“Bunu çok özledik,” Güldeste, Mahir’in karnına koyduğu elinin üzerinde işaret parmağıyla usulca gezinirken söyledi. Yorucu, can yakıcı, fakat en nihayetinde bir o kadar huzur veren gecenin ardından, güneş bir kere daha yükselmişti. Güldeste her zaman olduğu –olması gerektiği gibi– Mahir’in kucağına sinmişti. Bacaklarını büyümüş karnına doğru hafifçe çekmiş, sırtını ve tüm benliğini onun bedenine teslim etmişti. Oğlanlar, babalarını gördüklerinden beri çıldırmış gibiydi ve o anda da tekme atma konusunda oldukça ciddi ve kararlı bir haldeydi. Mahir, yüzünü onun ense kıvrımlarına biraz daha gömerek nefeslendi. Gülümsedi. Elinin altında hissettiği kıpırtılar, göğsünün tam ortasında yer ediniyordu sanki… Huzur veren, insanı ortada hiçbir sebep yokken mutlu eden cinsten bir şeydi… “Seni ö

