olması gerektiği söylendi. Gece hastaneye gelip vurulabilirmişim. Tamam deyip doktorumun yanından ayrıldım. Serkan'la da 3 gün beraber olmayacaktık. Ertesi günde 11 de yumurtalarım toplanacakmış. Çok komik bir durumdu. Eczaneden iğneyi alıp gece hastaneye gidip vuruldum ve o gece pek konuşmadan erken yattık. Sabah doktorun dediği gibi saat 10:45 te doktorun odasının önündeydik. Beni içeri aldılar Serkan başka yere gitti bana ne yaptığını yada durumunu söylememişti. Bende zaten bildiğim için sormuyordum .Üzerimi çıkartıp önlük giyerek sedyeye yattım benim gibi 8 kişi daha vardı hepimiz heyecan ve korku karışımı bekliyorduk sırayla aldılar ben 5 . sırada girdim. Sedyeye yatınca kolumdan damar yolu açtılar ve doktorum sohbet etmeye başladı. Yaşım kaç ?memleketim ?eşimi seviyor muyum? derken ben uyumuşum. O kadar güzel bir uykuydu ki birinin adımı söyleyip yanağıma dokunmasıyla gözlerimi zor açtım. "Süreyya hanım Süreyya hanımmmm" "Efendim" "Süreyya hanım iyi misiniz? Ağrınız sancınız var mı?" kendimi dinledin karnım ağrıyordu ama dayanamayacağım kadar değildi. "Yok çok ağrımıyor." dedim. Tamam deyip yanımdan ayrıldı. Odada 6 tane yatak vardı 2 tanesi boş herkes sersem gibi sağına soluna bakıyorlardı. Hepsi benden büyüktü buradaki kadınların ben çok küçük kalıyordum yanlarında. Hemşire sırayla hepimize yardım edip bir saatin ardından ameliyat sıramıza göre giyindirip dışarı eşlerimizin yanına götürdü. Doktorumuz ameliyat öncesi eşimizden sperm alacağını gerekli işlemle tüp bebek yapıp 24 saat bekleyeceklerini gerekli bölünme sağlanırsa bizi çağıracağını ve yumurta transferi yapılacağını söylemişti. Hepimizin gözü hemşirenin üzerinde ağzından çıkacakları bekliyorduk. "Bu akşam banyo yapabilirsiniz ama özel bölgenize mümkün olduğunca sadece su ile yıkayın. ve lütfen eşinizle birlikte olmayın. " Utandım... Hepimiz tamam deyip ayrıldık. Narkozun etkisiyle sarhoş gibi etrafta dolaşmak istemediğim için uyumaya karar verdim. Serkan sıkılmış olacak ki "ben dışarıdayım" deyip odadan çıktı. Bende hazır o yokken Esma yengemi aradım. Asyam'ı görmek istediğimi söyledim. Müsait bir anda aramasını ama Serkan olursa ona göre konuşacağımı söyledim. Serkan yengemle konuştuğumu bilmiyordu. Uykuya dalmam çok kolay olmuştu ama kolumun acıyışıyla gözlerimi açmam canımı sıkmıştı. Serkan kolumdan tutmuş beni sarsıyor uyandırmaya çalışıyordu. Sanırım aldığım narkozu atamadığım için çok derin uyumuştum.Beni kaldırmak için epey uğraşmış olmalı ki gözlerinde gördüğüm korku ve panikle bana kızdı. Durumunu anlayıp ses etmedim.Yemek yemek için aşağı indik. Ben çok bir şey yiyemedim uyku sersemi olduğum için. Serkan bayağı iştahlıydı. Bir süre çay kahve içip televizyona baktık oturma alanında sonra da odaya geçip yattık. Ertesi gün beklemekten sıkıldığımız için biraz dışarı gezelim diye hazırlanıyorduk ki hemşire arayıp hemen gelmemizi söyledi. Korkuyla hemen hastaneye gittik. Doktorumun yüzü gülüyordu. "Süreyya hanım yumurtalarınız o kadar sağlıklı ve bereketliydi ki 32 tane yumurta topladık sizden . Maşallah sepet sepet yumurtlamışsınız. İyi ki size fazla iğne yapmamışız. Şimdi gelelim asıl meseleye. Serkan bey sizden aldığımız 9 tane sperm hücresini Süreyya hanımın sağlıklı 24 tane sperminin en kalitelileri ile dölledik. Ancak sizin sperm kaliteniz çok iyi olmadığı için sadece 3 tanesi bölündü bu akşam takip edeceğiz eğer bu şekilde devam ederse size yarın transfer için çağıracağım. " dedi. Serkan'ın alı al moru mor oldu. Doktor Serkan'a işe yaramazsın dedi beni de övdü de övdüüü. İçimin yağları eridi valla içim bir genişledi ki ilahi adalet. Sağlıklı olduğumu doktorun bana söylemesiyle Serkan'ın yalanı da ortaya çıkınca çok bozuldu çatılan kaşları hiç düzelmedi. Sevincimden çok mutlu oldum ve doktora teşekkür edip yanından ayrıldık. Dışarı çıkmamızla beni duvar dibine çekip , "Bana bak Süreyya doktorun sözlerine kanıpta sakın beni işe yaramaz göreyim deme. "Ne diyordu Allah aşkına ne işe yaramazı? "O nereden çıktı? Neden öyle düşüneyim? Hem sevinmen gerekmiyor mu? Bak ne güzel yumurtam tutmuş .İnşallah doktorun dediği gibi bölünürse yarın hemen bebeğimize kavuşuruz." dedim ki öyle olsun istiyordum. "Çocuk olur yada olmaz ama bunun müsebbibi ben değilim bunu aklına sok." anlaşılmıştı derdi. Sorunun onda olduğunu söylememi istemiyordu. Bana neydi neyse neydi. Sevinçle birbirimize sarılmamız gereken anda bile beni sorgulayıp tehdit ediyordu. Takdire şayan kocamla gülümsedim. Halime sinir olup kolumdan tutup dudaklarını kulağıma yaklaştırıp " Bana bak komik olan ne haa niye sırıtıyorsun?" dedi. "Serkan biliyor musun şuan sevinmeli birbirimize sarılıp ağlamalıyız.Biz ne yapıyoruz dersin. Gülüyorum ağlanacak halimize kocacım" dedim gözümden bir damla yaş akarken. Benim o halimi görüp şaşırdı ve bir adım geri gidip yüzüme dikkatle baktı. Bu kez sarılmak için yaklaştı ama izin vermedim. İstemiyordum ondan gelecek sevgi de şefkatte eksik olsundu. Arabaya yürüyüp yanında beklemeye başladım. İstemesem de içimden inşallah yumurtaların hiç biri bölünmez ve bu iş burada biter bende benim bebeğim olmuyor diye bu işten kurtulurum diye geçiriyordum . Çektiğim onca acıya rağmen bebek fikri o anda aklıma bile gelmedi. Allah bir şeyi vermiyorsa yada olmuyorsa istenen belki de hayırlı değildi. Gerçi "daha iyisine hazırlıyor "derdi babaannem bilmiyordum bekleyecek ölmezsem eğer yaşayıp görecektim... Aradan 24 saat geçmeden doktorumuz bizi arayıp sadece 2 yumurtanın kaldığını 3. yumurtanında durumun kötü olduğunu söylemişti. Serkan'ın spermi yumartamı döllemiyordu ve bunu duymak Serkan'ı delirtiyordu. Doktor hemen gelirsek transferi yapacağını söyleyince hemen gittik. Beni yine ameliyat gibi giydirip o tuhaf masaya yatırdılar bu sefer narkoz vermediler sadece doktorum ultrason eşiliğinde içime önce o maşa gibi şeyi sonra da büyük bir iğne ve ucunda serum hortumu gibi ama daha ince bir şeyi soktu. Ultrasondan görüyordum ekran biraz bana dönüktü. Doktor elindeki şırıngayı yavaşa sıkınca içinden iki tane nokta içime düştü. Sonrada içimdeki her şeyi çekip çıkarttı. Sedyenin altını takıp yarım saat yatmamı söyleyip sonra da çıkabilirsiniz dediler. Hemşiremiz " Cinsel ilişki yok banyo 2 gün sonra yapabilirsin. Mümkün olduğunca kendini yorma stresten uzak dur ve sağlıklı beslen ve 14 gün sonra da tekrar gelin ve gebelik testi yapalım" dedi. Heyecanla arabanın arkasına yattım yavaş yavaş polisevine gittik O gün orada kaldık ertesi gün sabah Serkan her şeyi toplayıp arabaya bindik ve 2.5 saatlik yolu 4 saatte geldik ben gene yattım eve gelince. Ayağa kalkmak istemedim. Serkan da zaten kaldırmıyordu. Dışarıdan pide falan söylemişti. Yemeğimizi yiyip bana verilen ilaçları alıp uyudum. İki gün sonra banyomu yaptım ve rahatladım. Sonra Elvan arayınca rahatsız olduğumu söyledim. Gelmek isteyince müsait değilim olursam söyleyeceğim diyerek telefonu kapadım. Onu özlemiştim aslında Elvanla konuşmakta istiyordum ama şu halde doğru gelmiyordu.Serkan 3 gün sonra işe başlamış yine geç geliyordu eve . O evde olmadığı için zorla kalkıyordum. Korkuyordum galiba bir şey olacak diye. Her ne kadar bebek olmasın desem de annelik sanırım düşünceyle başlayabilen bir şeydi.Bir hafta sonra evde dolanırken bacak aramdan bir ıslaklık hissettim. Adet olmayacağıma göre bu neydi? Korkuyla banyoya geçip hemen çamaşırımı indirdim ve gördüklerimle korkuyla hemen bacak arama peçete koyup çamaşırımı çektim ve odaya gidip Serkan'ı aradım. Lanet olasıca açmıyordu telefonu. Tekrar tekrar aradım ama açmıyordu. Deli olacaktım. İş yerinin numarası yoktu arayamazdım bende başkası olmadığı için Elvan'ı aradım.hemen açtı sesimdeki telaştan ne olduğunu sorduğunda "Kanamam var buraya gelir misin ? Serkan'a ulaşamıyorum hastaneye gitmem lazım ve yalnız gitmek istemiyorum." dedim. "Hemen geliyorum" deyip telefonu kapadı. Ben hemen çamaşırımı pedimi falan halledip çantamı montumu aldım kapıdan çıkıyordum ki Elvan ve Yavuz yukarı çıkıyorlardı. Şşakınlığıma şaşırıp "Hadisene ne bakıyorsun?" diyen Elvan'la hemen hareket ettim ama kanamam çoğalınca başım döner gibi oldu merdiven korkuluklarına tutundum. Üç katı nasıl inecektim? Korkuyla aşağıya bakarken "İzninle Süreyya ama işimiz acil senin sağlığın söz konusu özür dilerim" deyip daha ne oluyor demeden beni kucakladığı gibi hızla merdivenleri inmeye başladık. Korkuyla düşmemek için boynunu sıkıca sarılmıştım. Karnım ağrıyordu ama Yavuz'un kokusuyla uyuşmuş halde sadece onun yandan yüzüne bakıyordum. Sanki kucağında ben yokmuşum gibi bir nefeste inmişti merdivenleri. Elvan'ın arabayı hemen açmasıyla beni arka koltuğa yatırdı ve Elvan'a yanıma gelmesini söyleyip kafamı kucağına bırakıp öne geçti. Arabayı dikkatli ama süratli kullanıp hemen hastaneye geldik. Beni yine dikkatle kucaklayıp hemen sedyeye bırakıp "DOKTORRR!!!! "diye bağırarak herkesi başımıza topladı ve herkesin odağı ben oldum. Hızla sorunumu sorup anlatınca önce şaşırsalar da hemen müdahale ettiler. Kadın doğumcu gelip muayene etti alttan bakamadığı için ultrasonla bakıp " keselerden birisi düşmüş" dedi . Yani iki bebekten biri tutunamamıştı. Tek bebeğim kalmıştı ama onunda ne olacağı belli değildi.Üzülmüştüm onca acıya değsin diye düşünmüştüm ama galiba olmayacaktı. Hemen serum takıp beni bir odaya aldılar. Başımda Elvan ve Yavuz'la beklerken doktor içeri girdi. "Yavuz bey eşiniz bebeklerinizin birini düşürmüş. Daha doğrusu keselerden biri rahime tutunamamış. Ama merak etmeyin diğeri şimdilik iyi gibi duruyor bekleyip göreceğiz çok geçmiş olsun " deyip çıktı.Nutkum tutulmuş halde dondum kaldım. Doktor eşiniz dedi ama ne Elvan nede Yavuz hayır demediler itiraz etmediler. O sırada çantamdaki telefonum çaldı. Çantam komodinin üzerindeydi. Yavuz yakın olunca çantamı alıp bana uzattı. Telefonu elime alınca arayanın Serkan olduğunu anladım.Telefonu açıp "Aloo " dedim. "Sen neredesin Süreyya? " "Şey ben biraz....." "Beni aramışsın bişey oldu diye eve geliyorum ama sen evde yoksun? Nereye gittin? "Sesinin ayarı yoktu bağırıyordu ve Elvanla Yavuzda gayet net duyuyorlardı. Utancımdan kendimi sıkıyordum. "Ben hastanedeyim rahatsızlandım sana ulaşamayınca Elvan'ı aradın onlar beni getirdiler şimdi serum taktılar." dedim. "Sen neden bahsediyorsun? Ne rahatsızlanması? Sabah bir şeyin yoktu ne oldu birden? Hem sen niye Elvan'ı arıyorsun beni beklesen ölür müydün? Bu kadar acil olan ne?" O kadar seri ve kızgın soruyordu ki cevap verecek vakit tanımamıştı bana. "Serkan istersen buraya gel doktorla konuş acil olup olmadığına o zaman kendin karar ver." deyip telefonu kapadım. Biraz daha konuşsa ağlayacaktım. Dudaklarım ısırılmaktan morarmıştı. Yavuz'un sinirlendiği sıktığı yumruklarından belliydi. "Ben dışarıdayım" dedi kızgın ve öfkeli sesiyle. "Tamam ağabey ben buradayım sen merak etme " diye cevap verdi Elvan. Ne oluyordu? Yavuz neden merak edecekti ki? Bir süre hiç konuşmadık ama belli ki Elvan sormadan rahat edemeyecekti. "Süreyyaa Serkan ağabey sana hep böyle mi davranıyor?" "Nasıl yani?" "Böyle işte hiç gibi .İnsan karısına önce ne oldu ? nasılsın? der o sana bağırdı durdu bu nasıl iş?" haklıydı ama nasıl açıklayabilirdim ki? "Bana ulaşamamış ya ondan herhalde "dedim gülümseyerek. "Yaa ya eminim öyledir." dedi inanmamıştı bende olsam inanmazdım. Bir süre konuşmadan bekledik. Kapı pat diye şiddetle açıldı ve Serkan gözlerinden alevler çıkararak yanıma geldi. Ben geçmiş olsun diyecek bana sarılacak diye beklerken yanıma gelip kaşları çatık halde elini görmemle bana sert bir tokat attı. Elvan "AAAAAAA" diye bağırmasıyla yaptığı şeyi fark edip yana düşen başımı hızla çevirip gözlerinin içine baktım. Bende en az onun kadar kızgın ve öfkeliydim. "Elvan bizi yalnız bırakır mısın?" dedim Serkan'la yalnız kalmalı ve hesaplaşmalıydım. "Ama süreyya senn nasıl?" gitmiyordu Allahtan Yavuz yoktu iyice rezil olacaktım. "Lütfen bunu karı koca olarak halletmeliyiz lütfen dışarı çık" dedim. İstemeye istemeye çıktı ve kapıyı kapadı. "Sen nasıl buraya Yavuz'un kucağında gelirsin? Sen benden istediğini almadın diye Yavuz'a mı yanaşıyorsun yoksa?" Duyduklarıma kulaklarım inanamadı ve kendi içinde bir kez daha duymaya çalıştı ama kelimeler netti.Bana olanı biteni sormuyordu da suçluyordu. "Serkan laflarına dikkat et sonrasında özür dilemek zorunda kalma "dedim genelde hep öyle oluyordu. "Bana bak sabrımı zorlama kadın ." "Bana ne olduğunu sorsana sen neden buradayım? Neden kolumda serum var? İyi miyim? Neyim var?" kızmıştım ve sesimin ayarını kontrol edemiyordum. "Bana bağırmayı kes. Haklı gibi bana sesini yükseltme yoksa çok güzel kısarım." "Serkan Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın. Ben bugün bebeğimin birini düşürdüm. Belki de kanamadan ölecektim. Sen bana ne olduğuyla değil de Yavuz'un beni kucaklamasını mı düşünüyorsun? Kan kaybından dolayı bayılmak üzereyken beni kucakladı evet aşağıya inemiyordum çünkü bana yardım etti anladın mı yardımmmmmm. Sonra da sana ulaşamadığım için başımda beklediler iki kardeş. Sen nasıl bir insansın ya? Sen nasıl bir insansın? Benim halimi görmüyor musun? Çok mu zor nasılsın karıcım Süreyya? Ne oldu? demek senin derdin ne neyin hesabını yapıyorsun? "Kendimi daha fazla tutamamıştım. Başımı çevirdim ve ağlamaya başladım. Yüzünü ne göresim vardı nede sesini duyasım. "Dışarı çıkar mısın? Seni görmek istemiyorum " dedim gözyaşlarımın arasında. Sessizce put gibi durmuş bana bakıyordu. Ne gidiyordu nede yanıma gelip özür diliyordu arafta gibiydi. Sonra bir adım atıp kapıya gitti sora geri döndü ama sonra kapıyı açıp dışarı çıktı. Kendimi tutamayarak sesli sesli ağlamaya başladım. Gücüme gitmişti. Bu iki etmişti bir kez daha vurmuştu hak etmediğim zaman şimdi de vurmuştu. Hesabı kabarıyordu . Bana davranışları sözlerinin altında kalmaktan nefes alamıyordum. Üstelik bu sefer Elvan da görmüştü şimdi ne desem dinlemeyecek beni iyice göz hapsine alacaktı. Utanıyordum tüm her şeyimle utanıyordum...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE