Televizyondan Tatlıses tv yi açmış deli gibi hem şarkı söylüyor hemde dans ediyordum. Dans etmeyi de şarkı söylemeyi de çok seviyordum. Bir kaç gün önceki tatlı krizinden sonra Serkan benimle hiç konuşmuyor benimle sevişme gibi bir girişimde bulunmuyordu. Ne olduğunu anlayamasam da neredeyse teşekkür edecektim. İçinde bulunduğumuz evcilik oyunu çekilecek dert değildi. Kendimi birinin karısı değil de gündelikçi ama eski zamanlarda ki eğreti gelinler gibi hissediyordum. Evin her işini yapmaktı görevim ve zaman zaman da kocam beyin gönlünü hoş tutmaktı . Altı üstü tatlı yerken kendimi kaybettim hımmladım diye benimle bir haftadır konuşmayan kocamla neredeyse soğuk savaş yaşıyorduk. Ama değişmez bir gerçek vardı ki her gece kocam bana sarılarak uyuyor ama onun dışında ağzından tek kelime çıkmıyordu. Ama ben bu evde esir olduğum için "Hoşgeldin kocacım yemek hazır kocacım yatalım mı kocacım güle güle kocacım" diyordum. Bana gelenler geliyordu. Hiç bir suçum yokken beni böylesine yok saymasını kabullenemiyordum. Üstelik bana belirttiği her şeyi sorunsuz ve eksizsiz yerine getirmeme rağmen. Telefonu çaldı ekrana bakıp hemen açtı.
"Alo baba."
".........."
" İyiyiz ne olsun ev iş idare ediyoruz işte."
"..........."
"Alıştı alıştı bir sorun yok. Yanımda vereyim. Anneme selam söyle iyi akşamlar."
Telefonu bana uzattı hiç konuşmadan.
"Alo efendim baba."
"Nasılsın kızım iyi misin?"
"Sağolasın baba iyiyim şükür sizler nasılsınız annem abim yengem nasıllar?"
"Hepsi iyi kızım selamları var biz sizi merak ettik te. "
"Sende selam söyle ."
"Önümüzdeki ay izniniz varmış dönüşte sizinle geliyoruz ister misin kızım bizi?" dondum kaldım. Bir ay sonraki gelip gitme için şimdiden mi pazarlık ediyorlardı. Daha oğullarının tuhaf hallerine alışamamıştım. Birde aynı evin içinde beraber mi yaşayacaktık? Kafamda bunları düşünürken telefonda beklettiğimi anlayamadım.
"ALOOOO sesim geliyor mu kızım?"
"Geliyor baba arada kesildi de anlamadım ne demiştin?"
"İzin dönüşü beraber gideceğiz diyordum."
"İyi baba buyurun gelin."
"Tamam kızım annene veriyorum." vermesen hatrım kalır sanki bana bayılıyor ya.
"Alo anne nasılsın?"
"İyiyim iyiyim siz nasılsınız? Oğlum nasıl iyi mi iyi bakıyor musun oğluma ? Bir şeyini eksik etmiyorsun inşallah?"
"Yok anne olur mu öyle şey her şeyi istediği gibi yapıyorum. İstersen Serkan'a vereyim de onunla konuş için rahat etsin.İyi akşamlar." Telefonu hırsla Serkan'a verdim.
"Alo anne ?"
".............................."
"Yok anne ya ne saygısızlığı . Biz iyiyiz alıştık birbirimize merak etme sen."
"................................"
"Anne ben ne diyorum sen ne diyorsun alıştık dedim de hemen olacak iş mi bu? Pazardan elma al der gibi?"
"....................................."
"Beklediğim yok gerekeni yapıyorum zaten aklın kalmasın tamam bir şey olursa arar söyleriz zaten. Tamam anacım tamam . Tamam anam tamam dedim ya uzatma olursa söylerim. abimlere de selam söyle hadi iyi akşamlar." deyip bir hışımla telefonu kapatıp yanına fırlattı. Bir kaç kez derin derin nefes alıp gözleri kapalı bekledi. Ama sakinleşemedi herhalde ki bana dönüp sinirle "Gel buraya" deyip beni kucakladığı gibi yatağa götürdü. Öyle sert öyle aceleyle hareket ediyordu ki çok korktum sanki yangından mal kaçırıyordu.Hızla üzerimdekileri çekiştire çekiştire çıkarttı ve hemen benim ıslanmamı bile beklemeden bacak arama girdi ve boşaldı. Ben daha gıkımı bile çıkaramamıştım. Yüzünün aldığı şekil korkmama neden oluyordu. Sanki beni parçalara ayıracak gibiydi. Kollarımdan sıkıp beni yatakta doğrulttu.
"HİÇ Mİ BİR ŞEY HİSSETMEDİN ? HAAAAA !!! NİYE İNLEMİYORSUN NİYE ZEVKE GELMEDİN ÇÖL GİBİ KUPKURUSUN NİYE LAN NİYE? SÜTLACI YERKEN GÖZÜN DÜNYAYI GÖRMÜYORDU. KARŞINDAYIM BAK DİMDİK DURUYORUM NİYE İNLEMİYOR ALTIMDA KIVRANMIYORSUN? CANINI YAKMAZSAM BANA TEPKİ VERMİYORSUN. Anlamadım mı sanıyorsun? Bilmiyor muyum sana zevk vermediğimi?" Bağırarak benim aklımı almış sesi sonlara doğru iyice kısılmıştı. Suçlu çocuklar gibi başı önde elleri kollarımı bırakmış öylece duruyordu. Elimi kaldırdım koluna dokunacak konuşacaktım. Yaptığının yanlış olduğunu böyle yapmamasını isteyecektim. Bana öyle bir baktı ki ne olduğunu anlamadan yüzümün yanmasıyla yatağa düştüm. Ne olmuşsa saliselik olmuştu. Bana tokat atmıştı ama ben onu görememiş anlamamıştım. Yüzüm yanıyor kulağım çınlıyordu. Gözüm anında şiştiği için görüşüm bulanık ve daralmıştı. dudağımdan kan akıyordu galiba ağzımda daha önce tatmadığım garip bir tad vardı. Elimi yanağıma ve dudağıma götürünce ahladım çünkü hem yanağım hemde dudağım çok acıyordu. Yatakta kocam beni sikemediğinin acısını gene benden çıkarıyordu. Benden bağımsız gözyaşlarım akıyor ama benden tık ses çıkmıyordu. Bacaklarımı düzeltip yataktan aşağı sarktırdım. Kalkacağımı anlayıp tutmak isteyince elimle durdurdum. Onu yanımda istemiyordum. Kendimi bir çöp gibi hissettim. Banyoya girdim ve kapıyı kilitledim. Arkamdan gelişinin sesini duydum ama daha fazla duymamak için duşu açık bırakıp klozete oturdum. Kulağımdaki çınlamada bir kaç ayda yaşadığım her şey gözümün önünden geçmişti. Ne hayal etmiştim ne olmuştu. Yok bu son daha olmaz derken katlanarak çoğalarak geliyordu üzerime. Duşa girip elimi yüzümü yıkadım zorla çok acıyordu. üzerime bornozu giyip dışarı çıkınca kapıda durmuş üzerini giyinmiş bir Serkan beklemiyordum doğrusu. Panik olmuş halde yüzümü inceliyordu. Ne yapacağını bilmez bir durumdaydı. Yaptığının izahı mizahı olamazdı.
"İçin soğudu mu? "
"......"
"Annen ne dedi de deliye döndün?"
"........"
"Benden sana kadınlık yapmamı bekleme bunu hak etmiyorsun?"
"..........."
"Bundan sonra benden uzak dur . İki ev arkadaşıyız seninle uyumayacağım evinin işini yemeğini çamaşırını yaparım ama hepsi bu benden daha fazlasını bekleme. Yokk. BİTTİİ."
Bana bir adım yaklaştı elleri havada herhalde sarılacaktı. Bir adım geri gittim ellerimle kendimi iyice sararak. Yatak odasına geçtim ve yine kapıyı kilitledim. Üzerimi giyip saçlarımı taramak için odadan çıktım. Banyoda işlerimi halledip geri yatak odasına girdiğimde yatakta yatmış beni bekliyordu. Yorganı açmış hazır etmişti içine girmem için. Sandığın üzerindeki hurçtan bir battaniye çarşaf ve yastık alıp kapıdan çıktım. Salona vardığımda arkamdan geldi elleri yine kolumu tuttu canım o kadar yandı ki ahhhh diye bağırdım. Kollarım çürümüştü sayesinde. Hemen elini çekti ama olan olmuştu.
"Bana dokunma . Canımı yakıyorsun. Senin bana dokunman hoşuma gitmiyor. " alık alık yüzüme baktı. Daha önce bu kadar açık hislerimi ona anlatmamış konuşmamıştım. Şaşkınlığı bundandı. Artık bende açık açık konuşacak derdim neyse anlatacaktım. Yoksa bunun insanlıktan sevgiden saygıdan anlayacağı yoktu.
"Bak Serkan biz severek isteyerek evlenmedik."Söylediğim her sözle kaşları daha bir çatılıyordu.
"Ben seni ilk kez bize geldiğinde gördüm. Herkes sessiz sakin biri demişti Görüyorum ki sen herkesi kandırmışsın. Ailenin zaten namını bilmeyen duymayan yok. Ben hiç bir zaman kusursuzum yada ailem öyle demedim düşünmedim de. Ama annenin bir lafıyla sen bana zorla dokundun ve bana vurdun. Halime bak bak yaptığına bakkkk mutlu musun? Hoşuna gidiyor muyum? Gururun okşanıyor mu? Erkeğim benim nasılda güçlüsün . " hiç ses çıkarmadan beni dinledi. Elleri yanlarında yumruk olmuştu.
"Serkan biz aşk evliliği yapmamış olabiliriz ama insan olarak birbirimize saygı da mı duyamayız? Bana beni sevdiğini söylüyorsun ya hani ben daha önce kimseyle bir ilişki içinde bulunmadım ilişki derken yanlış anlama okulda yani sevgili gibi çıkma gibi. Doğal olarak tam olarak bilemem sevgili aşık nasıl olunuyor. Ama bildiğim bir gerçek var ki sevmek böyle değil. Sevmek seviyorum dediğinin canını yakmak ona çöp gibi davranmak değil. Ben sana saygı duyuyorum isteklerini elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum yapıyorum da. Ama sen bir telefon bir kapı anahtarı için aylarca bana eziyet ettin. Ben gene sesimi çıkarmadım. Gene seni kabul ettim niye çünkü başka şansım yoktu. Peki şimdi ne değişti diyeceksin? Ben o yatakta aslında beni hiç sevmeyen değer vermeyen sadece beni et parçası olarak gören kendimi çöp gibi hissettiren kağıt üzerindeki kocamı ilk kez gördüm ve tanıdım. Biliyor musun? hiç hoşlanmadım hiç sevmedim ve kabullenmek gibi bir aptallığı da yapmayacağım.
"................"
"Lütfen biraz yalnız kalabilir miyim? Başım çok ağrıyor dinlenmek istiyorum. Mağlum üzerimden bir Serkan geçti."
Hiç sesini çıkarmadan arkasını dönüp içeri gitti. Oh be diye rahatlamıştım ki elinde yorgan ve yastıkla çekyatın önüne koyup uzandı. Aynı yatakta değildik ama yine aynı odada yan yanaydık. Bela gibiydi rahat bırakmıyordu. Nefes aldırmıyordu delirecektim. Çekyattan kalkıp mutfağa geçtim su içmek için. Suyumu içip salona geçtim .Yere yatmış üzerine yorganı örtmüştü. Allah beni kahretmesin yer soğuk burası Ağrı . Hemen içeriden sünger yatağı getirip yere attım.
"Serkan kalk altına bunu koy yoksa hasta olacaksın." dönüp bana baktı. Yüzünde belli belirsiz bir gülüş hemen soldu. Yerden kalkıp yatağı koyunca bana biraz daha yaklaşmıştı. Yüzünü bana dönüp üzerini örttü. Çekyata yattım ama uykum yoktu. Konuşmak istemediğim için gözlerimi kapatıp beklemiştim. Serkan elini saçlarıma dokunduruyor. Tam hissedemesem de galiba saçlarımı okşuyordu.
"Ben biri nasıl sevilir bilmem sen hayatıma giren ilk kadınsın. Ben annenim gazabı yüzünden tüm kadınlardan uzak durdum . Hoş dikkatimi çeken hiç olmamıştı. Seni görünce içim ısındı. Seninle oluruz gibi geldi. Oldukta ama ben ben kusurluyum. Ben bir erkek gibi olamıyorum. Ben seni istediğin gibi istediğim gibi sevemiyorum. Kendimi kontrol edemiyorum. Bu bir erkek için ne kadar zor bilemezsin. Dünyalar güzeli bir karın var alev gibi yakıyor ama ona istediği gibi sahip olamıyorsun. Bu benim için kolay mı sanıyorsun? Biliyorum sana sert davranmamı sevmiyorsun haklısın ama ben ben açığımı nasıl kapatacağımı bilmiyorum. Ne yağacağımı bilmiyorum. Belki sert davranırsam olur diye düşündüm ama yanıldım. Benden daha da soğudun nefret ettin. Annem bir yandan durmadan çocuk yapın diyor . Sanki seni hakkıyla sikiyorum da çocuk kusur kalsın amına koyayım.Tepemin tasını attırdı. İzne hamile gelmezsen herkes laf edermiş etmezlerse sikeyim.Moralim bozuldu bende bende...... Özür dilerim çok özür dilerim." Son sözlerini söylediğinde elleri saçlarımdan çekildi. Haline üzülüyordum ama yapacak bir şeyim yoktu. Ben tolere ettim diye iyice deliriyordu. Derdine dermanını da kendi bulsundu. Benden yardım istese seve seve onunla doktora gelirdim ama o bunu gurur meselesine dönüştürüyordu. Kendi bilirdi ya tedavi olurdu yada bu evlilik biterdi . Çünkü böyle gitmiyordu....