Derin bir nefes aldım ve içimdeki hesaplaşmaları bitirip büyük ahşap çift kanatlı kapı kulpunu tutarak kapıyı açtım ve içeriye geçtim. Başımı yerden kaldırdığım da Altuğ ve Ayzer bey toplantı masasında oturarak beni beklediklerini gördüm. Merhaba dedim utanarak kafamı yere eğdim. Çünkü sabah planlaştırılan saatte şirkette olmamış ve iki patronu ekmiştim resmen.
Ayliz hanım nasıl oldunuz, neredeydiniz diye söze ilk atılan Ayzer bey oldu. Afallayarak başımı kaldırdım ve yüzüne baktığımda gözleriyle beni kontrol ettiğini gördüm. Tuhaf, gerçekten şu an kalp atışlarım çok farklı bir hızda atıyordu ve ben bu kalp atışlarını tanıdığım için kalbime kızmadan edemiyorum.
Samet benim her zaman özelim olarak kalmalı. Onu görünce atan kalbim neden yabancı birini görüp de böyle atıyor? Neden kendini belli etmek, bana bir şeyler anlatmak ister gibi farklı atıyor?
Elimi istem dışı kaldırdım ve kalbimin üzerine götürdüm. Kafesteki kuş misali o kadar çırpınarak hızlı atıyordu ki, ben öylece kala kalmıştım. Elimi kaldırmamla elime göz gezdiren ve kalbimin üzerine koyduğumda kaşlarını çatan adamın yüzünde bariz bir afallama belirli oldu. Garip. Ama bakışlarını gözlerime kaldıran adamla aramızdaki enerji çok farklıydı. Bir kaç dakikanın sonunda nihayet cevap vermek gerektiğini hatırladım ve hafif bir boğaz temizleme ile konuşmaya başladım.
İ... iyi... yim dedim zar zor kesik kesik konuşarak ve elimi aşağı indirdim, tıpkı bakışlarım gibi. Geçiktiğim için üzgünüm. Sabah önemli bir işim çıktığı için haber vermeden gittim dedim kısık sesimle ve bilgisayarın önünde olduğu bir koltuğa doğru yürümeye başladım.
Ayliz hanım, önemli bir şey yox değil mi diye bir ses duydum ve bu sesin sahibi ve soruyu soran bu sefer Altuğ bey olmuştu.
Derin bir nefes aldım. Konuşmak beni zorlasa da konuştum ve sadece, son kez birinin doğum gününü kutladım dedim acıyı sesime yansıtmamaya çalışarak. Çünkü kalbim benim sözümü dinlemiyorsa, ben de onu duymamaya başlayacağım.
Anladım diyen Altuğ bey bakışını elinde tutarak merakla incelemeye devam etti beni, çünkü üzerimde izlenme hissi vardı. Hala birilerinin bakışlarının ağırlığını üzerimde hissediyordum. Ben büyük masanın bir tarafında otururken, Altuğ bey ile Ayzer bey karşı karşıya oturmuş ve ben her ikisini görecek bir şekilde oturmuştum.
Sabah odanıza geldim ve Ayşegül hanımdan bu dosyayı istedim dedi Altuğ bey. İncelemeye başlamıştım ve son sayfalardaki düzey bilgilerini okudum. Bence bu gayet başarılı bir sistem olmuş dedi yüzünde memnun ifade ile. Ama bu sistem ile günlük en az 10 saat ve ay olarak her gün olmakla 2 ay bu sistemle çalışılması gereken bir iş. Bu sistem şeklini daha hafif yaparak, kendinize de uygunlaştırmanızı istiyorum dedi son sayfayı da çevirdikten sonra başka sayfa kalmadığını gören Altuğ bey dosyayı kapatarak.
Şimdi anlatmam gerekiyordu. Aslında işin günde 10 saat gibi görünüp de 10 saatten fazla olduğunu ve bunu bu sistem sayesinde daha az saate indirmemiz gerektiğini. Zaman daha az olsa da aslında üzerinde çok fazla çalışılması gereken bir iş olduğunu biliyordum.
Sistem çok iyi kurulmalı ve yalnış bilgilerin dahil olmaması için alarmlı olmalıydı aynı zamanda. Derin bir nefes aldım ve söze girdim.
Bu iş sisteminin dosyası. Sadece günlük görülecek işler ve nasıl idare edilmesi gerek o gösterilmiştir. Ama aynı zamanda işlerin nasıl idare olunacağını da izleyelim dedim ve elimdeki flash bellediği bilgisayara takarak ekran görüntüsünü monitora aktardım. Daha sonra flash belleğin içinde olan iki tane videodan ilkine tıkladım ve görüntüler oynamaya başladı. Kendi sesimle hazırlamıştım bu videonu. O yüzden konuşmama gerek yoktu. Sistemin nasıl kurulacağını, nasıl ilerleyeceğini ve her gün düzenli olarak tüm şirketlerle nasıl aynı anda ilgilene bileceğime daur görüntüler gösteriyordu. Altuğ bey de Ayzer bey de tüm düşüncelerini ekrana vererek nasıl olduğunu izliyorlardı. Nihayet 5 dakika 19 saniye sonra biten video ile ekrandaki görüntüler bitti.
Bu gerçekten ince işçilikle hazırlanmış dedi Ayzer bey gerçekten etkilenerek. Bu ara Altuğ beyin dudaklarının kıvrıldını gördüm.
Ayzer, sana bu işi Aylize vermeniz gerektiğini söylemiştim dedi.
Baksana çok kolaylıkla bunu idare ediyor dedi Altuğ bey yüzünde memnun olduğunu belli eden bir ifade ile.
Bitmedi daha Altuğ bey. İkinci bir video daha var, onu da izleyelim dedim ve ikinci videoya tıklayarak açtım.
Bu sefer ekrana tüm şirketlerin bu şirketin bünyesine geçmesi değil de, şirket bünyesinde bir kurul yaradılarak ora tabi olmasıyla ilgilidir görüntüler sırayla geliyordu.
Şirket bünyesine geçerse şirketteki tüm hissedarların da söz hakkı bulunurdu. Ama böyle olursa, sadece Ayzer bey ve onun istediği kişilerden oluşulurdu bu kurul.
Biten görüntüler ile yine söze başladım. Bunu uygulamamın sebebi, eğer şirket bünyesine geçerse, bu şirketteki tüm hissedarların söz hakkı bulunurdu Ayzer beyin şirketlerinde de. Ama böyle olunca kurula yalnızca Ayzer beyin istediği kişiler alınır ve böylece söz hakkı da, sadece Ayzer bey ile kurulun olur. Böylece her hansı bir haksızlık söz konusu olamaz dedim ve ben söylediklerimi böylece bitirmiş ve düşüncelerimi aktarmıştım onlara.
Bu gerçekten çok iyi bir sistem ve çok iyi bir hazırlık. Tebrik ederim Ayliz hanım dedi Ayzer bey sanki her şey onu büyülemiş gibi. Bakışlarımı utançla masaya eğerek teşekkür ettim.
Ayliz, gerçekten çok iyi iş çıkarmışsın. Bunun için seni tebrik ederim. Ama anladığım kadarıyla bu iş için tüm şirketlere bir bir gitmelisin ve bu sistemi o şirketlerde de uygulamalısın dedi sorgular biçimde. Başımı yerden kaldırarak çok kısa bir zaman diliminde Altuğ beye bakıp yeniden masada sabitledim bakışlarımı.
Evet Altuğ bey. Bu sistemi kurmak ve aynı zaman da işleri tanımak için, her şirkete gitmeli ve bu sistemi ayarlamalıyım. Bunun için de her şirkette bir kişiyi görevlendirerek kendi ekibime almalı ve buradan idareni daha kolay hale getirmeliyim. Bu da işçinin yılda bir kez değişmekle mümkün olur. Çünkü şirketler yurt dışında dediğimde Altuğ bey Ayzer beye baktı ve başını olumlu anlamda salladı.
Bunun için Ayzer beyle gitmelisin. Ve anladığım kadarıyla 18 tane şirkette bulunmalısınız. En az 25 günlük bir iş gezisi olacak anlaşılan dedi Altuğ bey düşünceli bor şekilde.
Evet dedim sadece, çünkü bunu ben de düşünmüştüm.
Peki buradaki işleri atlamamak gerek. Sen iş gezisine çıktığında buradaki işleri kim idare edecek? Bunun için aklında biri var mı dediğinde derin bir nefes alarak kısa süreliğine düşündüm.
Elif, o gün asansörde nasıl ağlamış ve gerçekten Altuğ beyi bu kadar sevdiğini göstermişti. Geçici süreliğine işlerinde başarı göstererek Altuğ beyin gözüne gire bilirdi. Bunun için ona şans vermeliydim. Bunu yaptığıma inanamıyorum ama bunu yapacaktım. Bana o kadar kötülük yapsa da, bir çoğu kez üzerime gelerek beni kötü durumlarda bıraksa da, yerime geçmek için düşünemeyeceğim planlar ve tuzaklar kursa da ona bu şansı vereceğim.
Elif hanımı düşünüyorum. Çünkü benim işime o hakim dedim bakışlarımı masadan kaldırdım ve Altuğ beye baktığımda beklemediği için gerilediğini ve yüzünde sıkıntılı bir ifade belirdiğini gördüm. Bunu beklemiyordu. Elifin bana karşı olan tavırlarını her zaman görmüş ve onun tuzaklarının bir kaçını kendi gözüyle görerek bana söylediğini hatırlıyordur bu aralar.
Emin misin dedi sıkıntısı gözlerinden okunur bir ifade ile.
Eminim. Onun işinde bir kaç kez çok başarılı olduğunu ve onun sayesinde bir kaç ihale kazandığımızı biliyorsunuz. Bence benim işlerimi ben gelene kadar en iyi şekilde idare edeceğine eminim. Ama Ayşegüle de benimle beraber yıllık izin vermenizi istiyorum. Ayşegül ile Elif hanımın iyi anlaşacağını sanmıyorum. Elif kendi asistanı ile bu işlerle ilgilenir. Ayrıca Berk bey de Elif hanıma yardımcı olur. Ayşegül ben geldiğimde gelir işe dediğimde Altuğ bey her şeyi düşündüğümü anlamış olmalı ki, olumlu anlamda başımı salladı.
Tamam o zaman. Her şey konuşulduysa Gök projesinin konu olduğunu toplantıya geç kalmayalım Ayliz hanım dedi ve ayağa kalkması ile Altuğ beyin,biz de ayağa kalktık.Yani Ayzer bey ile ben de ayağa kalktım ve flash belleği bilgisayarda çıkararak elime aldım. Toplantı odasından çıkan Altuğ bey ile masayı dolaşarak Altuğ beyin az önce oturduğu koltuğun yanına geldim. Masadaki toplantı için hazırladığım dosyayı elime aldığımda hâlâ Ayzer beyin girmediğini gördüm.
Ayliz, iyi misin diyerek aradaki resmiyyeti götürmesi ile başımı kaldırdım ve Ayzer beyin gözlerine baktım. Gerçekten endişe gördüm o gözlerde. Yine kalp atışlarım çok hızlı atıyordu ve bu beni korkutuyordu. Sametten sonra Altuğ bey ile bir ay da olsa bir ilişkiye başlamış ve en sonunda o kadar üzüldüm ki, yeniden çıktığım yolun başında olduğumu ve tek bir adım bile ileriye atmadığımı görmüştüm. O zaman kalbim böyle isyan çıkarmasa da şu an, bundan önceki her an gibi, onun gözlerine her baktığımda, gözlerime her baktığında kalbimin bu denli attığına şahit olmamıştım Altuğ beyde. Altuğ bey gerçekten hataydı. Hiç olmayacak bir adım atmıştım ama o kadar büyük darbe ile geriye sürüklenmiştim ki, o zaman anladım.
Şimdi ise bu adamın gözleri bu kadar tanıdık bakarken kendimi sorgulamam normaldi. Neden onun gözünden gözlerime huzur akıyor? Neden onun gözünde benim mahv olup da dirilmem gibi bir şeyler çağırıştırılıyor?
Bakışlarımı yeniden tavana çevirdim. Şimdi de aklıma Sametin bana anlattığı hikaye gelmişti. Yüzümde kocaman bir gülümseme yarattı o günü düşününce.Ama gel gör ki, o günden sadece bir kaç gün sonra yaprağın çınarı bıraktığı gibi bırakıp gitmişti beni.
Korkuyorum. Sürüklenmekten korkuyorum ve kendime 2 saniyeden uzun bakamazken onun gözlerinden hipnoz olmuş gibi gözümü çekememem beni korkutuyor. Bu olağan bir şey değil.
Yalnış bir adım atmak istemiyorum ikinci kez. Korkuyorum, hem de çok. Hayatım bunca yıl o kadar üzülmüşlük ile geçti ki, kendimi sadece işe adayarak üzülecek her şeyden kurtulmak istiyorum. Ama Ayzer bey... Onda anlamlandıramadığım bor şeyler var.
Değilim dedim sadece ve hızla odadan çıkarak kendi odama doğru adımladım. Odaya girerek arkamdan kapattım ve derin bir nefes alarak kafamdan tüm düşüncelerini atmaya çalıştım. Gök projesi evet onu düşünmeliyim.
Masaya yaklaştım ve çekmeceyi açarak elimdeki flash belleği ve dosyayı çekmeceye koydum. Gök projesinin dosyasını ondan daha aşağıda bulunan çekmeceden aldım ve kapıya doğru ilerleyerek kapıyı açtım ve asansöre doğru ilerledim