38

3015 Kelimeler

Dağ evindeki son geceleriydi. Zaman, sanki bu eve girerken ağırlaşmış, şimdi ise onları terk etmeye zorlayan görünmez bir el gibi hızlanmıştı. Dışarıda ayaz, camları ince ince buzdan desenlerle süslüyor; ay ışığı bu desenlerin arasından sızarak içeriye soluk, gümüşî bir aydınlık bırakıyordu. Ormanın derinliklerinden yükselen kurt ulumaları, bu ıssızlığı daha da kutsal ve ürpertici kılıyordu. Yarın sabah erkenden bu beyaz cennetten ayrılıp İstanbul’un gürültüsüne, Liva’nın özlemine, bekleyen dosyalara, yarım kalmış sorumluluklara döneceklerdi. Ama bu gece… Bu gece, ayrılığın hemen öncesindeki o son duraktı. Geri dönüşü olmayan bir eşik. Şömine harıl harıl yanıyordu. Alevler, duvarlara dans eden gölgeler bırakıyor; taş evin içi, ateşin sıcak nefesiyle canlıymış gibi kıpırdıyordu. Mayda,

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE