“Baban… yalnız değildi.” Liya’nın dudakları aralandı ama sesi çıkmadı. Bir an için kulaklarının uğuldadığını sandı. Koridor daraldı, duvarlar yine üstüne geliyormuş gibi oldu. “Ne demek yalnız değildi?” dedi sonunda. “Yanında kim vardı?” Aras bakışlarını kaçırmadı. Ama cevap vermedi de. Bu sessizlik, Liya’nın içini kemirdi. “Aras,” dedi sesi sertleşerek, “ben çocuk değilim. Babam öldüğünde de değildim. Gerçek neyse söyle.” Aras derin bir nefes aldı. Bu nefes, bir karar anıydı. “Baban,” dedi yavaşça, “bir şeyin parçasıydı. Sandığından çok daha büyük bir şeyin.” Liya başını iki yana salladı. “Hayır. O bir muhasebeciydi. Dosyalar, tablolar, rakamlar… Hayatı buydu.” “Öyle görünmesini istiyordu,” dedi Aras. “Ve senin de öyle sanmanı.” Bu cümle Liya’ya tokat gibi çarptı. “Beni korumak iç

