Öncelikle hepiniz bu küçük meleklerin dünyasına hoş geldiniz. Burada bu konuşmayı Altuğ bey yapacaktı ve ben sizin gibi dinleyenlerin yanında olmayı çok isterdim. Ama Altuğ bey bazı aksilikler olduğu için burada bulunamadı dedim ve derin bir nefes aldım.
Ben kimsesiz bir çocukluk geçirdim. Buradaki çocuklardan artı hiç bir şeyim yok ve hâlâ onlar gibi hep yetimanenin sevgi veremeyen soğuk duvarlarının yanında oturan o kız çocuğuyum. Hayata bir sıfır yenik başlayan ve kalbinde kocaman bir boşluğun içerisine yerleşmiş o sevgisizliği taşıyan kız çocuğu. Kimsesizlik nedir bunu sadece yaşayanlar bilir ve empatisi kurulamayacak bir duygu olduğu için bunu anlatmaya gücüm yetmiyor.
Meleklerin bile büyüyene kadar günahını yazmadığı küçük varlıkları şu koca dünyada yalnız bırakmamak için bir şeyler yapmaya gönüllü olmuş bizler, sizi onlarla tanıştırmak ve bu küçük yaralı meleklerin yaralarını iyileştiremesek de daha fazla yara açılmasın diye elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.
Onlara ne anne ne baba sevgisini veremeye biliriz, ama sıcak bir aile ortamı sunabiliriz. Bir çocuğun yemek, kalmaya yer ve okumak gibi halklarını vermeye çalışıyoruz ki, gelecekte onlar da normal insanlar gibi hayata tutunarak yaşasın dedim ve yine derin nefes aldım
Hayata gelirken ne anne babamızı seçebiliyoruz, ne de yaşamımızı. Anne babamızın bizi bırakması ne bizim suçumuz, ne de sizin. Ama bizim gibilerin doğru düzgün yaşayamaması, işte bu gerçekten yardım edebilen ama etmeyen insanların suçu. O yüzden ne çocuklar üzülmesin, ne de biz bu dünyaya veda ettiğimiz zaman bir avuç dolusu çocuğun duasını ve gülüşünü kendimizle götüre bilelim. Küçük Çiçek vakfını sonsuza kadar yaşatalım ve çocuklara güvenli bir yaşam verelim dedim ve derin bir nefes alarak başımı kaldırdım .
Gelin birlikte çocukları yaşatalım dedim ve dolan gözlerimden yaş aksa da durmadım.
Onlar için bunu yapalım dedim ve başımı yere eğerek indim. Hiç kimsenin yanında durmadan ve seslenmelerine cevap vermeden yürüyerek lavaboya doğru gittim.
Kapıyı açarak ardımdan kapattım ve musluğa doğru yürüyerek suyu açtım. Soğuk suyu yüzüme vurarak rahatlamaya ve ağlamamı durdurmaya çalıştım. İnatçı göz yaşları beni dinlemiyor dışarı çıkmam için beni ağlatıyordu.
Daha yeni yüzüme su vuruyordum ki, kapı tıklatılarak açıldı ve kapı arasından Ayzer bey göründü.
Onu içeride kurt sürüsüyle birlikte bıraktığıma inanamıyorum.
Ben çok özür dilerim. Sizi yalnız bıraktım. Ben duygulandım da, geçmiş aklıma düştü sadece dedim.
Bu halde bile neden kendin yerine başkasını düşünüyorsun? Her kes kendini düşünürken niye sen hiç kendini düşünmüyorsun? dedi bu sefer bana kızarak. Bir şey söylemedim. Sadece önde ben arkada o adılayarak salona geri döndük.
Bir kaç saatlik etkinlik umduğumdan daha iyi oldu. İş adamlarının hepsinin dikkatini çekmiştim ve bu beni aşırı sevindirdi. Her kes yanımıza geliyor, çocuklarla ilgileniyor, nasıl yardım yapacaklarını sorarak benimle iletişime geçmişlerdi.
Ama tabiki onların yüzlerine bakmadığım için Ayzer bey bana epey yardım etmişti. Onlarla ev sahibi gibi ilgilenerek gereken konuşmaları yapıyordu ve bu beni aşırı mutlu ediyordu.
Nihayet son misafirle de tokalaştıktan sonra gittiler ve her yeri toparladıktan sonra çocuklar için uygun ortamı yarattık ve nihayet arabaya binerek eve doğru dönüş yaptık.
Araba sonunda apartmanın önünde durduğunda başımı çevirerek büyük bir cesaretle gözlerine baktım Ayzer beyin.
Teşekkür ederim. Gerçekten çok teşekkür ederim. Altuğ beyin yokluğunu hiç aratmadınız ve bu beni büyük bir yükten kurtardı dedim ve yine bakışlarımı aşağı ellerime eğdim. Kalbimin sesi artık duyuluyordu. Ne zaman gözlerine baksam bu olduyordu işte. Bu tanıdıklık hissi de neyin nesi?
Ben, yalan söylemek istemiyorum size daha fazla. Altuğ bey o gece gördünüz mesajların sahibi. Yani sevgiliydik ama değildik de. Ben beceremedim ve o gece Altuğu öyle görünce bir kez daha emin oldum buna dedim ve son kez konuştum.
İyi geceler dedim başka bir şey sormaması için ve arabadan inmek için hamle yaptığımda kolumu tutmasıyla sanki o an zaman dondu.
Evet, paltomu giyinmemiştim ve onun sıcak ellerinin hep soğuk olan tenime teması benim kalbimin bu kadar hızlı atmasına ve sanki zamanı dondurmasını sebep oluyordu. Beni bu günden alıp Sametin yanına götürüyordu sanki. Bilmiyorum ama garip bir durum. Anlatamadığım, anlayamadığım bir durum.
Başımı çevirip ona baktığımda onun da afallamış bir durumda olduğunu gördüm, aynı benim gibi. O da sanki bir şeyler olmuş gibi bir hali vardı. İyi ama neden?
Ayliz, Ayliz hanım diyerek kesik kesik konuşan adam elini kolumdan çekti. Altuğun sizin sevgiliniz olduğunu bilmiyordum, evet. Ama öğrendim dedi ve derin nefes aldı. Kafasını toparlayarak kurmak istediği cümleleri sanki kafasında analiz ediyordu. Ama ne oldu? Ne oldu da ondan ayrılmaya emin oldunuz? dediğinde o geceye tekrar döndüm. Benim evimde, o halde hiç bir zaman olmamalıydı. Bu büyük bir hataydı. Hem de çok büyük.
Derin bir nefes alarak o geceki psikolojiden çıkmak istedim.
Ayzer bey, bunları henüz Altuğ bey ile bile konuşmamışken, başkasıyla konuşamam. Sadece bilin ki, bir ilişkiyi o an bitirecek kadar büyük bir ihanet yaşadım. Ve ben bunu kaldıracak kadar güçlü değilim dedim ve daha fazla konuşmamak için hızla kapıyı açarak dışarıya çıktım.
Bu gün yeterince uzun ve yorgun bir gün olduğu için epeyce yorgundum. Ilık bir duş aldıktan sonra uyusam çok iyi olacaktı. Adımladım ve anahtarla apartman kapısını açarak içeriye girdim. Hâlâ bekleyen araba benim içeriye girip kapıyı kapatmamla hareket etmiş ve uzaklaşan motor sesinden belli olduğu gibi gitmişti. Geçen sefer de beni bıraktığında içeriye girene kadar beklemişti. Bu da ne kadar kibar bir adam olduğunu gösteriyordu. Şimdiye kadar az bir vakitti Ayzer beyi tanıdığım. Ama gerçekten iyi olduğuna, iyi bir insan olduğuna inanıyordum.
Asansörlerin olduğu bölüme geçerek düğmeyi bastım ve asansörü çağırdım. Kısa zaman sonra açılan kapıdan içeriye girdim ve kendi katımın numarasına bastım. Çalışan asansörle bu sefer 2 dakika bile olsa kendime dönüp bakmadım. Asansör durup kapılar açıldığında asansörden indim ve kolidorda yürümeye başladım.
Evimin kapısını gördüğümde bir az daha hızlandım ve sanki son gücümle kapıyı açarak kendimi adeta eve attım. Çantayı ve paltoyu portmantoya bırakarak ayakkabılarımı çıkardım. Hiç bir ışığı yakmadım ve sadece kolidordaki küçük gece lambasını yaktım.
Kendi odama ilerledim ve içeriye geçerek ilk önce banyoya yöneldim. Suyu ayarlayarak üzerimdeki giysilerden kurtuldum. Ilık suyun altına girdiğimde inanılmaz rahatladım. Şu bedenimden aktıkça sanki tüm yorgunluğumu da alıp götürüyordu.
Bir kaç dakikanın ardından suyun altından çıktım ve bornozu giyinerek saçlarımın nemini havluyla aldım. Çok yorulduğum için üzerime bir şey giyinmeden yatağa uzandım ve gözlerimi bu güne kapatarak sonlandırdım.
Kendi odama ilerledim ve içeriye geçerek ilk önce banyoya yöneldim. Suyu ayarlayarak üzerimdeki giysilerden kurtuldum. Ilık suyun altına girdiğimde inanılmaz rahatladım. Şu bedenimden aktıkça sanki tüm yorgunluğumu da alıp götürüyordu.
Bir kaç dakikanın ardından suyun altından çıktım ve bornozu giyinerek saçlarımın nemini havluyla aldım. Çok yorulduğum için üzerime bir şey giyinmeden yatağa uzandım ve gözlerimi bu güne kapatarak sonlandırdım.
Alarmın sesiyle neler olduğunu anlamaya çalıştım ilk önce. Sabah olmuştu ve içeriye dolan ışıkla alarmı hatırladım ve sesi kapattım. Alarm gerçekten sabahları çekilmez bir hal alıyordu. çarşafı üzerimden atarak kalktım ve ilk iş banyoya girerek günlük rutin işlerimi halletmek oldu. Dişlerimi fırçalayıp yüzümü yıkadıktan sonra kurulandım ve odama geçtim.
Dolaba ilerleyerek iç çamaşırları ve bu gün giyeceğim beyaz renkli diz üstü düz bir elbise ile beyaz paltomu ve beyaz renkli topuklu ayakkabımı elime alarak yatağa ilerledim. Dün duş aldıktan sonra halim olmadığı için bornozla uyumuştum. O yüzden bornozu çıkararak giyinmeye başladım. Paltoyu ve ayakkabıyı odadaki tekli koltuğuna üzerine bıraktım ve odamı toplamaya başladım. Daha sonra diğer dolaptan beyaz bir çanta alarak, bu gün giyim tercihimi beyazdan yana kullandım.
Fazla renkli giymezdim ama beyaz giyindiğimde de ölü rengi gibi beyaz tenim daha renkli duruyordu sanki. Ama yine de çoğu zaman beyaz giyinirdim. Normal insanlar gibi görünmek istemişimdir her zaman ama bunu pek başardığım söylenemezdi.
Paltomu ve ayakkabımında çanta gibi elime aldıktan sonra çıkış kapısının bulunduğu koridora doğru yürüdüm ve elimdekileri girişe bıraktım. Daha sonra mutfağa ilerleyerek önce 4 bardak su içtim. Evet bu benim alışkanlığımdı. Her sabah uyandığımda dün hariç 4 bardak su içerdim. Daha sonra bir şeyler atıştırmalık için masaya kahvaltılıklar yerleştirmeye başladım. İşim bittiğinde çay içmediğim için kahvaltı etmeye başlamıştım bile.
Bir kaç dakika sonra biten kahvaltı ile son yudum portakal suyumu da içtim ve ayağa kalkarak masayı toparladım.
Kapıya doğru yürüyerek paltomu çantamı ve anahtarları alarak ayakkabımı da giyindim ve kapıyı açarak çıktıktan sonra kilitledim. Asansörlerin olduğu bölüme gelerek asansörü çağırma düğmesine basarak beklemeye başladım.
Bir kaç dakikaya gelen asansöre binerke en alt katın tuşuna bastım ve bir kaç dakikaya açılan asansör kapılarından çıkacak dışarıya doğru aldımladım. Arabaları park ettiğimiz alana doğru yürüyerek kendi arabamın yanında durdum ve kapıyı açarak aracın sürücü koltuğuna oturdu. Elimdeki eşyaları yan koltuğa koyarak aracı çalıştırdım ve şirkete doğru sürmeye başladım. Trafik vardı yine ama sonunda iş yerime ulaştığımda, rutin işim olan arabayı park edilen alana doğru sürüm ve park ettim. Eşyalarımı alarak paltomu giyindim ve çantamı alarak arabanın kapısını kapattım.
Dış kapıdan içeriye girerek her kes selamını yine baş selamıyla aldım ve asansörlerin olduğu bölüme doğru yürüdüm. Asansöre binerek kendi odamın bulunduğu katın tuşuna basarak beklemeye başladım.
Nihayet kendi katıma geldiğimde odaya girecekken Günaydın Ayliz hanım diyen Altuğ beyle durdum Yüzüne bakmadan gülümsedim ve günaydın dedim.
Uzun bir sessizlik olduğunda ve Altuğ beyin konuşmasını beklediğimde bir şeyler olduğunu anlayarak başımı kaldırdım.
Bana derin derin bakıyordu ve gözlerini sanki benden alamıyor gibi hâli vardı. Beni baştan ayağa süzdü ve beğeni dolu bakışları ile dalıp gitti. Beni sevdiği, gerçekten sevdiği her halinden belliydi ama ben ona göre biri değildim. Ama bana ihanet etmese de zaten biz sevgili değildik aslında, tabii sevgili ismi hariç.