SANDIK

1556 Kelimeler

"Bu ne?" Zübeyde Hanım’ın sesi koridorun sonundan yükseldi. Ne öfkeliydi ne de şaşkın; sadece çıplak bir tespitti bu. Ancak bu evde tecrübe ettiğim bir şey vardı: Zübeyde Hanım'ın "bu ne" diyerek işaret ettiği meselelerin peşi hiç kolay kapanmazdı. Elinde demir tokalı, zamanın aşındırdığı köhne bir ahşap sandık tutuyordu. Doğrusu "tutmak" yetersiz bir kelimeydi; parmakları sandığın pirinç tutamaklarına öyle bir kenetlenmişti ki, sanki sandık canlı bir varlıkmış ve kaçmaya meyilliymiş de o buna izin vermiyormuş gibiydi. Koridordaki iki koruma, ne yapacaklarını bilemez halde birbirlerine baktılar. Hiçbiri konuşmaya cesaret edemedi. Aras'ı kucağımda uyutmaya çalışırken kapıyı aralık bırakmıştım; sesin yankısı odama kadar sızmıştı. Bebeği usulca yatağına bırakıp kapı eşiğine süzüldüm. "Ne

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE