41.Kedi-Köpek

1390 Kelimeler
Canlarım can okurlarım ilginiz her bölüme her soruma verdiğiniz cevaplar yorumlar için teşekkür ederim. Beni nasıl mutlu ediyorsunuz anlatamam. Okul yıllarımda günlük yazmayı sevip hocalarımın "Denemelisin." diye başlayan yazma hayatım bir gün bu uygulamayı görünce acaba ? diyerek başladı. Daha hikayem çok ama bunlar hem en çok sevdiklerim hemde ne yazık ki içinde yaşanmışlık olanları. Bunları daha anlatırım gibi geldi . Bu yüzden sizlerle paylaştım. Desteğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. SİZLERİ ÇOKKKK AMAAA ÇOKKKK SEVİYOREEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE ************************************ Akşam yemeğinden sonra bir şeyler hazırlamak isteyince düşünceli kocam "kendinizi yormayın ben çıkar tatlı alırım acele misafire bu bile çok deyip bir şey yapmamıza izin vermedi. Aslında doğum günün de herkes yaptıklarımı o kadar beğenmişlerdi ki Serkan bana söylenen iltifatlarla renkten renge girmişti. Bende önemsemedim. Yemeğini yiyip hemen evden çıktı tatlı tuzlu bir şeyler alıp getirdi. Serdar durumdan hiç memnun değildi. Yavuz'a ayrı ayar olmuştu. Yemekte "Bu Yavuz denen dallama hep geliyor mu buraya? Sen ne biçim adamsın yeni evli adam eve erkek sokar mı? "gibi saçma sapan şeyler söyleyip canımı sıkmıştı. Doğru yeni evli diye yengeme yaptığı gibi odalara kapanmalıydım. Ama bunun içinde erkekkk gerekiyordu..... Zilin çalmasıyla hepimizi istemsiz bir telaş aldı hemen açıp herkesi karşıladım. Meral teyze Esma yengemi de çok sevdi. İkimizle ayrı ayrı ilgilendi. Serdar bu ilgiden tıpkı Serkan gibi hiç hoşlanmadı. Bunların ailesi dengesizdi. Senin karını övüyorlarsa neden rahatsız olurdun ki? Tabii kendisi sapık sapkın olunca herkesten de aynı şeyi bekliyordu. İki kardeş kedi köpek gibi birbirlerine çıkışıp duruyorlardı. Misafirlerin yanında biraz sakinleşseler de normalde Serdar sanki kocamdan üstünmüş gibi diklenir Serkan'sa genelde sessiz kalırdı. Ama bu akşam nedense erkek olası gelmişti. Herhalde misafirlerin yanında ezik durmaya dayanamadı. Kahveler tatlılarla çaylarda pastalar eşliğinde içilince bizim kocaların ilgisizliği ve suratsızlığı sebebiyle gece yarısına kadar oturan kadın bile 11'de kalkmıştı.Yengemler odalarına bizde odamıza çekildik. Serkan sanki ağabeyine erkekliğini kanıtlamak ister gibi benimle yakınlaşmaya çabalayınca "Hayır istemiyorum hem abinler varken rahat edemem " dedim çok kızdı ama tartışamazdı. Sırtımı dönüp yattım hayret bana bir şey demedi. Sabah tıkırtılarla alarmı beklemeden uyandığımda yengem kalkmış kahvaltı hazırlıyordu.Hemen yardıma giriştim. İkimizde maharetliydik ve harika bir kahvaltı sofrası koymuştuk ortaya. Yengem ezanla kalktığı için hamur mayalamış bize pişi yapmıştı ne severdim peynirle pekmezle yemeyi.Mmmmmm ağzım sulandı. Hemen kocalarımızı uyandırdık ve kahvaltımızı yaptık. Serkan'ı işe Serdar da sıkıldım deyip artık nereyeyse (Bence cehennemim dibi uygundur :) ) oraya gitti. Biz evde kalınca ayaklarımızı uzatıp birer çekyata uzanıp televizyon izledik. Esma yengem tedaviyi sordu ben zaten bildiğim için "Gidiyoruz ama şuan daha belli değil adetimin 2. günü gideceğiz ve o zaman başlanacak " dedim. Çok sevindi "İnşallah olur Süreyya bari sen dillerinden kurtul" dedi. Canı ne kadar yanmıştı kim bilir? Yengeme çocuk istemediğimi ve gideceğimi söylemek istiyordum çünkü bu sır içimde çok büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Birilerine anlatmalı ve onların bakış açısından değerlendirmeliydim. Tamam bizim Serkan'la olurumuz yoktu da. Acaba konuşsam mı? boşanmayı mı düşünsem? Haklıyken haksız duruma düşmek sanki yanlış gibi geliyordu. Ama boşanmak istiyorum desem de millet bana götüyle gülerdi. Böylesi bir adam bırakılır mı ? diye . Tabi onlar kabuğa bakıp değerlendiriyorlardı. Oysa içi bildiğin bataklıktı. Nereden tutsan elinde kalıyordu. Yengemin yüzüne bakıp kararsız kalarak boşver dedim içimden. Kimseyi zan altına koymaya gerek yoktu. Yengemler 1 hafta daha kalıp gittiler. Tedavi için tekrar Erzurum'a gitme günümüz gelmişti. Sabah erken yola çıktık bu sefer daha erken çıktığımız için saat 9 da orada bekliyorduk. Rahim filminin ne olduğunu bilmiyordum . Bize eczaneden cam şişenin içinde bir ilaç almamız söylenmiş bizde almıştık. İsmimiz okununca içeri girdik. Hemşire bana üzerimi çıkartmamı bana verilen önlüğü giyip röntgen çekilecek masaya yatmam söylendi. Ben normal röntgen zannedip hemen gidip yattım . Başıma geleceklerden habersiz. Dizlerime kadar olan önlük huzursuz etse de başka yerlerimi görmüyorlar diye kendimi teselli ediyordum. İçeri 8 10 kişilik kadın erkek 6 tanesi ben gibi genç 4 tanesi de orta yaşlı grup girdi. Sanırım eğitim araştırma olayını benimle yapacaklardı.Genç kızlardan biri yanıma gelip bacaklarımı kaldırmamı söyledi. Dondum kaldım herkese baktım. Onlar da bana bakıyorlardı. "Şey çıkmayacaklar mı? " diye sordum. Genç kız " Hanımefendi biz şuan eğitim alıyoruz ve sizin rahim filminizi hocamız çekerken bizde izleyip göreceğiz " dedi. Yerin dibine giresim geldi. Bacaklarımı kaldırınca gözükecek olan özel bölgem için utandım. Yanaklarım kızardı herhalde ki sıcak basmıştı. Orta yaşlı doktor kadın "Utanmanıza gerek yok bizim için sizin vulvanız el kol gibi sıradan bir organ biz içerideki yumurtalıklar ve tüplerinizi görmek istiyoruz. Size ilaç verecğiz az sonra biraz karınızda ağrı olabilir. Sizden ricam canınız yansa da kıpırdamayın. Beni dinlerseniz işimiz hemen biter değilse aynı işlemi tekrarlamak zorunda kalırız ki bu iki taraf içinde sıkıcı ve yorucu olur. Lütfen kendinizi kasmayın ve bacaklarınızı açın." dedi. Yer ne yer ne magmaya inesim geldi. İçimi dışımı görecek not vereceklerdi. Bu nasıl rezil bir durumdu. Serkan ALLAH belanı versin dedim içimden beni düşürdüğü durumların rezilliği bitecek gibi değildi. Dudaklarımı ısırmaktan etlerim kanıyordu neredeyse. Doktorun odasındaki gibi bir şey getirdiler adını bilmiyorum . İçime soktu yavaşça sonrada sanki serum hortumu gibi bir şey ve ucunda küçük bir kamera olan bir şey soktular. İçime sokmadıkları kalmamıştı. Allahın belası Serkan adam olaydı da tek o sokaydı bunları yaşamasaydım diye içimden ne kadar ah ettim. Doktor "Şimdi ilacı vermeye başlayacağım canınız yansa da kıpırdamayın lütfen işlemi baştan almayalım" dedi. Ölsem kıpırdamazdım zaten. Biran evvel bitsin gitsindi. İlacın verilmesini içimde sanki adet olacakmışım gibi bir doluluk ve yanma izledi. Sonrasında karıncalanma ve ağrı hafif acıma rahatsız hissetmiştim kendimi. Doktor arada yüzüme bakıyordu sanırım ilacın dozunu ayarlıyordu. Bir süre sonra ağzımdan "Ayyyy" diye bir ses çıkınca "Bitmek üzere az daha dayanın çok iyi gidiyoruz " dedi. Kendimi daha çok sıktım ve bir 10 dkka sonrada içimdeki herzeyi çekip ilk başta maşa gibi olan aparatı çıkartınca içimde bir boşluk oldu. Karnımın ağrısı yine çoktu ama ses etmedim. Bana teşekkür ederek odadan ayrıldılar. İlk baştaki hemşire gelip bana kağıt havlu verdi . Kendimi temizledim. Ayağa kalkmak için bana yardım etti Yaklaşık 40 dakika kalmıştım sedyenin üzerinde Doktor öğrencilere benim organım üzerinden bir sürü şey anlatmıştı ama ben hiç birini anlamadım çünkü farklı dil konuşuyordu sanki. Hemşirenin koluna girmiş iki büklüm odadan çıktım. Serkan kapıda beni bekliyordu. Hemen ayağa kalkıp elimi tuttu. Hemşire kendimi üşütmememi 24 saat banyo yapmamamı. ve kanamam olursa 1 2 gün normal ama 3 gün ve sonrası olursa kesinlikle bir doktora görünmem gerektiğini söyleyip yanımızdan ayrıldı. Karnım ağrıdığı için iki büklümdüm içeride ped takmama rağmen verilen ilaç sanki işiyormuşum gibi hafif hafif sızıyor rahatsız ediyordu.Bir elim karnımda bir elim kocamda yürümeye başladım. "Tüp bebek yapalım diyen sendin canın yansa da katlanacaksın. Bana canım yanıyor diye sakın naz yapacağını düşünme Süreyya." dedi. İçimden öyle bir dirayet nefret ve öfke geldi ki o an o sancı da neymiş kalbim titredi. Ben onun ayıbını örtüyordum da o bana neler diyordu? "Nasılsın karıcım iyi misin ağrın çok mu? İlaç alabilir misin keşke sorsaydık dur ben bir gidip geleyim. Merak etme eve gidince yatar dinlenirsin." dese ölür müydü? Neydi bunun derdi ya? Tamam annesi beni darlamasını söylemişti ama yanımızda değildi ki biraz insan olsa ölür müydü? "Bırak kolumu canım acımıyor benim bir şeyim yok çok şükür" deyip yanından yürüyüp hızla ilerledim. Şaşırdı oda beklemiyordu tepkimi ama zorla zıvanadan çıkarıyordu beni. Elimi tutmaya çalışınca elimi çektim içimdeki öfkeyi gözlerime döküp "Bırak ben yürürüm canım yansa da kendim bakarım başımın çaresine nede olsa çocuğu ben yapacağım senle ne alakası var? " deyip hızla arabayı koyduğumuz yere doğru yürümeye başladım. Hemşire film sonuçlarının 2 hafta sonra çıkacağını doktorun bilgisayarına gideceğini dolayısıyla almaya gelmemize gerek olmadığını söylemişti. Bende eve döneceğimiz için arabaya yürüdüm. Kapının yanında elim karnımda beklemeye başladım. Hemen kapıyı açtı onu bile beklemeden binip kemerimi taktım ve koltuğu hafif yatırdım. Özel bölgem yanıyor acıyordu. İlk kez bir sürü şey girmiş ve 40 dakika kalmıştı içeride. İçimdeki doluluk tuhaf hissettirmişti. Karşımdaki insanların bakışları aklıma gelince gözlerimi kapadım. İğrenç bir şeydi. Eğer bir daha denirse asla çektirmeyecektim. Araba hareket edince konuşmak istemediğim için gözlerimi kapadım. İçim geçmiş eve vardığımızı duran arabadan anlayıp aşağı indim ve eve girdim. Kendimi banyoya atıp pedimi değiştirdim. Pembemsi bir kan vardı pedde bayağı dolmuştu. Hemen değiştirdim. Üzerimi değiştirip yatağa gittim. Yorganı üzerime çekip hiç konuşmadan gözlerimi yumdum. Beni izliyordu yanıma gelip yatagın yanında bekledi. "Süreyya ben şey aslında öyle deme..... yat sen dinlen biraz." deyip dışarı çıktım. Gözyaşlarım bana sormadan akmaya başlamıştı .Neden tüm bunları çekiyordum ben ? neden ben yalnızdım ? Derdimi anlatacak biri bile yoktu yeryüzünde. Ne günah işlemiştim de bunlar başıma geliyordu? Kendi kendime içimdeki kırgınlıklarımla uykuya daldım. Kabuslarla dolu uykumda umut hep vardı ama henüz yüzünü göstermiyordu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE