“Ne zaman gitmiş? “Diyerek oldukça sert bir şekilde soran Alpaslan, sabahın ilk saatlerinde oteldeki ofisinde Tuna ile bakışıyordu. Otele geldiklerinde Defne’nin birkaç gündür işe gelmediğini öğrenmişlerdi. Alpaslan, Tuna’ya sadece sert bir bakış aramıştı. Tek kelime etmemişti ve etmesine de gerek yoktu. Çünkü Tuna ne yapması gerektiğini biliyordu. Oda Defne’nin neden gittiğini, nereye gittiğini, kimin yüzünden gittiğini bulmaktı. Onun için genç adamdan sadece birkaç saat istemişti ve bir hızlıca bir araştırma yapmıştı. Araştırması hızlıca bitmişti ve elde ettiği bilgileri Alpaslan’a vermek için odasına gelmişti. Derin bir nefes vererek,
“İkinci gün. Oteldeki her eleman ikinci bir izin istediği için insan kaynakları yıllık izin haklarından kullanılmak üzere bir günlük daha yönetim katındakilere izin vermiş. Yoğunluk yokmuş ve daha iyi dinlenmeleri için. Ertesi gün gelmemiş. Yani burada bir durum olmamış. İzin verilen gün saat 15.30’sa Muğla Dalaman’a bilet almış. Orada halası var. Her yaz ve tüm tatillerde yanına gidiyor. Tatilini orada geçiriyor. Ailesinden kalan tek kişi annesi ikinci bir evlilik yapmış ve onu anneannesine bırakmış. Bir daha da hiç görmemiş. Anneannesi pandemide ölmüş. O günden beri tek akrabası halası. Halasının eşi de iki yıl önce ölmüş ve bir çocuğu yok. Bu hayatta birbirlerinden başka kimseleri yok. Annesi, Ahmet Karca ile evli. Şu kendini mafya sanan galerici var ya onunla. Şu anda halasının yanında ve birkaç iş görüşmesine gidecek. Orada sezon henüz kapalı olduğundan biraz zor iş bulacak ama oldukça hızlı davranıyor. Sanırım kendine orada bir hayat kuracağa benziyor. Çünkü dönüş bileti yok.” Diyerek açıkladığında genç adam derin bir nefes vermek zorunda kalmıştı. Sadece ona bir pozisyon vermişti ve bunun için ona neredeyse küfrettiği bir e-posta atıp gitmeyi mi tercih etmişti? Bu cidden saçmalıktı. Çünkü genç kadın, o geceden önce başarısını belli etmişti. Yerinde kim olursa olsun ona o kademeyi verirdi. Çünkü böylesi mükemmel ve başarılı personeller her anlamda başarılı olurdu. . . . . .
“Burada bir tartışma veya ima olmamış yani? Kendi isteği ile gitmiş “diyerek sorduğunda Tuna, başını hayır anlamında salladı ve
“O günden sonra mesaide olmadıkları için bir karşılaşma olmamış. Ama e-postalar ilk mesai gününde olmaları gereken günde atılmış. Telefon ile bir konuşma oldu mu bilmiyorum? Onun için bir araştırma yapamadım. Bunu kendisine sormamız gerekecek.” Diye konuşmasına devam ediyor ki ofisin kapısının hemen arkasında
“Tamam geldiğimi söyleyin beni kabul eder. Alpaslan Bey ile konuşmam gerekiyor” diyerek sert bir şekilde söylenen kadın sesi ile duraksadı. Tuna kaşlarını çatarak birkaç saniye genç adam baktı ve şaşkın çıkan sesi eşliğinde
“Emine mi o? Cidden deli bu kız” diyerek söylenince Alpaslan başı ile ona kapıyı açmasını işaret etti. Çünkü, genç kadın bu şekilde onun odasına geliyorsa kesinlikle önemli bir durum olmalıydı. Çünkü bugüne kadar bu ses tonu ve sabırsızlığı eşliğinde onunla konuşmak istediği bir an olmamıştı. Tuna, kapıyı açar açmaz karşılaştığı genç kadın ile derin bir nefes verdi. Lanet olsun bu kadın ile her göz göze geldiğinde nefesi içinde kalıyordu. Çünkü ona bir pislikmiş gibi bakıyordu. Hatta onu öldürmek istiyormuş gibi bakıyordu ve Tuna 8 yıldır bunun nedenini bir gün olsun anlamamıştı. Üstelik sert bir şekilde birbirlerine takılıyorlardı. Bakışmaları devam ederken Emine
“Önümden çekilir misin obur Hulk?” diyerek söylendiğinde Tuna, derin bir nefes daha verdi. Çünkü bunu ona söyleyen bir başkası olsa kesinlikle kafasını koparabilirdi. Sadece kafasını koparmak ile kalmaz parçalarına bile ayırabilirdi. Fakat, bu kadının söylediği hiç bir şeye tepki veremiyordu. Ve genç adam, bu kadının bir cadı olduğuna inanıyordu. Her seferinde ona cadı diyordu ve o anda da hırlayarak
“Süpürgeni mi kaybettin sıska cadı?” diyerek sorduğunda genç kadın sırıtarak
“Hayır kırıntılarını süpürmesi için arkamda bıraktım.” Diyerek genç adamın yanından geçti ve Tuna dişlerini sıkarak
“Bir gün seni gerçekten öldüreceğim” diyerek söylendi ve Emine bu sefer ona hiç bakmadan
“Rüyanda belki” diyerek söylenip Alpaslan’ın hemen karşısına geldi ve
“Defne, Ali yüzünden gitti. Pozisyonlar açıklandığında bilgisi yoktu ve onu aradı. Sizinle birlikte olduğunu ve o terfii o yüzden aldığını haykırdı. Tabi bir sürü hakaret etti. Ben çoğuna hakaret demezdim. kabaydı. hatta çok kaba . . . Ve Defne bir tebrik e-postanızı gördü. Çok kırıldı ve kendini tutamayarak o mesajı yazdı. Onu, sizinle pozisyon için yatmakla suçladı. Onun için gitti ve orada bir hayat kurmayı planlıyor. Geriye hiç gelmeyecek. Şimdi o pisliğin icabına siz mi bakacaksınız? Yoksa arkadaşımın intikamını almak için süpürgemi elime alayım mı?” diye sorunca Alpaslan’ın içindeki karanlık canavarın gözleri bir anda kıpkırmızı oldu. Dişlerinin arasından
“Ona ne dedi?” diye sordu ve Emine
“Bir sürü hakaret. Ama kendini çok kötü hissetmesine neden oldu. Bana hiçbir şey anlatmadı. Sizinle birlikte olduğunu o telefon konuşmasından öğrendim. Benim arkadaşım asla…” diyerek konuşmasına devam ediyordu ki Alpaslan, onu elini kaldırarak susturup
“Ona ne dedi?” diyerek tekrar sordu. Tüm bedeni lavlar içinde kaynıyordu. Tıpkı patlamaya hazırlanan bir volkanik dağın önceden verdiği sinyaller gibiydi. Dişleri sıkı, yumruğu sertleşmiş ve bakışları kararmıştı. Emine ise zerre korkmadan ve bakışlarını genç adamın bakışlarından ayırmadan
“Sizinle yattığı için pozisyonu aldığını ve bunun için bir sürtük olduğunu söyledi. Bunun gibi birçok şey daha söyledi” diyerek karşılık verdiğinde hemen arkasında duran Tuna
“Siktir” diye mırıldandı ve hızla kapının önünde duran adamlarına bakarak
“Hemen yönetim katını boşaltın!Ali’den başka kimse kalmasın! Hemen!” diyerek komut verdi ve katta tek bir adam bile kalmadı. Çünkü birazdan bir boks maçı başlayacaktı. Oldukça kanlı olacağı kesindi ve yine kesinlikle seyirciye kapalıydı. Ama onun her zaman ve nadiren olan bu maça en ön sıradan bileti olurdu. Asla kaçıramazdı. Çünkü Alpaslan balkanlı birini dökmeye başlayınca ortaya tamda bir boks maçı heyecanı çıkıyordu.
Evet bir sonraki bölümü en ince detayı ile yazmam gerekecek. Onun için bu günlük bu kadar yeter diye düşünüyorum. Deli gibi yorum bekliyorum sizden? çok fazla yorum . . . . Yarın yeni bölümlerde buluşmak üzere şu anda Yasemin Kokusu için bölüm hazırlıyorum. Bitirebilirsem onuda yayınlayacağım:) ) ) Şimdiden hepinize keyifli okumalar. serinin önceki kitaplarını linkte paylaştım. Bu hikayemiz ile yeni tanıştığımız arkadaşlarımız onları ekleyebilir ve seriye en başından başlayabilir. keyifli bol yorumlu okumalar hanımlar . . . . . . . . .. . .