Bölüm 14: Cehenneme Bir Adım

1322 Kelimeler
Bodrumun karanlığında bir çift göz parlıyordu. Sanki cehennemin kapısı aralanmıştı. Levent, silahını kaldırdı. Nefesi kesik kesikti, parmakları tetiğe giden yolda titriyordu. Kuzey ileri atıldı, Mira'yı arkasına aldı. "Kim var orada!" diye bağırdı Levent. Sesi, duvarlara çarpıp yankılandı. Gölgelerden çıkan figür, adım adım yaklaştı. Üzerindeki kıyafet paramparçaydı, yüzü kan ve toz içinde. "Yardım edin…" dedi adam, sesi çatallaşmıştı. "Buraya kapatıldım… haftalar önce…" Levent gözlerini kıstı. "Kimsin sen?" Adam sendeleyerek yaklaştı. "Ben… Alpay’ın eski adamlarından biriyim. Adım Murat. Konsey hakkında konuşmaya kalktım, beni buraya hapsetti." Levent’in gözleri büyüdü. Mira’nın nefesi kesildi. "Konsey mi?" Kuzey yaklaşarak onu kolundan tuttu. "Ne biliyorsun?" Murat başını kaldırdı. "Alpay sadece bir piyon. Onun arkasında çok daha büyük bir yapı var. Siz hâlâ savaşın gerçek boyutunu bilmiyorsunuz…" Birden yukarıdan metalik bir ses yankılandı. Hoparlörlerden gelen tanıdık bir sesti bu. Alpay. "Hoş geldiniz, eski dostlarım," dedi buz gibi bir tonla. "Bodrumumu beğendiniz mi? Orası ilk ihaneti tattığım yerdi. Ve sizin de son nefesinizi vereceğiniz yer olacak." Kuzey, tavanı yumrukladı. "Şerefsiz!" Alpay gülmeye başladı. "Levent… Murat seni kandırmasın. O da bana çalışıyor." Herkes aynı anda Murat’a döndü. Levent’in silahı çoktan onun alnına dayanmıştı. "Gerçek ne?" Murat titredi. "Yemin ederim… ben artık onun tarafında değilim… Ama eğer beni burada bırakırsanız, hepiniz öleceksiniz!" Bir anlık sessizlik oldu. Sonra Mira konuştu. Zayıf ama keskin bir sesle: "Zamanımız yok. Burası bir mezara dönüşmeden çıkmamız gerek." Levent başını salladı. "Duvarlar zayıf. Bir patlayıcıyla delik açabiliriz." Kuzey cebinden küçük bir el bombası çıkardı. "Şanslı günümüzdesiniz." Mira gözlerini kapadı. "Hadi, bu kabusu bitirelim." --- KAÇIŞ El bombası patladığında beton duvarın bir kısmı çöktü. Toz ve duman her yanı sardı. Levent, Mira’yı omzuna alarak önden geçti. Kuzey, arkasından Murat’ı iterek ilerledi. Tünel bir kanalizasyon sistemine açılıyordu. Pislik, dar koridorlar ve karanlık… Ama en azından hayattaydılar. Yukarıya açılan bir ızgaraya ulaştıklarında Levent durdu. "Buradan çıkarsak… şehir merkezine çok yakınız. Alpay’ın oteline geri dönmeliyiz." Mira başını salladı. "Hayır. Bu kez onu orada değil, asıl olduğu yerde vuracağız." Kuzey kaşlarını çattı. "Nerede?" Mira yavaşça mırıldandı: "Konsey’in yeraltı toplantı salonunda. O gerçek savaşı oraya taşıyacağız." --- YENİ BİR OYUN BAŞLIYOR Gecenin içinde kayboldular. Ama Levent’in aklında tek bir şey vardı: İhanetin bedelini herkese ödetmek. Ve karanlıkta, bir başka figür telefonu kulağına götürüyordu. Arda. "Onlar geliyor. Ama ne olursa olsun… Mira’yı koruyacağım." Kurbanların Sessizliği Gece sessizdi. Fazla sessiz. Levent, Mira’yı terk edilmiş bir klinikte hazırladıkları güvenli odaya yerleştirmişti. Yaraları sarılmıştı ama acısı dinmemişti. Hem bedensel, hem ruhsal. Kuzey, pencereden dışarı bakıyordu. "Bu fırtına öncesi sessizlik… İçim hiç rahat değil." Levent, duvara yaslanmıştı. Sesi soğuktu. "Bu sadece başlangıç. Konsey uyanmaya başladıysa, Alpay’ı öldürmek yetmez. Tüm köklerini kurutmamız gerek." Mira hafifçe doğruldu. "Alpay, beni öldürmek istemedi. O kurşun… bilerek omzuma isabet ettirildi. O gece bir şey oldu. İçlerinden biri bana zarar vermek istemedi." Levent kaşlarını çattı. "Ne demek istiyorsun?" Mira, gözlerini Levent’ten kaçırarak fısıldadı: "Konsey’in içinden biri beni koruyor olabilir." --- KURTULMUŞ GİBİ GÖRÜNENLER O sırada Murat, terk edilmiş kliniğin alt katında tek başına oturuyordu. Elindeki sigara titriyordu. Yıllardır taşıdığı bir sırrı daha fazla gizleyemeyeceğini biliyordu. Telefonuna bir mesaj geldi. “Konsey yakında seni de susturacak. Konuşma zamanı.” Bir süre tereddüt etti. Sonra adımlarını ağır ağır yukarıya yönlendirdi. Levent’in karşısına geldiğinde sesi çatallıydı. "Size söylemem gereken bir şey var." Kuzey hemen silahına davrandı. "Yine ne saçmalık bu?" Murat konuştu. "Alpay sadece Konsey’in sesi. Ama emirleri doğrudan biri veriyor. Kod adı: Vali. Kimse yüzünü görmedi ama her hareketi planlıyor. Arda bile onu tanımıyor." Levent’in gözleri daraldı. "Bize neden yardım ediyorsun?" Murat başını eğdi. "Çünkü Konsey… karımı öldürdü." Sessizlik çöktü. Herkes o anda geçmişin acısını yüzlerinde hissetti. --- BİR ZİYARETÇİ Gece yarısına doğru kapı tıklatıldı. Kuzey hemen silahına sarıldı. "Tuzak olabilir!" Ama kapının önünde bekleyen kişi, herkesi şok etti: Arda. Kanlar içindeydi. Gözleri şiş, yüzü parçalanmıştı. Levent öfkeyle ileri atıldı. "Seni gebertirim!" Ama Arda yere çöktü. "Dinle! Bana tuzak kurdular… Mira’yı gerçekten korumaya çalıştım. Ama Alpay… onun planı bambaşkaymış." Mira doğrulmaya çalıştı. "Ne planı?" Arda gözlerini ona dikti. "Seni kaçırmak. Konsey’in eline vermek." Levent dişlerini sıktı. "Neden? Mira’nın onlarla ne ilgisi var?" Arda sessiz kaldı. Sonra tek bir cümle döküldü ağzından: "Çünkü Mira… onların mirasi." --- GEÇMİŞİN GÖLGELERİ O anda Mira’nın gözleri kocaman açıldı. "Ne saçmalıyorsun?" Arda acıyla konuştu. "Sen, Konsey’in ilk liderinin kızısın. Doğumundan sonra annen seni kaçırdı. Levent’in ailesi seni korumak için başka bir kimlik verdi. Ama şimdi… Konsey seni geri istiyor." Mira’nın dizleri titredi. Her şey yıkılıyordu. Levent olduğu yerde dondu. Kuzey ise öfkeyle bağırdı. "Yani onu öldürmek istemiyorlar… Tahtlarına oturtmak istiyorlar?" Arda başını salladı. "Evet. Mira onların anahtarı. Ama eğer kabul etmezse… onu yok edecekler." --- SEÇİM VAKTİ Levent yavaşça Mira’nın yanına geldi. Ellerini tuttu. "Ne olursa olsun, biz yanındayız. Sen kim olduğunu seçebilirsin. Onlar seni ne olarak görüyorlarsa görsün… benim gözümde hâlâ Mira’sın. Benim Mira’m." Mira’nın gözlerinden yaş süzüldü. Dudakları titredi. "Bu karanlığı durdurmalıyız." Levent başını salladı. "O zaman sabaha karşı Konsey’in kalbine gidiyoruz." --- Tahtın Varisi Gün doğmamıştı ama hava çoktan ağırlaşmıştı. Terk edilmiş klinikteki herkes sessizdi. Bu sessizlik, yaklaşan fırtınanın habercisiydi. Mira, eski bir aynanın karşısında duruyordu. Gözleri, artık tanıyamadığı bir yansıma ile buluşuyordu. Kanla, acıyla, ihanetle şekillenmişti yüzü. Ama artık korkmuyordu. "Ben kimim?" Bunu ilk defa yüksek sesle sordu. Arkadan Levent geldi. Sessizce omzuna dokundu. "Sen geçmişin değil, geleceğin karanlığısın. Onları yakacaksın." Mira gözlerini aynadan ayırmadan mırıldandı: "Ve ben... bu kez kaçmayacağım." --- BİR PLAN, BİR YEM Kuzey, haritanın üzerinde parmağını gezdiriyordu. Konsey'in dış dünyadan gizlenmiş karargâhı bir yeraltı kompleksi gibiydi. Yüzeyde sadece terk edilmiş bir saray görünüyordu ama altında onlarca koridor, geçit, tuzak vardı. "İçeri sızmak intihar," dedi Kuzey. Levent başını salladı. "Bu yüzden sızmayacağız. Bizi içeri almaları için sebep vereceğiz." Murat şaşkınlıkla baktı. "Nasıl yani?" Levent kararlıydı. "Mira teslim olacakmış gibi yapacak. Onlar onun teslim olduğunu sanarken biz içeriye sızacağız. İçeriden çökerteceğiz." Arda sessiz kaldı. Herkes ona bakıyordu. Levent, onun gözlerine dik dik baktı. "Eğer bu sefer ihanet edersen… seni kendi ellerimle gömerim." Arda başını eğdi. "Bu kez doğru olanı yapacağım. Yemin ederim." --- KONSEYİN TAPINAĞI Gece Mira, Konsey’e ait özel sinyali taşıyan bilekliği takarak saraya doğru yola çıktı. Yanında sadece Arda vardı. Onları, karanlık giyimli dört adam karşıladı. Silahları belliydi ama yüzleri ifadesizdi. Sarayın içi zamanın dışındaydı. Kristal avizeler, siyah mermer duvarlar, ve duvarlarda yer alan garip semboller Mira’nın kalbine bir korku sapladı. "Burası benim geçmişimse… şimdi onu yakmaya geldim." Karanlık bir salonda, Mira sonunda onunla karşılaştı: Vali. Adam, 60’larında gösteriyordu ama bakışlarında zamansız bir soğukluk vardı. Konuştuğunda sesi taş gibi sertti. "Sonunda tahtına geri döndün, Mira. Ya atalarının yolunu seçeceksin… ya da onların mezarını kazacaksın." Mira başını dik tuttu. "Ben onların yolunu değil, kendi yolumu seçeceğim. Ve senin sonunu da." Vali hafifçe gülümsedi. "Bakalım sözlerin kadar güçlü müsün, Mira Han." --- SİNSİ HAREKETLER Bu sırada Levent, Kuzey ve Murat, gizli bir geçitten saraya sızmıştı. Arda’nın sağladığı eski bir tünel planı hâlâ iş görüyordu. İçeride devriye gezen adamlardan birini sessizce indiren Levent, kulaklığından fısıldadı: "Mira, orada mısın?" Cevap gelmedi. Kuzey kaşlarını çattı. "Bunu beklemiyorduk." Ama içeriden gelen bir fısıltı… Mira’nın sesiydi. "Plan değişti. Vali beni sınava sokacak. Eğer dayanamazsam... beni orada bırakmayın." Levent’in yumruğu titredi. "Sana yemin ediyorum Mira. Seni orada bırakmayacağım." --- KARANLIK AYİN Sarayın en alt katında, aydınlatması sadece alevlerle sağlanan eski bir salonda Mira, tahtın önüne getirildi. Vali, elinde siyah bir hançer tutuyordu. "Son test: Bize sadakatini kanıtla. Bu hançeri eline al… ve eski adını sil." Mira hançeri aldı. Ucunda yüzyıllardır kan kalmış gibi paslı ve ağırdı. Tam hançeri avucuna bastıracağı anda… içeride bir patlama oldu. BOOM! Tavan sarsıldı, adamlar silahlarına sarıldı. Levent ve Kuzey içeri dalmıştı. "ELLERİNİZİ KALDIRIN!" Mira gözlerini kapattı. Elindeki hançeri yere fırlattı. "Ben onların tahtını değil, yıkımını seçeceğim." --- YIKIM BAŞLIYOR Kurşunlar yeniden havada uçuşmaya başladı. Sarayın içinde tam bir kaos vardı. Arda, bir adamla boğuşurken boynuna bıçak sapladı. Murat, silahıyla koridoru temizledi. Vali, geri çekilirken göz göze geldi Mira’yla. "Bu sadece başlangıç," dedi. "Gerçek savaş daha başlamadı." Ve arkasındaki gizli geçitten kaçtı. --- Mira, tahtı arkasına döndü. Alevler yükseliyordu. Levent yanına geldi. "Artık her şey değişti." Mira ona baktı. Gözleri buz gibi soğuktu. "Bu sadece ilk adım. Beni ne kadar karanlığa iterlerse… o kadar yakacağım hepsini." --- DEVAM EDECEK...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE