Yolculuk sessizlikle başladı. Arabada ne bir müzik sesi vardı, ne de konuşma. Giray direksiyon başındaydı, ben yan koltukta camdan dışarı bakıyordum. Şehir geride kalıyordu. Ardımızda mezar taşları gibi dikilmiş binalar, anılar, acılar... Bir hışırtı gibi geçti içimden. Kalbimin derinliklerinde bir şeyler kıpırdadı. Özlem, pişmanlık ve korku. Tüm duygular birbirine karışmıştı. "Gözlerin kapanıyor, ister misin biraz uyuyasın?" dedi Giray, gözlerini yoldan ayırmadan. Başımı hafifçe salladım. "Yok... Uyursam, kabus görürüm." Elini uzattı, parmaklarıyla elimi tuttu. "Yanındayım," dedi. "Artık o kabuslarda bile seni yalnız bırakmam." Gün batımına yakın, küçük bir sahil kasabasına vardık. Sessiz, kalabalıktan uzak bir yerdi. Denizin sesi sanki içimdeki fırtınaları bastırıyordu. Otele yerle

