O berbat günün üzerinden 10 gün geçmişti iki gün sonra adetim olacak ve iki gün sonrada tekrar Erzurum'a gidecektik. Ne yapılacak bilmiyordum ama yumurta takibi olacağını duymuştum. Nasıl takip edecekler bilmiyorum ama korkmaya başlamıştım. Serkan benden yine ve yine özür dilemiş bende zaten benim için hiç bir şey ifade etmediği için he he deyip geçiştirmiştim. Onun fazladan ettiği tek kelimeye tahammülüm yoktu. O yüzden küserek karşımda cır cır konuşmasındansa he deyip geçiyordum. Yeter ki sesi soluğu çıkmasındı. Yemini suyunu verirdim biterdi.
Adet olmuştum ama bu sefer ilginç bir şekilde daha ağrılı daha sancılı olmuştu. Resmen tüm gece uyuyamamış sabahı salonda etmiştim. Yanımdan ayrılmayacaksın kural 1 diyen kocam fosur fosur uyumuş ağrıdan kıvranmamı da kale almamıştı. Sabahına Erzuruma gideceğimiz için eşyalarımızı ayarlayıp arabaya binip yola çıktık. Kanamam artmış sancım ise dayanılmaz olmuştu. Hastaneye gelir gelmez hemen tuvalete girdim ped dolmuş çamaşırıma geçmişti kan. Hemen Serkan'a seslenip valizi yanıma aldım ve çamaşırımla beraber pedi çöpe atıp yenisini giydim. Hemen doktorun yanına gittik . Randevu saatimiz geldiği için hemen girdim . Yine o lanet masaya yattım ve yine doktor içime o maşa gibi olan şeyi soktu. Canımın acıyışıyla biraz ahlayınca doktor yüzüme baktı.
"İyi misiniz?"
"Şey çok sancım var kanamam normale göre daha çoğaldı." dedim.
"Bu çok normal ,bazı hastalarımız rahim filminden sonra tüplerdeki tıkanıklık yada yamukluk vs den dolayı hemen hamile kalabiliyorlar. Sizin de vulvanız da bir sorun yok. Vulvanız sağlıklı ve tüplerinizde tam açılınca yumurta atımı hızlanmıştır. Sancı sebebi bu olabilir. Şimdi yine ultrasonu kullanacağım lütfen kendinizi kasmayın canınız yanmasın " dedi. Bu doktorunda yaptığı her şeyi açıklaması beni rahatlatıyor biraz sakinleşiyordum ama her geldiğimde özel bölgemi açıp bakmaları çok canımı sıkıyor acayip utandırıyordu. Bari bir kusurum olsaydı. Doktor içime o şeyi sokunca yavaşca sağ tarafıma eğdi ekranda bir şeyleri işaretledi. Daha sonra da sola doğru eğdi ve yine ekranda bir şeyler işaretledi. " Süreyya hanım eşinize de söylemiştim vulvanız kusursuz her hangi bir kist miyomunuz yok. Doğal olarak uygulayacağımız tedaviye hemen cevap vereceğinizi düşünüyorum. Aslında eşinizin sperm testine henüz bakmadım normal şartlarda siz rahatlıkla hamile kalabilirsiniz. Eşinizle bu konuyu tekrar konuşmamı ister misiniz?Boşu boşuna size hormon vermeyelim." dedi . Ne iyi insanlar vardı adam beni benden daha çok düşünüyordu. Hem yaşımı hemde sağlık durumuma bakıp gerek görmedi ama eşim beni darlayacak ya bakalım bugün ne yalanlar dizecekti? Daha sonra içimden yavaşca aletleri çıkartıp kenara koydu ve
"Giyinebilirsiniz geçmiş olsun" deyip dışarı çıktı. Bu doktorlara okulda ne öğretiliyordu acaba? İnsana acayip huzur veriyordu. Tane tane konuşması sizinle göz kontağı kurup insan yerine koyup derdinizi dinlemesi ve size çözümünü mantık dairesinde anlatması ve saygısı beni kendine hayran bırakmıştı. Hayatım boyunca görüp tanıdığım erkekler aklıma gelince güldüm. Nasıl da yanlış insanlarla çevrilmişti hayatım. En basiti saygının bile ne olduğunu bilmiyorlardı. Bir insanın babası dünyaya gelme sebebi olan insan uyumasına karışıp hayata hazırlıyorum derse tabii nikahlı kocası da höt höt ederdi. Aklımdakileri boş verip hemen kalkıp hemşirenin verdiği kağıt havluyla silindim ve üzerimi giyip dışarı çıktım. Serkan'ın yüzünden düşen bin parça başı önde oturuyordu. Ben gelince biraz dikleşip kendine geldi. Doktor,
"Süreyya hanım eşinize de anlattım durumunuzu....." der demez Serkan lafa girip,
"Doktor bey ben eşimle evde konuşacağım" dedi. Doktor durumdan ne kadar rahatsız olduğunu anlayıp,
"Peki nasıl isterseniz ama bugünden itibaren her gün sabah 9 da yumurta takibi için buraya geleceksiniz sonrasında tekrar yapmamız gerekenleri konuşacağız" dedi. İzin isteyip ayrıldık. Polisevine giriş yapıp yemek yedik ve odaya çıktık. Serkan'ın ağzını bıçak açmıyordu. Doktorun dedikleri onu bayağı şok etmiş olmalı bana da diyemiyor. Gıcıklık değil mi?
"Serkan doktor ne dedi ben söylerim dedin ya neymiş durumumuz?" dedim sanki bilmiyor gibi. Kıvranıyordu bakalım neler yumurtlayacaktı?
"Süreyya senin bebek sahibi olman biraz zormuş bayağı tedavi olman gerekiyormuş artık ne yapalım mecbur deneyeceğiz artık elimizden ne gelirse . Allahtan umut kesilmez. " deyiverdi utanmadan sıkılmadan Allahtan da korkmadan söyledi. Doktor bana içeride durumumu anlatmasa yaşayacağım yıkım ve üzüntüyü düşününce gene üzülmeden edemedim. Neden böyleydi ki? Sanki bana doğruyu söylese ben ne yapacaktım? Sanki başına mı kakacaktım? Çok üzgün halde başım öne düştü çünkü onun o yalancı gözlerine daha fazla bakmaya içim el vermedi.
"Öylemi kusura bakma özür dilerim. " dedim. Aslında kendimden benliğimden kadınlığımdan insanlığımdandı dilediğim özür. Onunla hiç alakası yoktu. Halinden memnun sanki haklı gibi riyakar hırkasını geçirip sırtına yanıma geldi ve aklınca beni teselli etmeye çalıştı. Elleriyle sardı beni. Kendimi ateşlerde yanıyor gibi hissettim. Tüm vücudum yandı alev alev. Ama şehvetten tutkudan değildi bu yanış. Tamamen ihanetten riyadan yalandandı. Utandımm gözlerimi kapadım içinde bulunduğum durumu görmeyeyim diye. O ise halinden memnun bir sürü saçma salak laflar dizdi diline. Dayanamayıp
"Ben uyuyacağım çok yorgunum "dedim. Gerçekten ruhen dağların altında kalmış gibiydim. Bitmiştim tükenmiştim. Her gün nasıl beceriyorsa hayat enerjimi çalıyordu vampir gibiydi. Hayat düşmanıydı sanki böyle giderse zombi olmam yakındı. Gidip yatağa yattım tavanı seyrederken dilimden sözlerim döküldü.
"Allahım ben kimseyi üzmedim kimseyi kırmadım saygısızlık etmedim kul hakkı da yemedim yani bilerek. Bu bana yaşattığın hayat neyin bedeli. İmtihansa eğer başım üstüne ama çok değil mi Allahım? Bu kadarı da benim gibi bir zavallı ya çok değil mi? Allahım ya kurtar beni bu durumdan yada canımı al ben dayanamıyorum" dedim. Çok gücüme gitmişti. Gözyaşlarımla uykuya daldım.
"Süreyya canım karımm seni çok seviyorummm. Aynı sana benzeyen bir kızımız olacak bak gör."
"Ama ben sana benzeyen bir erkek istiyorum hemde bana aşık sadık bir erkek."
"Olur kalbim olur sen iste yeter ki bundan sonra gene yaparız."
"Yaaaaa çok fenasın onu mu diyorum daha cinsiyeti belli bile değil ama biz şimdiden başladık. Belli olunca da adı için tartışırız."
"Yoo ben o konuyu sana bırakıyorum tabii kızım olursa bir isim koyma hakkı rica edeceğim ama olmaz dersen seni kıramam tamam derim canımmm." dudaklarımı öptü sımsıcak yumuşacıktı dudakları. İçimi ferahlatmıştı nefesi bir hoş olmuştum.
"Ben seni hak edecek ne yaptım acaba? Seni çok seviyorum Yavuz ..." korkuyla yerimden sıçradım. Buda neydi? Serkan yanımdaydı uyuyordu ve ben rüyamda Yavuz'dan mı hamileydim? Üstelik biz bayağı bayağı da seviyorduk birbirimizi aşıktık sanki?Şaşkınlık ve korkuyla yataktan kalktım ve su içip sakinleşmek için mutfağa geçtim. Işığı açmamla sesler kulaklarımda yankılandı. Hemen suyu içip odaya geri döndüm ve sanki suç işlemişim ve Serkan görmüş gibi ona doğru sokuldum. Beni fark edince beni sarıp sarmaladı. Sesimi çıkarmadan uykuya daldım. Sabah tekrar doktora geldik ve yine o çatala yattım lanet ediyordum artık bu yatağa her gün yatacak olmak ve her gün içime o cihazı sokmaları tak ettirmişti. Doktor dikkatle bakıyor kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu.
"Süreyya hanım size sadece yumurta çatlatma iğnesi yapmamız gerekecek hormon vermemize gerek yok. Normalde her kadın ayda sadece bir tane yumurta yumurtlar ama siz 2 tane yumurtlamışsınız. İşte ağrı sebebiniz de bundan. Yumurtalıklarınız çok aktif." Gülesim geldi.Halim komikti düşünsenize normalsiniz ama değilsiniz. Sorun yok ama var. İyisiniz ama değilsiniz. Tam bir kavram kargaşasıydı . Doktor kalkınca alıştığım gibi kalkıp hazırlandım ve dışarı çıktım. Serkan bana ne yapıldığını sormuyor ama ilginçtir her dışarı çıktığımda burnundan soluyordu. Her şeyi ben çekerken hadsizce bana surat asması sabrımı zorluyor görmezden gelmeye çalışan beni resmen delirtiyordu. Bakalım ne zamana kadar devam edecekti?...