Zaman her şeye deva olurdu. Yani bana böyle söylemişlerdi. Zaman, her zaman akıyordu peki deva oluyor muydu? Yoksa daha fazla yara mı açıyordu göğsümüzde? Yine bir bilinmezlik...
"Gün geceyi kovalardı, gece ise güneşin arkasına saklanır günün pes edişini izlerdi."
Sakin kalmaya çalışıyordum. Fakat her şeye rağmen bugün bir adamın karısı olacağım gerçeği yüzüme tokat gibi çarpıyordu. Aynadaki görüntüm güzeldi. Gelin odasında yalnızdım. Normalde annemin yanımda durup bana destek olması gerekirdi değil mi?
Bazı kız çocuklarının en büyük kaybı annesi olurdu...
Nikah salonunda değildik. Bir salonda nikah kıyılacaktı. Kapı yavaşça tıklatıldığında aynadan bakışlarımı çektim. Kapı açıldı. İçeriye damatlığı ile Yaman girdi. Yanıma yaklaştı ve tam arkamda durdu. Artık aynada ikimiz vardık. Güzel bir görüntüydü. Bu da oldukça can sıkıcı bir durumdu.
Başka şekilde olurdu belkide...
"Çok güzelsin." Gözlerimi aynadaki yansımamızdan çekmeden konuştum. "Sen de çok yakışıklısın." Siyah gözlerine bakmayı bir süreliğine bıraktım ve yüzümü ona döndüm. "Sence de mahvolmak için fazla güzel değil miyiz Yaman?" Bakışlarını çekmedi. Fakat ben başımı sağa çevirdim. "Şöyle düşün en azından mahvoluşumuz bile güzel olabilir küçüğüm."
Eli yüzümde tüy kadar hafif bir şekilde birkaç saniye gezindi. "Gidelim Yaman!" Kolunu uzattığında koluna girdim. Yavaşça odadan çıktık ve merdivenlerin başında durduk. Yerde kırmızı güller vardı. Etrafta onlarca kişi ve bize eşlik eden hafif bir müzik...
Şaşkınlığımı gizleyemedim ve yüzümü ona çevirdim.
"Bütün bunlar nasıl?" Yürümeye devam ettik.
Salondaki herkes bizi izledi. Kalabalıktı...
Kolunu daha sıkı tuttum.
Geçip nikah masasına oturdum. Yanımda yerini aldı. Nikah memuru gerekli evrakları kontrol etti ve sorularını sormaya başladı." Siz sayın Deren Çakır, Yaman Barış Çelebi 'yi kocanız olarak kabul ediyor musunuz?" Bakışlarım salonda gezindi. Daha sonra yanımda oturan adamda durdu. "Evet."
Coşkulu değildi. Neşeli veya sevinçli de değildi. Heyecanla da evet diye haykırmamıştım. Ama evetti işte...
"Peki siz Yaman Barış Çelebi, Deren Çakır 'ı karınız olarak kabul ediyor musunuz?" Gözlerim üzerindeydi. Siyah gözler karar vermiş, hükmünü kabul etmişti. "Evet." Gözlerimi yumdum. Nikah şahitleri de onay verdikten sonra imzaları attık. Dikkatimi çeken şeyler arasında nikah şahidim olan adamın kol düğmesi üzerinde yazan yazı vardı.
D.Ç
"O halde ben de sizi belediyenin bana verdiği yetkiyle karı koca ilan ediyorum. Gelini öpebilirsiniz!"
Derin bir nefes aldım ve elime uzatılan evlilik cüzdanını aldıktan sonra hırsla ayağına bastım. Sanki hiçbir şey olmamış gibi yüzüme bakıp sırıttı. Ayağa kalktığımda elleri belimi sardı. Dudaklarını yavaşça dudaklarımın üzerine dokundurdu ve geriye çekildi. Hiçbir tepki veremedim. Fakat öpücüğü midemi bulandırmadı.
Salonun ortasına ilerledik ve dans etmeye başladık. "Gelin ve damat ilk dansı esnasında ne konuşur hep merak etmişimdir. " Ne tuhaftır ki bu soruyu ben de hep merak etmişimdir. "Belkide ne kendilerinden önceki gelin ve damatların ilk dansları esnasında ne konuştuklarını konuşuyorlardır?" Başını iki yana salladı. "Çok konuşuyorsun." Gözlerimi devirdim.
"Sen ortamı yumuşatmaya mı çalışıyorsun?" Sorumla beraber güldü. "Biliyor musun normalde karşımda konuşmana izin vermezdim. Benden korkuyor olurdun. Yanımda bile konuşmadan önce iki kere düşünürdün normal şartlarda." Bir süre ara verdi konuşmasına ve beni kendine doğru çekti biraz daha. Çok yakındı.
"Peki ne oldu da bu haldeyiz Yaman?" Başını eğdi. "Seni beğendim. Sana saygı duydum. Nasıl eğitildiğini öğrendim ve en çok da dudaklarının tadını beğendim." Yutkundum. Kollarımı boynuna sıkıca sardım ve tırnaklarımı hafifçe boynuna bastırdım. "Akıllı ol Yaman Barış Çelebi! Yoksa senin aklını alırım!" Sesim kısık ve bir o kadar da tehditkar çıkmıştı.
Sağ kaşını yukarıya kaldırdı. "Akıllı olmazsam ne olur Deren Çakır Çelebi?" Gözlerini gözlerime kenetlediğinde gözlerimi ondan kaçırdım. "Öğrenmek bile istemezsin Yaman. Ama öğrenmek istiyorsan bilenlere sor." Dudağına bir sırıtış kondu. "Ne diyeyim karıcığım?" Gözlerim kocaman oldu.
Bu söz de nereden çıkmıştı?
"Ben sana göstereceğim!" Bir anda müzik durdu. Birbirimizden ayrıldığımız sırada sırıtmaya devam ediyordu. Babam ve abimin yanına geçtim. Günün geri kalan kısmında her ne kadar görünmez olmaya çalışmış olsam da olmadı. Sonuçta gelin bendim... Tebrik için gelen herkesle selamlaşıyor ve birçok övgüyü kabul ediyordum. Sakince bu gecenin bitmesini bekledim.
Yaman yanıma gelip elimi tuttuğunda ona ayak uydurdum. Masadaki herkesle görüştük. Kalabalık artık boğmaya başlıyordu. Sıkıca abime sarıldım. "Demek gidiyorsun ha abim?" Abim alnımdan öptü. "Gidiyorum küçüğüm ama sen ne zaman istersen kural falan dinlemem ölüm pahasına sana gelirim." Yutkundum.
"Neyse canım. Sonuç olarak gelinlik yakışmış mı?" Beni kendi etrafımda döndürdü. "Beyazın en çok yakıştığı iki kadını da tanımak benim için bir onurdur!" Söylediği sözle gülümsedim.
Birinci kadın annemdi. Ona beyaz çok yakışırdı. Ben annemin olduğu hikayede ikinci kadındım...
Annem beyaz giymekten nefret ederdi. Siyahların kadınıydı ama yine de beyaz yakışırdı.
"Yoruldun mu peki?" Babamın sesiyle ona döndüm. "Çok yoruldum baba. Artık eve gidip dinlenmek istiyorum." Bir anda yanağımda birinin dudaklarını hissettim. Dönüp baktığımda Yaman'ı yanımda buldum. "Karıcığım artık evimize gitmek ister misin?" Bakışlarım babamı buldu. Babama sokulup onu öptüm. "Gidelim!"
Abim birilerinin benimle konuşmasına dahi sabredemezken, birinin bana dokunuyor oluşu ile sinirden delirmek üzereydi. Yaman bu durumu hiç takmadı. Hatta bazı şeyleri bilerek yaptığına adım kadar emindim.
Elleri belimi kavradı ve salonun çıkışına ilerledik. Kapıdan çıktığımız an kendimi onun kolları arasından kurtardım. Beş araba benim plakamı taşırken beş araba onun plakasını taşıyordu. Evde yirmi adam ben, yirmi adam o barındıracaktı. Karşımda Fatih'i gördüğümde gülümsedim.
"Aferin lan Fatih! Hadi gidelim!" Bakışlarım Yaman'a döndüğünde beni izlediğini fark ettim. "Eee Yaman gitmiyor muyuz?" O sırada arabamın kapısını açmış, arka koltuktaki viski şişesini almıştım. Doğruca Yaman'ın arabasına geçip oturdum. Yaman birkaç dakika sonra arabaya geldi.
Viskiden bir yudum aldım. Yanıma oturduğunda sakin bir şekilde beni izliyordu. Gelinliğin el verdiği kadar rahat oturdum. "Bir erkek kardeşin varmış doğru mu?" Yönümü ona döndüm. Yeterince susmuştum. "Doğru." Net bir cevap...
Viskiden biraz daha içtim. "Neden benimle evlendin ki sen?" Saçma bir şekilde gülmeye başladım. "Seni ben mi vurdum?" Başımı iki yana salladım. "Hayır vurmadım!" Sesim yüksek çıktı. Gözlerimi üzerinde gezdirdim. "Beni sen vurmadın. Ama seninle evlendim. Zaten eninde sonunda evlenecektin, benimle evlen istedim." Kahkaha attım.
"Yapma ya! Herkes her istediğiyle evlenebiliyor mu?" Elimdeki yarıya gelmiş olan viski şişesini alıp içti. "Ben isteyince oluyormuş demek ki karıcığım ben de yeni öğrendim." Sessiz kalmayı seçip başımı cama çevirdim. Derin nefesler alarak sakinleşmeyi bekledim.
Araba durduğunda inmedim. Kapım açıldığında açan kişinin Fatih olduğunu gördüm. "Buyrun Deren Hanım." Arabadan indim. "Bir isteğiniz var mı?" Bu haline güldüm. "Hayırdır Fatih sen bu kadar centilmen olabiliyor muydun?" Bana kınayan gözlerle baktı. "Yazıklar olsun Deren Hanım. Size de hiç yaranamıyorum!" Fabrika ayarlarına dönen Fatihle gülümsedim.
"Yarın dışarıya çıkmayacağım haberin olsun. Yorgunum biraz kafa dinleyeceğim." Yavaşça dönüp malikaneyi dışarıdan süzdüm. Çok büyüktü. Güzeldi ve göz kamaştırıyordu. En önemlisi ise evde çalışan da dahil bizden başka kimse yoktu. Merdivenleri yavaşça çıkmaya başladım ve dış kapının önünde durup onun bana gelmesini bekledim.
Kapıyı açtığı anda yerden yükseldim. " Ne yapıyorsun sen?" Sıkıca ona tutundum. "Gelini ilk gün kapı eşiğinden geçirmek adettendir karıcığım bilmiyor musun?" Ona gözlerimi devirdim. "Bana gözlerini devirme! Nefret ederim!" Omuz silktiğimde beni yere bıraktı.
Beni birdenbire duvara bastırdı. Oldukça yakındı. "Ne o Yaman Bey yoksa ilk günden karınızı öldürmeye mi karar verdiniz?" Alaylı sorum karşısında yüzü ifadesizdi. Gözlerimi gözlerinden ayırmadım. Eli yavaşça vücudumda gezinmeye başladığında nefes alışverişlerim istemsiz bir şekilde hızlandı.
"Hayır karıcığım. Elbette seni öldürmeyeceğim." Nefesi boynuma değiyor ve vücudumu yakıyordu. Elinin birisi belimi sıkıca kavrarken diğer eli açıkta kalan sırtımda geziyordu. Dudakları boynumdan göğüs dekolteme doğru yol izlediğinde onu durdurmak için ellerimi kaldırdım.
Sağ eliyle her iki elimi de duvara sabitlediği sırada göz göze geldik. Simsiyah gözleri sadece birkaç saniye için bana değdi. "Yapma!" Kollarımı çekiştirdim ama durmadı. Sol eli bacaklarımda gezinmeye başladığı sırada dizimi bacak arasına geçirdim. Hafifçe gerilediği sırada kendimi ondan kurtardım ve gelinliğin altına sakladığım silahı çıkarıp ona doğrulttum.
"Sakın bir daha bana yaklaşma! Duydun mu beni?" Sesim titriyordu. Karşımda dimdik duruyordu ve bakışları oldukça ifadesizdi. Baktığı tek şey elimdeki silahtı.
"Ne o Deren Hanım yoksa ilk günden kocanızı öldürmeye mi karar verdiniz?" Tıpkı benim gibi alay ediyordu. "Bilerek yaptın? Bende bir silah olduğunu biliyordun ve açığa çıkarmam için yaptın!" Sakince başıyla beni onayladı.
"Senden nefret ediyorum Yaman Çelebi!"
"Ama karımsın Deren Çelebi. Bence alışmaya bak sonuçta kocan mükemmel bir adam."
Merdivenleri çıkmaya başlayınca sakince arkasından çıkmaya başladım. İki kat merdiven çıktıktan sonra durdu. Bu katta birkaç tane oda vardı. Önünde durduğumuz odanın kapısını açtı. "Bu oda benim odam karıcığım. Yanımdaki oda ise senin odan. Aramızda sadece sekiz adım var. İstediğin zaman kocanın sıcak kolları arasına gelebilirsin."
Sinirle gösterdiği odanın kapısını açtım. "Çok güzel kadınla evlenmişim şu an bunu fark ettim." Sinirle kapıyı kapattım. Yatak odasının lambasını hızla açtım ve etrafa baktım. Kocaman bir odaydı. Odadaki eşyalar, yatak ve her şey özenle seçilmiş gibiydi. Yatağın kırmızı örtüsünün üzerinde gözlerimi gezdirdim. Sakince bekledim.
Kalp atışlarımı ve nefes alışverişlerimi düzenlemek için bekledim. Odanın iki duvarı boydan boya camdı ve Yaman ile benim odamı ayıran duvarın biri de camdı! Şu anda karşılıklı duruyor ve birbirimizi görüyorduk. Onun odasının için de benim odam, benim odamın içinde onun odası vardı!
Sinirle terasa çıktığımda terasında bir olduğunu gördüm. İstediği zaman beni görebilir ve odama girebilirdi. Yükseklik korkum aklıma gelir gelmez odaya hızlı adımlarla geçtim.
Sakince dolabımı açtım ve içinden kırmızı bir gecelik çıkarıp banyoya girdim. Gelinliği zorlanarak olsa da çıkarıp sıcak suyun altında banyo yaptıktan sonra kırmızı geceliği üzerime geçirdim. Saçımı kurutup, taradıktan sonra odaya geçtim. Yatağın üzerine oturmuş üstü çıplak bir şekilde bekliyordu.
Odasının sadece tek bir ışığı yanıyordu. Benim odamın ise bütün ışıkları açıktı. Aramızdaki camdan duvar her şeyi net bir şekilde gösteriyordu.
Onu görmezden gelmek yerine tam gözlerinin içine baktım. Yavaşça gidip terasın kapısını kilitleyip anahtarı üzerinde bıraktım. Yatağın üzerine uzandım ve ışıkları kapattım. Fakat baş ucumdaki gece lambaları her zaman yanmaya mahkumdu. Tıpkı benim gibi, ben ölene kadar yanacaklardı...
Onun ne yaptığı, ne düşündüğü ya da ne yapacağı umrumda değildi fakat ben yarın ne yapacağımı biliyordum.
İlk işim buraya bir perde almak ve Yaman'ın burnundan gelmek olacaktı.
Benim kim olduğumu görecekti...