8.BÖLÜM

2037 Kelimeler
Navigasyon icat edileli epey zaman olmuştu. Ama Huzeyfe bey onu kullanmak yerine şoför koltuğunu, Cihangir'e bırakıp benim yanıma oturdu. Dışarıda dan bakılınca her ne kadar dikkat çekilmese de kendimi diken üstün de hissediyordum. Bacağı bacağıma kolu koluma değiyordu. Oysa ki arabanın arka koltukları gayet rahattı. Üç kişilik yerde dört kişi pek ala oturabilirdi. Ben kendimi Şeyma'ya doğru çektikçe, Huzeyfe sanki bilerek daha da yayvan oturuyordu. Ondan tarafa hiç bakmak istemesem de istemsizce kafamı ona doğru çevirdim. Göz göze geldiğimiz de değişik bir şekil de sırıttı. Neydi bu adamın benimle derdi, anlamıyordum bir türlü. Kırk yılın başın da bir akşam organize etmiştik, on da da payıma abim ve Huzeyfe çıkmıştı. Kerem küçükken istediği şeyler olmayınca 'havadan şeftali yağsa benim payıma hıyar düşer' derdi. Şimdi düşününce çocuk aklıyla gayette haklıydı. Sırıtan yakışıklı suratına bir tane çakmamak için zor tuttum kendimi. Önde abimin, "Oraya gidince yanımızdan ayrılmıyorsunuz, demesine göz devirerek baktım. Abimin içkiye karşı bünyesini hepimizin biliyorduk. İki Tek atar üçüncüye evin yolunu zar zor bulurdu. Düşüncelerimin arasından geldiğimizi fark etmemiştim bile. Sol tarafım dan Huzeyfe sağ tarafım dan Şeyma'nın arabanın kapısını açmasıyla geldiğimiz yere camdan baktım. Klasik iki badygard kapının önün de siyah takımlarıyla duruyordu. Huzeyfe açtığı kapının önünden benim inmemi beklerken ben gıcıklık olsun diye Şeyma'nın açtığı kapıdan indim. Ağzının için de bir şeyler geveledeğini duysam da pek fazla üstün de durmadım. Sonuçta bu gece eğlenmeye çıkmıştık. Ve ben gece boyunca eğlencenin hakkını verecektim. Madem kaşınıp peşimize düşmüşlerdi. Ben de kaşımasını gayet iyi bilirdim. Şeyma'nın koluna girerek, abimleri beklemeden önden ilerledim. Arkadan abimin etek boyumu ölçtüğünü eğilip kalktığım da ne kadar açılacağını hesap ettiğine yemin edebilirdim, ama kanıtlayamazdım. Gıcıklık olsun diye arkamdan bizi takip eden abime kıçımı daha çok kıvırarak yürümeye devam ettim. Mekana girmeden bile abimi hiç bir şey yapmayarak kudurtmayı başarmıştım. Bu adamı bu kadar sinirlendirerek şans eseri hayatta kalıyordum. Arkamdan köpek hırlaması gibi sesler çıkarttığını duyduğumda her ne kadar korkmam gerektiğini bilsem de abimin bu durumu keyfimi yerine geriyordu. Sonuçta kendi düşen ağlamazdı. Yüksek ses müzik, ağır içki kokusu daha mekanın girişinden beni rahatsız ederken yüzümü buruşturmadan edemedim. En son üniversite ilk sınıfta arkadaşlarımla gitmiştim bir gece kulübüne onda da gecenin sonunu getiremeyip kaçmıştım. Dans eden gruptan geçebilmek için, Şeyma'nın kolundan çıkmam gerekmişti. İnsanlara çarpa çarpa barın en ücra köşesine geçebilmiştik. Karşılıklı iki deri koltuk orta da sehpa vardı. Sanki barın VIP köşesine gelmiş gibi hissetmiştim. Koltuğun kenarına oturmadan önce, eteğimi aşşağı çekiştirerek, oturunca çok açılmamasını kendimce tedbir almıştım. Yanıma oturan Cihangir "giyin kısacık şeyleri, sonra oraya buraya çekiştirin anasını satayım." Sende mi brütüs bakışını atmamak için çok zor tuttum kendimi. Hayatım da ki tüm erkeklerin sanki tek derdi benim etek boylarımdı. Geldiğimiz yer bir gece klubüydü. Kafamı kaldırıp etrafı süzdüğüm de burada ki en edepli giyinen kızlardan biri olduğuma yemin edebilirdim. Ama bizimkiler illa ki bir kulp bulacaklardı. Hayatıma bir şekil de maydonoz olup karışacaklardı. Huzeyfe, abim bitirim ikilisi gibi birbirlerinden ayrılmıyolardı. Yine diz dize oturmuş abim etrafı süzüyordu bize bakan var mı diye Huzeyfe' de beni süzüyordu. Yanımıza esmer uzun boylu kapıda ki badygardları aratmayacak bir adamın gelmesiyle yanım da oturan Cihangir kalkıp selamlaştılar. Samimi bir şekil de birbirlerine sarılıp özlem giderdiler. "Vay kardeşim hoş geldin. Sen uğrarmıydın ya bizim mekanlara. Ne hayırsız adamsın olum, asker arkadaşın yeni bir işe kalkışmış insan bir gelir hayırlı olsun der." Cihangir utanıp kafasını kaşıdı. "Haklısın kardeşim, ama biliyorsun iş güç anca koşuşturuyoruz. Kusura bakma bizim tayfa tamam bundan sonra bol bol telafi ederiz." Tayfa tamam derken eliyle bizi gösterip onlara da selam ver mesajını çakmıştı arkadaşına. Çok yakışıklı bir adamdı. Önce abimle sonra Huzeyfe'yle tokalaşıp bize döndü. Varlığımızı yeni fark etmişti. Yanım da Şeyma'nın da olmasına rağmen sanki orada ki tek kadın benmişim gibi davranıp "Ooo Cihangir hayırlı olsun. Ulan olum yengemiz var haberimiz yok," demesiyle utanarak salmış olduğum saçları kulağımın arkasına sıkıştırdım. Abimin zaten Cihangir'e gıcık oluyordu. Üstüne üstlük her görenin bizi yakıştırması adamı daha da çok sinir ediyordu. Cihangir elini omzuma atıp, "Yok lan olum, kendisi benim çocukluk arkadaşım yanlış anladın sen. Burak'ın da kız kardeşi." Demesiyle tuttuğum nefesi vermiştim. Yani demek istiyordu ki kızın abisi burada bizi madara etme. Az önce yakışıklı diye sınıflandırdığım adam bir an da gözüm de gıcıklaşmıştı. Önce Şeyma'yla tokalaşıp, sonra elini bana uzattı. Abimlerin radarı altın da tokalaştık ilk görüşte hoşlanmamıştım adam dan elleri çok soğuktu, avuçlarının için de kalan elimi bir kaç saniye fazla tutunca gerilmiştim daha önce bu olay Huzeyfe'yle de yaşanmıştı ama bu kadar rahatsız olmamıştım. Elimi elinin için den tiksinircesine çektim. Adam ise bu durumun farkın da bile olmadan Cihangir'le biraz daha muhabbet edip gitti. Sessizlik hakimdi aramız da hoş konuşsakta müziğin sesinden anlaşılmazdı. Düğüne gelmiş durum değerlendirmesi yapan yaşlı kadınlar gibi hissediyordum kendimi. Her an oturmaya mı geldik diyip pistin ortasına kendimi atabilirdim. Masamıza gelen garson ortaya çeşitli kuruyemişler meyve tabakları ve içki getirmişti. Söylediğine göre mekanın sahibi masamızın donatılmasını istemişti. Adam bize ev sahipliği yapıyordu. Abim çoktan alkollü içecekleri içmeye başlayınca Şeyma'nın kulağına eğilip "Yarım saate kendinden geçer, sonra rahatız." Dedim. Kahkaha atmamızla Huzeyfe'nin bakışları beni buldu. Adam utanmasa kadınlar bu kadar yüksek sesle gülmez bile diyebilirdi. Hanzo adamın hanzo arkadaşı olurdu işte. Ya da üzüm üzüme baka baka kararırmıydı neydi işte. Sinirlerimi bozuyorlardı sürekli yani ellerinden gelse tuvalete bile benimle gideceklerdi. Gerginliğimi yatıştırmak için ortadan duran şampanya bardakların dan birini de ben aldım. Tamam hiç bir zaman içkiye tutkun bir kadın olmamıştım. Ama böyle ortamlar da da hakkını vermek gerekiyordu. Şeyma ise çoktan ikinci dubleye geçmişti bile, sanki bu gecenin hakkı bir rakı sofrasıydı. En azından herkes içinde ki şeyleri ortaya döker, bir nebze dahi olsa rahatlardı. "Lan olum bu ne gürültü lan, senin bizi getireceğin mekanın içine tüküreyim. Şimdi mis gibi sahil de oturup çekirdeğimizi çitliyorduk." Başta her ne kadar abime gıcıklık olsun diye inat etmiş olsam da o mekana gidilecek diye, şuan da bende geldiğimize pişman olmuştum. Özellikle karşımız da hem dans edip hem de Huzeyfe ve abimi kesen kızları görmemle. Şeyma dirseğiyle kolumu dürtüp kaşı gözüyle, sarışın abimi dikizleyen kadını gösterdi. Ya bir şey yap ya da rezillik çıkartırım demek oluyordu bu. "Kızım bak zaten sabahtan beri avucumun içi kaşınıyor, çatacak yer arıyorum. Kalkar onun o düzleştirmekten yanık kokan saçlarını tek tek yolarım, demedi deme. " Gerçekten de kız abimin gözünün içine içine bakıyordu. Abim her ne kadar oralı olmasa da kadın karşısında stripcizler gibi dans ediyordu. Anlık gözlerim Huzeyfe'ye kaydı bakıyor mu diye. Sonuçta hepimiz biliyorduk, adamın uçanı kaçanı boş bırakmadığını. Piknik günü bile onca mahallelinin arasın da yapacağını yapmıştı kart horoz. Telefonuyla uğraşıyordu. Siyah gömleğinin üstten iki düğmesi açık saçları hafif alnına doğru düşmüştü. Resmen bar da ki adamlara göre ben buradayım diye bağırıyordu. "Sakin ol Şeyma dur gözünü seveyim bak abimin bir taraflarını durduk yere kaldırma şimdi ben yapmam gerekeni biliyorum. Kalk dans ediyormuş gibi yapıp ayarı vericez." Şeyma kafa sallayarak onayladı beni. Ayağa kalkıp otururken yukarı doğru çıkan eteğimi aşşağı doğru çekiştirdim. Bu hareketi bugün kaç kez yapmıştım sayamıyordum artık. Şeyma'nın da kalkmasıyla masa da ki tüm gözler bize döndü. Huzeyfe hariç, "Nereye gidiyorsunuz kızım. Oturun oturduğunuz yerde, görmüyor musun etrafı aç kurt dolu." Saçlarımı yan tarafa alarak hafiften terleyen boynumu bir nebze de olsa ferahlatmak istedim. Evet etrafın aç kurt dolu olduğunu biliyordum. Ben de onları def etmeye çalışıyordum zaten. "Offf abi keser misin sesini? Kırk yılın başı bir eğlenceye gelmişiz onu da burnumuz dan getirme istersen." Cevap vermesine fırsat vermeden Şeyma'nın koluna girip, sürükledim. Bir saat kavga edip sonun da eve gitmek istemiyordum çünkü. Madem buralara gelmiştik, kaşınanı kaşımak gerekiyordu. "Şimdi bak bana bizimkilerin dikkatini çekmeden dans ederek kıza yaklaşıyoruz." Şeyma'nın yüzünde ki sırıtmayı görmemle keyfim yerine gelmişti. En son lise bir de beraber kız kavgasına karışmıştık. On da da Şeyma sıranın üstüne çıkıp kızın burnuna tekme atmıştı. Kızın burnunun kırıldığı aklıma gelince Şeyma'nın damarına basmamam gerektiğini sürekli kendime hatırlatıp duruyordum. Tehlikeli ve yanıcı bir maddeydi Şeyma. Müziğin ritmine kendimi kaptırıp, sallanmaya başladığım da keyfim daha da yükselmeye başladı. Yanımdan geçen kızın elin de ki içkiyi alıp tek dikişte kafama diktim. Buna ihtiyacım vardı çünkü. Kızın bana deli herhal de bu bakışları attığını gördüğüm de ters ters bakınca bir şey söylemeden gitti. "Kızım bir dur yavaş lan. Ayar vericez derken ayar yemiyelim." Dayanamayıp kahkaha attığım da, Şeyma ne bok yersen ye bakışını atıp yüzün de ki sahte gülümsemeyle dansına devam etti. Sinsi sinsi birbirimize kaş göz yapa yapa kadının yanına gelmiştik. Şeyma abimlerin görüş açısını kapatıp önüme geçti. Ben de "Şşş kızım baksana sen bir bana. Utanmıyormusun sabahtan beri sevgililerimizi dikizlemeye?" Platin sarısı saçlarını eliyle geriye doğru alarak pişmiş kelle gibi sırıttı. "Ah canım sen beni yanlış anlamışsın, korkma almam elinden, ama istediğimi elde etmeden de bırakmam, bir kaç gecelik bir şeyler yaşasak benim için yeterli." Dayanamayıp histerik bir kahkaha attım. Neden abim için bu kadar sinirleniyordum orasını anlamıyordum ama, yine de dayanamayıp Şeyma'ya döndüm. "Duydun mu Şeyma korkmamıza gerek yokmuş. Elimiz den almayacakmış." Şeyma ise çoktan açık bıraktığı saçlarını bileğin de ki tokayla toplamış, Ben kavgaya hazırım sen emri ver yeter mesajını vermişti. "Duydum Sevda'm duydum. O zaman sen geç canım, al hevesini ne diyelim paylaşmak nitekim güzel bir şey değil mi ?" Eliyle kadının önün den çekilip yol vermiş gibi yapmıştı. Kadın ise yüzümüze bakıp ciddi olup olmadığımızı tartmaya çalışıyordu. Bozuntuya vermeden gülümsedim. Ciddi olduğumuzu zannedip attığı adımla arkadan saçına yapışıp geriye doğru çekmem bir olmuştu. Müziğin sesi anın da kesilmiş insanlar, merakla bizi izliyordu. Hepsinin kafası güzel eğlence çıktı diye seviniyordu. Öbür taraftan esmer olan kadın arkadaşını kurtarmaya gelince Şeyma sol taraftan çelmeyi taktı. Yere yüz üstü düşünce pat diye balon patlama sesi gibi bir ses geldi. " Silikonlarım patladı! İmdaattt! Yetişin," diyen kadınla tüm gece kulübünün attığı kahkahayla kulaklarım çınlamıştı resmen. Avucumun için de ki sarı saçlara iğrenerek bakmaya devam ettim. Gerçekten yanık kokuyorlardı. "Lan Sevda. Napıyorsunuz, kızım iki dakika boş bırakmaya gelmiyor." Anlık Cihangir'e bakmamla avuçlarımın arasın da ki saç kayıp gitti . Kadın karşı hamle olarak yüzüme tırnağını geçirince kalan iki üç şartelim de attı. Abimlerin bize doğru geldiğini görünce, onlar gelene kadar ne vurursam karım diyerek annemden öğrendiğim, Osmanlı Tokat'ını geçirdim. Hala adını bilmediğim kadın sol tarafına yalpalayarak yere düştü. Tekrardan saldırma girişiminde bulunduğum da, Huzeyfe kedi kucaklar gibi beni kucaklayıp dış kapıya doğru yürümeye başladı. Bu adam nereden çıkmıştı şimdi. Oysa ben onların ırzını korumaya çalışırken. " Ya huzeyfe bırak. Bırak ta sıçayım o or***unun ağzına. Gel buraya kızım. Gel dedim sana bu iş daha burada bitmedi Ka***ak seni. Demek hevesini alana kadar he. Gel ben sana hevesini çok güzel vericem. " Hırsımı alamayıp Huzeyfe'nin omuzuna bir kaç tane geçirdim. " Nereden çıktın olum sen. Bak huzeyfe son kez söylüyorum bırak diyorum sana bırak ta şu kadının ağzına sıçıp geleyim. " Kıçıma attığı şaplakla neye uğradığımı şaşırdım. "Ya kızım bir dur. Herkese rezil ettiniz bizi." Allahtan yüzüm kıçına dönüktü de domatese dönmüş yüzümü görmüyordu. Sonun da çıkış kapısından çıktığımız da temiz bir nefes alabilmiştim. Kapı da ki adamlar Huzeyfe'yle olan pozisyonumuza kafayı mı yediniz olum bakışları atarken ben yaşadığım yüksek gerilimden çıkıp umursamıyordum bile. Hızlı adımlarla arabaya doğru yürüyen Huzeyfe, her haraket ettikçe içtiğim içkiyi kusasım geliyordu. Arabanın yanına geldiğimiz de ise, un çuvalı bırakır gibi beni yere fırlattı. "Yavaş öküz! İlla üstüme kırılacak eşya yazıyormu? Demem gerekiyor insan gibi davranman için. " Açılan bacağıma bakıp," üstüne insan gibi bir şey giysen ölürsün zaten dimi. Görmüyor musun kızım etrafta ki aç köpekleri hepsi seni yiyecekmiş gibi bakıyor. Ne bu haraketler mekana racon kesmeye gelmiş gibi karı kız dövmeler falan Sevda hanım." Kapıdan çığlıklar eşliğin de çıkan Şeyma'yi görmemle huzeyfe'ye cevap veremedim. Şeyma'nın durumu benden daha vahim görünüyordu. Kadının silikonunu patlamıştı! "Burak bırak dedim sana. Ya hem sanane olum sen ne beni ayırıyorsun." Uzaktan izleyince komik oluyormuş gerçekten. Çok değil iki dakika önce ben de bu kapıdan aynı bu şekilde çıkmıştım. "Ne saçmalıyorsun kızım, niye durup dururken millete salça oluyorsunuz." Huzeyfe'ye nazaran abim Şeyma'yı daha nazik bir şekilde indirmişti yere. "Ne lan bu iki dakika da civcivlikten çıkıp horoz kesildiniz başımıza." Benim tabiatım da vardı bir kere yırtıcı olmak. Ayrıca horoz neydi bir kere. Bari çitaya aslana falan benzetseydi de bir namımız olsaydı. Resmen gece kulübünün önün de durmuş, toplantı dan çıkan velimiz de bize azar çekiyor gibi hissetmiştim. Şimdi kız size yürüdü bunu yediremedik desem. Abimlerin egosuyla uğraşamazdım. Şeyma'ya göz kırpıp yalanıma ayak uydur mesajını verdim. "Ne yapsaydık abi! Kadın resmen bize gece kulübünün ortasın da iş teklif etti. Ne deseydim pardon biraz beklerseniz abimleri atlatıp geliyoruz. Sonra saat başı fiyatı konuşuruz mu deseydim?"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE