Hydra Adası’nda şafak, sanki dünyada başka hiçbir yer yokmuşçasına sessiz ve vakur sökerdi. Ege’nin kristal suları, kıyıdaki beyaz çakıl taşlarını nazikçe döverken, Elif taş evin balkonunda oturmuş, elindeki zeytin dalıyla oynuyordu. İstanbul’daki o büyük yangının üzerinden tam bir ay geçmişti. Bir ay... Sekiz yıllık cehennemin ardından gelen otuz günlük bir cennet. Ama Elif biliyordu ki; cennet, bedeli ödenmiş bir huzur değil, sadece fırtınadan önceki o tekinsiz sessizlikti. Aras, içeriden elinde iki kadeh taze sıkılmış portakal suyuyla çıktı. Yüzündeki yorgunluk çizgileri hafiflemiş, o her an tetikte bekleyen bakışları yumuşamıştı. Elif’in yanına oturdu ve uzaklardaki balıkçı teknelerini izlemeye koyuldu. "Yine mi o fotoğrafı düşünüyorsun?" diye sordu Aras, Elif’in dalgınlığını fark ed

