"YOK OLAN SEVDALAR"

1094 Kelimeler
Selin'in verdiği mektubu açarken daha terlemeye başlamıştım boncuk boncuk... Yazdıkları olumsuzsa eğer benim için yok olmak demektibu... Heyecan ve korkuyla karışık, ellerim titreye titreye açtım mektubu... "Serdar, Bu gün seni kaybetmekten korktuğum için yazıyorum mektubu yoksa cesaret edemezdim hatta bu gün önce seni kaybettğim için ağladım sonra bulduğum için ve şuan sen bu mektubu okuyorsan tekrar kaybedeceğim demektir... Ben gözümü açtığımda ilk seni gördüm serdar küçücük çocuktuk daha sevginin en saf haliyle sevdim seni... Şimdi on sekiz yaşındayım ama yaşadığımız hayatın bizi ne kadar çabuk olgunlaştırdığını sen daha iyi biliyorsun... Burdan giderken bir haftalığına gideceğini söyledin ama ben biliyorum sen o sınavı kazanacak istediğin gibi , Atatük ilke ve inkılâplarına , vatanına , milletine hayırlı bir asker olacaksın... Ben bu süreçte yanında olur muyum bilemem. Ama hep yanında hisset beni bedenen olamazsam da ruhen yanındayım serdar... Olur da bir gün eğer seninle bir araya gelme şansımız olursa, sana söz veriyorum yanında başım dik el ele yürüyeceğiz seninle... Mektubun içinde sana hatıra olarak koyduğum birşey var. Hiç yanından ayırma olur mu ? sana şans ve uğur getirsin... Seni gördüğüm o ilk günden beri sevi seviyorum serdar ve hep seveceğim... Selin..." Ah benim bahar kokulu , biricik sevdiğim, hasretine dayanmak ne zor olacak benim için bir bilsen... Ama benden de sana söz bir gün , elbet bir gün senin de dediğin gibi başımız dik el ele yürüyeceğiz güzel günlere... Gözlerim yaşlı bir şekilde zarfın içine elimi attım. Kırmızı beyaz örgü bir bileklik çıktı içinden, beni o kadar iyi tanıyor ki Selin kırmızı beyaz örmüştü bilekliği... Elime alıp kokladım mis gibi yasemin kokusu... Selin'in kokusu... Gözlerimden bir bir süzüldü yaşlar... Hiç kimsesi olmayan birinin herşeyi olmak cesaret isterdi bence... Bilmez ki nasıl sevilir sevgi gösterilir. O kadar herşeyin oldu benim Selin ondan ayrılmak sadece bedenen ayrılmaktı benim için... Yüreğim hep onunla birlikte olacaktı elbet... Bilekliği alıp doladım bileğime ölsem çıksrmazdım artık... Ama keşke onu sevdiğimi bende söyleye bilseydim... Yerimden fırlayıp çantama koştum. İçinde. bir kalem ve bir kağıt çıkardım , bende Selin'e mektup yazacaktım... "Selin, benim kendime bile itiraf edemediğim, nazlı çiçeğim. Seni her zaman çiçek bahçesine benzettim ben, o çiçek bahçesinin en nadide çiçeği... Kokun bazen yasemin bazen kiraz çiçeği olurdu... Güzel bir koku duysam senin kokun sanardım... Benim için ulaşılmaz oldun hep, daha doğrusu cesaretim yoktu. Alıp koynum da saklamak istedim ama kendime bile ait bir yerim yokken seni sürükleyemezdim peşimden... Şimdi senden gittiğimi düşünme sakın. Gidip istediğim gibi asker olup döneceğim. Döneceğim ki seni başımın üstünde taşımaya , ele muhtaç etmemeye söz verdim kendime... Döneceğim , sözümü tutmak için... O zamana kadar bekle beni olur mu vazgeçme bizden. Selin, seni ilk gördüğüm o günden beri çok seviyorum... Serdar" Mektubu yazıp göz yaşları içinde zarfa koydum ama ona bir hatıra bırakmam gerekiyor diye düşündüm dışarı çıkamazdım bilmediğim bir yerdeyim, ne bulabilirim diye düşündüm balkondan dışarı doğru bakarken küçük bir dükkan gördüm. Küçük bir gümüşçü dükkanı vardı üzerimi giyip anahtarı yokladım, askıda duruyordu hemen alıp çıktım dışarı. Umarım biriktirdiğim para yeterdi... İçeri girdiğimde yaşlı tonton bir amca vardı gözünde gözlükleri ile bana döndü... Ne diyecektim ki... Gözüklerin üzerinden bana bakıp ; "Çok mu seviyorsun" diye sordu... "Ne ? " diyebildim sadece, anlamadım belli edercesine baktım. "Birini çok seven ancak böyle bakar, ne alacağıma değil neyin daha çok yakışacağını bakar" dedi... Yanaklarının kuzardığından emindim, başımı önüme eğdim. " Utanma evlat , küçük yaşta aşık olmak dünyanın en güzel duygusudur, daha kendini bilmeden karşındakinin bakışından anlarsın ne derdi vardır, rahat rahat bak birşey bulamazsan bir de beraber bakarız." Tamam anlamında kafamı sallayıp etrafao bakınmaya başladım. Ne alsam bilmiyordum aslında, hep yanında olacağı birşey olmalıydı... Yüzükler, kolyeler , küpeler hiç birini yakıştıramıyorum Selin'e. Sıkıntılı bir iç çektim... Amca bana dönüp; "Bulamadın mı birşey " dedi. Kafamı salladım. "Gel bakalım buraya otur" dedi ve masanın altından bir şey çıkardı. Bana dönüp "nasıl biri anlat bakalım" dedi. Aklımdan çıkmayan gözleri geldi hatırıma... "Bal rengi gözleri var, ama gülünce güneş açıyor sanki. Saçları uzun kestane rengi, hep örer saçlarını balık sırtı diyor örgüsüne. Birde gülünce çenesinde küçük bir gamzesi var , belki kimse farkedemez ama ben görürüm. Ağlayınca uzun kirpikleri daha da koyu olur ama ben hiç ağlasın istemem hep yüzü gülsün isterim" dedim. Önündeki kutuyla birşey yaptı. Sonra da bir bileklik çıkardı kutudan , Selin'in saç örgüsü gibi ucunda bir güneş küçük bir göz şekli içinde ki taşı Selin'in gözlerine benziyor , nasıl sevindim anlatamam... " Ne diyeceğimi bilemiyorum amca , bu çok güzel..." Gözlüklerini çıkarıp elini omuzuma koydu... " Bizde geçtik evlat bu yollardan , anlarız sevenin halinden" dedi. "Peki amca borcum ne kadar" dedim. "Ne iş yaparsın sen" dedi. Şaşırarak baktım. "asker olacağım amca nasip olur da sınavı geçersem" dedim. "Ha şimdi anladım sen bizim Metehan'ın anlattığı çocuksun demek. Senin borcun yok evlat. Büyüyüp asker olduğunda sende başı sıkışan birine yardım edersin o zaman ödeşiriz" dedi. Anlamamıştım ne demek istediğini... "Nasıl yanı amca, olmaz öyle borçlu kalamam sana." dedim. "Asker olan borçlu kalmaz evlat sen sınavı geçmeye bak" diyip bilekliği güzel bir kutuya koydu... Şaşkınlık içinde teşekkür ederek çıktım ordan , o kadar sevinmiştim ki... Hemen geri döndüm sonra içeri girdiğimde komutan içeride uzanmış uyukluyordu... "Şey özür dilerim abi senden habersiz çıktım ama , halletmek gereken birşey vardı kızmasın değil mi ? dedim... Gözlerini yarım açıp "Niye kızayım oğlum gelirken gördüm seni Hasan amcanın dükkanda özel bir işin vardı belli ki rahatsız etmek istemedim..." diyip güldü elimdeki kutuya bakarak... "Şey ben Selin'e hediye almak istemiştim, amca seni tanıyormuş bir kuruş para bile almadı benden" "Seni tanımış demek, hasan amca insanın gözünden anlar oğlum. Demek ki hemen çözmüş seni." dedi. "Peki abi , ufak birşey daha istesem senden... Bunu Selin'e ulaştırmam lazım beni yurda götürür müsün ? " " Gel bakalım önce karnımızı duyuralım biraz muhabbet edelim birde senin çalışmalar için saat belirleyelim, sonra gideriz tabi..." dedi ne kadar anlayışlı bir adam bu Metehan abi... Yemek hazırlayıp , yapacağımız çalışmanın nasıl olduğunu anlattı bana ve konunun sonu yine Selin'e bağlanarak yedik yemeğimizi... Ben masayı toplayınca o bulaşıkları halletti ve yola çıktık.. Yolda çiçek almayı teklif etti Metehan abi ama hem Selin'i zor durumda bırakırdım hemde izin vermez, içeri almazlardı çiçeği diye vazgeçirdim onu... Sohbet muhabbet ilerlerken kurumun yakınına gelince kutuyu da mektubun içine koyup kapatacakken Metehan abi bire telefon numarası verdi " bunu da koy içine olur ya başı sıkılırsa yada seninle konuşmak isterse benim evin numarası arasın bu numarayı" dedi. Adam gibi adam bu Metehan abi... Kurumun önünde inince derin bir nefes alarak bahçeye girdim gözüm Selin'i aradı. O sırada merdivenden inen Selini gördüm. Yanında müdür bir adam ve bir kadın vardı... Ne olduğunu anlamaya çalışırken Selin farkedip koşarak boynuma sarıldı... Bilseydim bu son sarılmamız bir daha ayrılmazdım ondan...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE