Hydra Adası’nda sabah, İstanbul’un aksine gürültüyle değil, denizin kıyıya bıraktığı nazlı bir fısıltıyla başlardı. Aras için bu fısıltı, on yıllık bir gürültünün ardından gelen en güzel senfoniydi. İstanbul’da Soykan Holding binasının yıkılış haberi geleli bir hafta olmuştu. O günden beri Aras’ın omuzlarındaki o görünmez yük, yerini tatlı bir hafifliğe bırakmıştı. Artık bir "intikamcı" değildi; artık bir "kaçak" değildi. O sadece, sabahın serinliğinde bahçesindeki zeytin ağaçlarını sulayan, elleri toprak kokan bir adamdı. Elif, verandaya çıktığında Aras’ı izledi. Aras’ın hareketlerindeki o dinginlik, Elif’in yüreğine su serpiyordu. Elif, üzerindeki beyaz keten sabahlığıyla masaya oturdu. Önünde, Vedat’ın gönderdiği son hukuki tasfiye belgeleri duruyordu. Ama Elif belgelerden çok, bahçede

