İstanbul’un akşamüstü trafiği, kentin üzerine çöken gri bir duman bulutu gibiydi. Beşiktaş İskelesi’nde martıların çığlıkları, vapur düdüklerine karışırken Zerin, kütüphanede bulduğu o uğursuz notu avucunun içinde bir kor parçası gibi sıkıyordu. Kalbi, bir kuşun kanat çırpışları kadar hızlı ve düzensiz atıyordu. Nottaki o cümle zihninde yankılanıp duruyordu: "Bedel ödenmedi, sadece taksitlendirildi." Zerin, kütüphanenin yüksek tavanlı sessizliğinden çıkıp İstanbul’un bu keşmekeşine karıştığında, aslında sadece fiziksel bir mekânı değil, Baran ile kurmaya çalıştığı o güvenli limanı da geride bıraktığını hissediyordu. Baran’a yalan söylemişti. Ona "iyiyim" demişti. Oysa şimdi, abisi Azad’ın hayatı ile kendi huzuru arasında bir ipin üzerinde yürüyordu. İskeledeki insan kalabalığının arasına

