"Güzel karım hadi uyan kahvaltı yapalım." kulaklarımda Serkan'ın sesiyle yerimde kıpırdandım ama rüya olduğunu düşündüğüm için uyumaya devam ettim.
"Süreyya kalk artık acıktım bak seni yerim sonra." deyip beni öpmeye başlayan kocamla uykum açıldı. Gözlerimi kırpıştırıp açtım ve üzerimde beni öpücük delisi yapan kocamla kıkırdayarak uyandım. Sırt üstü yatıp kendimi genleştirdim ve sırtım belim rahatlayınca gözlerimi ovuşturdum. Hafta sonuydu ve uyumak istiyordum.Gece zaten çok geç yatmıştık.
"Karıcım sana kahvaltı hazırladım simit poğaça börek aldım hadi kalk soğutmadan yiyelim." İnanamaz gözlerle kocama baktım. İçeceği suyu bana doldurtan adam bana kahvaltı hazırlasın? Olamaz inanamam görmem lazım. Hemen kalktım ve banyoya gidip dolan mesanemi boşalttım. Elimi yüzümü yıkayıp elimde havluyla dışarı çıktım. Yüzümü sile sile mutfağa girince masanın üzerindekiler ve sucuk kokusuyla şaşırdım. Gerçekten böyle şaşırdım yani. Hiç beklemiyordum. Kocam bayağı bayağı pastaneye gitmiş bir sürü şey almış domates peynir limonlu zeytin omlet sucuk yapmış mükellef bir kahvaltı hazırlamıştı. Yüzümdeki o salak bakış ve gülüşle kocama döndüm ve " Serkannnnnn çok güzel hazırlamışsın." dedim sesimden mutluluğum akıyordu. Evleneli beri elime bir bardak su vermeyen adam ben seviyorum diye pastaneden simit açma börek almış yetmemiş üstüne birde güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Havluyu sandalyenin arkasına koyup kocama sıkıca sarıldım. O kadar güzel bir şeydi ki insanın sizin için size özel bir şey yapması paha biçilmezdi. Sıkı sıkı sarıldım boynunu öptüm defalarca. Çok hoşuma gitmişti. Beni kendinden ayırıp "Bu kadar mutlu olacağını bilseydim her hafta hazırlardım karıcım" dedi. Bana dünyaları vermişti. Hemen elinden tutup oturttum ve çaylarımızı koyup yemeye başladık. Uzun uzun yaptık kahvaltımızı sohbet ettik her lokmamız sindi içimize ilişkimizde belki çokca adım attık geleceğe. Belki basit bir kahvaltıydı ama çok yol kat ettik. Serkan benim mutluluğumla daha mutlu olmuştu. Aslında özünde çok iyi bir insandı ama ailesinin etkisiyle çok kötü karamsar biri oluyordu. Mümkün olsa onlarla hiç görüşmemesini isterdim. Çünkü onların yanında hep bambaşka biri oluyor beni korkutuyordu.
"Süreyya sana bir şey söylemem lazım."
"Dinliyorum kocacım."
"Ben diyorum ki haftaya iznim var 3 gün Erzurum'a gidelim eğitim araştırma hastanesine bebek için bir doktora görünelim tüp bebek yapalım gerekirse ne dersin?" Hahh belli olmuştu bu güzel kahvaltının sebebi. İçim burkuldu keşke dedim şimdi değil de yarın deseydin işte o zaman gücenmez gönül koymazdım sana bu sebeple değil benim için hazırlamış derdim de içim acımazdı. Yaptığı söylediği her şey bir anda soğudu nötrleşti içimde. Kocama gülümseyip " Tabii kocacım gidelim nasıl istersen." dedim. Gerçek şu ki artık bebek falan istemiyordum.Kahvaltıyı beraber topladık ama benim için hiç bir anlamı kalmamıştı. Üzgün kırgındım çok. Aradan 10 gün geçmişti ve izin gününden bir gün önce randevu almış sabah gideceğimiz için hazırlık yapmıştık. 3 gün kalacaktık polisevinde küçük bir valiz hazırladım. Kendimi güzelce temizledim. Doktora gittiğimde daha önce ki gibi muayene edecek aynını yaşayacağım diye korkuyordum. Serkan'a da söyleyemiyordum. Kendi içimde kendimi yiyerek günü bitirmiş ve sabahı etmiştim. Sabah yola çıktık Erzurum'a geldiğimizde saat 10 olmuştu. Hemen hastanenin otoparkına girip arabamızı park ettik ve doktorun olduğu binaya girdik. Ben hiç bir yeri bilmediğim için ördek gibi kocamı takip ediyordum. O nereye giderse sadece çocuk gibi elimi tuttuğu için koşar adım kocamı takip ediyordum. Doktorun odasının önünde beklemeye başladık. Kapıda Tüp Bebek Merkezi yazıyordu. Bir saate yakın bekledik saat 11:20 de ismimiz okununca hemen içeri girdik. 50 lerinde gözlüklü bir adam ve yanında güzel bir hemşireyle "Buyrun" diye bizi koltuklara yönlendirdiler. Koltuklara oturup hemşirenin sorduğu soruları yanıtladık adımıza bilgisayardan dosya açmış bilgilerimizi kaydetmişti. 1 yılı geçen evliliğimiz eşimle cinsel hayatımız ailedeki çocuk sayısı sülale vs daha bir sürü soru yanıtladık. Sonrasında "Siz içeri geçin hemşire hanım hazırlanmanıza yardımcı olsun" deyince korkudan titrediğimi fark eden doktor, "İyi misiniz Süreyya hanım?" diye sordu. Çok babacan bir tavrı vardı.
"İyiyim ama korkuyorum" dedim.
"Korkmanızı gerektirecek bir şey yok ama yine de rahatsız olursanız sizin için söylüyorum eşiniz içeri gelebilir." dedi. Serkan'ın beni o halde başka bir adamın önünde görmesini istemediğim için "Hayır gerek yok ." deyip kalktım ve diğer odaya geçtim.Hemşire de gelip bana bir önlük verdi paravanı işaret edip orada soyunabileceğimi söyledi. Gidip eteğimi çıkarttım. Bildiğim gibi yattım. Üzerime verdiği örtüyü ayak bileklerime kadar örttüm. Hemşire bana hiç bakmadı ve ben rahatsız olmadım. Hemşire dışarı çıkıp doktoru çağırdı. Doktor ve hemşire içeri girdi. Doktor ultrasona doğru oturup yapacaklarını anlatmaya başladı.
"Süreyya hanım şimdi size içsel ultrason çekeceğim bunu (Elinde penisi gibi bir alete prezervatif takmıştı) içinize sokacağım rahim ağzınız ve rahim içize bakacağım herhangi bir kist miyom yada bir terslik var mı ona bakacağım. Sonrasında smear testi için sıvı alacağım. Sonrasında ise hormon testi için kan ve idrar alacağız. "dedi. Doktorun yapacağı her şeyi açıklaması ve tüm bunları yaparken sadece yüzüme bakması içimi rahatlattı. Başımla tamam deyinde örtüyü hafif kaldırıp kısa bir süre vajinama bakmış sonra ise gözünü ultrasondan ayırmamıştı. Böyle doktorlarda mı vardı? Bu doktorsa beni götürdükleri neydi? Yok o doktorsa bu ne yapıyordu? Kendimi hiç kasmadığım için içime giren cihazla hiç canım yanmamış ama hissettiğim doluluğu daha önce hissetmediğim için acayip hissetmiştim. Doktor bir süre sağa sola doğru cihazı hareket ettirip acıyıp acımadığını sordu acımadığını sordu. Acımadığını söylediğimdeyse cihazı büyük bir dikkatle ve yavaşa içimden çıkartıp bana hiç bakmadan "Giyinebilirsiniz hemşire hanım yardımcı olsun " dedi. Doktor çıkınca hemşire bana kağıt havlu verdi ve kendimi silmemi söyleyip rahat giyinmem için dışarı çıktı. Nasıl bir yere gelmiştik. Gözyaşlarımı tutamadım. Hayatımda ilk kez gittiğim kadın doğum doktorunu hayatım boyunca unutmayacaktım ve bana bunu reva gören kocamı ve annesini. Bana hissettirdiklerini onlara da hissettirmek istiyordum. Tıpkı çöp gibi değersiz gibi hissetmiştim ve onlar da hissetmeden gitmeyecektim. Kendimi silip çamaşırımı ve eteğimi giydim. Kapıyı açtığımda Serkan sinirli bir halde beni bekliyordu. Sinirlenecek ne vardı anlamasam da doktor açıklama yapacak diye beklemeye başladım ama Serkan kolumdan tutup beni kaldırdı.
"Kan vermen gerekiyormuş.Hadi geç olmadan gidelim de bugün öğleden sonra sonuçları alalım." dedi haklıydı zaten 3 gün iznimiz vardı. Hemen ayaklandık ve bir alt kata inip tam 5 tüp kan aldılar Serkan'dansa 2 tüp almışlardı. Doktor onunda Üroloji doktoruna görünmesi gerektiğini söylemiş Serkan'sa daha önce gittiğini ama gerek olmadığını söylemişti. Doktor da raporları isteyince kalakalmıştı. Kanlarımızı verip hastaneden ayrıldık.Polisevine gelip öğle yemeğimizi yedik ve birer çay içtik. Doktorun bana ne yaptığını sordu.Bende olduğu gibi anlattım.
"İçine benim sikimden başka bir şey girince nasıl hissettin? Hoşuna gitti mi? " Bu nasıl bir soruydu? Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Utanmıştım hemde çok utanmıştım. Ne diyeceğimi bilmez halde başım önde yanaklarım eminim kıpkırmızı ellerimi yoluyordum.
"Hoşuna gitmiş belli benim sikim küçük tabii hissedemiyorsun . Doktorun aleti büyük müydü bari? Tam doldurdu mu içini? " Utanmayı bir kenara bırakıp sinirle başımı kaldırıp tam gözlerinin içine baktım.
"Sen ne demek istiyorsun? Bana neyi yakıştırıyorsun? Doktor işini yapıyordu. Hemde en düzgün saygın şekilde. İçime soktuğu cihazda bir ultrason cihazıydı doktor bir kez olsun dönüp bana bakmadı rahatsız olmayayım diye. Ama nikahlı kocam içime giren şeyin büyüklüğüyle ne hissettiğimle benden daha çok ilgilendi. " Yaptığı yanlışın farkına varıp hemen elinim tutmak için uzandı ama masadan kalktığım gibi resepsiyona gidip oda numaramızı söyledim ve kendimi hızla odaya attım. Odaya gelmesem yemek bölümünde çocuk gibi ağlayacaktım. İçinde bulunduğum durumun vahametiyle kendi kendime kızıyordum. Neden çocuk istiyorum dedim ki zaten çekip gideceğim. Değer mi bu insanlar için bunca şeye katlanmaya ? Sanki "Sağol Allah senden razı olsun" diyeceklerdi. Kapıyı açtığım gibi hıçkırarak kendimi banyoya attım. Dış kapıyı kapamadım çünkü peşimden gelecekti ve ben Serkan'la uğraşmak istemiyordum. Dediğim gibi de olmuş hemen ardımdan kapıyı hızla kapatıp banyo kapısını açmaya çalışmıştı. Kapı kilitli olduğundan bir kaç kez açmak için kolu aşağı yukarı indirdi ama sonrasında kapıyı çalıp konuşmaya başladı.
"Süreyya aç kapıyı ben öyle demek istemedim. Kasdettiğim düşündüğün şey değil. Özür dilerim çok üzgünüm karıcım lütfen kapıyı açar mısın?" Çok bağırmasa da yan odalardan duyulacak korkusuyla rezil olacağım diye kapıyı açtım ve tekrar klozete oturup ağlamaya devam ettim.
"Güzel karım özür dilerim sana benden başkasının dokunduğunu bilmek içine benden başkasının girmesi ne olduğunu sorgulamıyorum canımı sıktı. Seni yarıda bırakırken sen başka şeylerden ...... Kendimi kötü hissettim üzgünüm."
"Sen benim içime giren aletle zevk alıp almadığımı merak ediyorsun değil mi Serkan? Bilmiyorum çünkü gerçek bir p***s nasıl olur bir fikrim yok. Ama hissettiğim doluluk kendimi tuhaf hissetirdi. O an ki korkuyla zevk almak aklıma gelmedi. Oldu mu için soğudu mu? Rahatladın mı? Şimdi çık dışarı seni görmek istemiyorum. Ben senin karınım ve sen beni nasıl bir duruma düşürdüğünün farkına bile varamayacak kadar cahil misin aklın mı yok nedir bilmiyorum yanlız kalmak istiyorum." hemen bana sarılmak için kollarını etrafıma doluyordu ki ellerimle kendime siper edip izin vermedim. Kırıp kırıp sonrada düzeltmek için çabalamasının hiç bir önemi yoktu. Kırmayacaktı incitmeyecekti. Sonra dünyaları da serse gözüm görmez kalbim ısınmazdı. Isınmıyordu zaten. İnsan sevdim dediği birine laf ederken bile ses tonunu ayarlamalı lafı kırk kere düşünüp söylemeliydi. Ağzından çıkanı duymayacaksın sonra da yalvarıp duracaksın buna nasıl inanılır güvenilirdi ki? İstemese de hıçkırıklarım durmak yerine artınca hemen banyodan çıktı. Dış kapının sesiyle gittiğini anlayıp rahatladım. Hemen üzerimdekileri çıkartıp duş almak için sıcak suyu açtım. Kendimi güzelce yıkadım çünkü her yerime başkası dokunmuş en özel yerime başka şeyler değmişti ve ben çok rahatsız olmuştum. Banyomu yapıp abdestimi de alınca havluyu gögsümden sarıp dışarı çıktım. Saçlarım omuzlarımdan sarkıyor ıslaklık havluyu ıslatıyordu. Yatağa başımı koyup gözlerimi kapadım. Dayak yemiş gibi olmuştum. Her bir yerim ağrıyor sanki taş taşımışım gibi sızlıyordu . Doktora da kendi gitsindi. Kendinden hamile kalıp kendi doğursundu. Çekilecek çile değildi. Paşam sanki her şeyimiz tamdı da beni kıskanıyordu . Beni o sapık doktora gönderip oramı buramı elletirken aklı neresindeydi acaba?