Balayından döneli iki hafta olmuştu. Giray, babasının devrettiği özel hastanenin yönetimini devralmıştı. Artık o, sadece bir doktor değil, büyük bir sağlık kompleksinin başındaydı. Bu durum, onun hayatına yeniden o profesyonel, ciddi havayı getirmişti. Ancak aramızdaki bağ, bu ciddiyetin altında, kömürleşmiş bir kor gibi yanıyordu. Giray, hastanenin en üst katındaki, Boğaz manzaralı, geniş ofisine yerleşmişti. Ofis, Giray’ın karakterini yansıtıyordu: Minimalist, pahalı ve her detayı düşünülmüş. Büyük, maun bir çalışma masası, deri koltuklar ve köşede, dinlenmek için tasarlanmış, küçük bir yataklı divan vardı. O gün, Mayda ona sürpriz yapmak istedi. Elinde, Giray’ın en sevdiği suşi ve bir şişe Japon viskisiyle hastaneye geldi. Hastane koridorları steril, gergindi. Mayda’nın rengarenk elbi

