BÖLÜM 7

1895 Kelimeler
Akasya BEHA Bu sabah nedense uykumdan erken uyandım. İşe başlayalı bir hafta olmuştu ve ben şimdiden çok alıştım. Aldığım davanın haftaya duruşması var ve ben kendimden eminim davayı kazanacağım. Tabi bu güzel gelişmelerin dışında bir de Baran var. Bir haftadır devamlı aklımda olan, bana her baktığında benimle her konuştuğunda kızarmama sebep olan ve bu tepkileri neden verdiğini bilmediğim vücudum ile geçen koca bir hafta. Ciddi anlamda sinir bozucu olmaya başladı bu iş. Ama hafta sonu çok düşündüm ve kendime çekidüzen vermeye karar verdim. Baran benim sadece iş arkadaşım diğerleri gibi. Ona böyle tepkiler vermem çok saçma. Bundan sonra kendime hakim olmalıyım. ‘Akasya’m uyan güzel kızım.’ Diye seslenen annemle düşüncelerimden sıyrıldım. ‘Uyanığım annem hazırlanıp geliyorum.’ Dedim ve banyoya geçtim. Günlük rutin işlerimi hallettim ve dolabımın başına dikildim. Gözüme çarpan mavi kalın askılı belime kadar oturan ve belimden aşağısına bollaşarak inen, etek uçları transparan olan dizlerimin üzerimdeki elbisemi giyindim. Saçlarımı açık bırakıp uçlarına maşa yaptım, biraz rimel ve çilekli parlatıcım ile işte şimdi tamam oldum. Odamdan çıkıp salona geçtim, gidip babamın boynuna sarıldım. ‘Günaydın yakışıklı babam.’ ‘Günaydın güzeller güzelim.’ Diyen babam ile yerime geçtim. O arada annem mutfaktan geldi. ‘Sabah sabah pek bir aşk yaşıyorsunuz.’ Diyerek ellerini beline koyan anneme aşkla baktı babam. ‘Kıskanma meleğim benim asıl güzeller güzelim sensin.’ Deyip anneme göz kırpmasıyla kızaran anneme kıkırdadım. ‘Sabah sabah beni romantizminize boğmayın gençler. Azıcık sabredin yarım saate çıkacağım evden.’ Dediklerimle iyice kızaran anneme dayanamayan babam olaya el attı. ‘Çok konuşma küçük sıpam hadi kahvaltını yap.’ Diyen babamla susup kahvaltımı etmeye başladım. Bir yandan da şükrettim böyle bir aile sahip olduğum için. Kahvaltımı hızlıca yapıp banyoya geçtim. Dişlerimi fırçaladım, parlatıcımı yeniledim ve aynada son kez kendime bakıp salona geçtim. Anne ve babamı öpüp; ‘Canlarım ben çıkıyorum akşama görüşürüz.’ Dedim. ‘Tamam prensesim dikkat et kendine arabayı da dikkatli kullan.’ ‘Merak etme babacım.’ Dedim ve kapıya gittim. Tam ayakkabılarımı giymişken annemin sesiyle arkamı döndüm. ‘Akasya.’ ‘Efendim annem.’ Dediğimde yanıma geldi ve bana saklama kabı uzattı. ‘Patatesli börek yaptım kızım götür peşinde yersiniz orada.’ ‘Teşekkür ederim sultanım. Hadi görüşürüz.’ Deyip anneme öptüm ve arabaya doğru yürüdüm. Arkamdan annemin; ‘Hayırlı işler güzel kızım.’ Diye seslenmesine gülümseyip arabaya atladım. Çantamı ve börekleri yan koltuğa bıraktım. Kemerimi bağlayıp bu ara sıkça dinlediğim despacito şarkısını açıp yola çıktım. Tüm yol boyunca sar başa aynı şarkıyı dinleyip enerjimi yükselttim. İş yerine vardığımda arabamı park ettim, börekler ile çantamı alıp arabadan çıktım. Arabayı kilitleyip ofise yöneldiğimde Lizge’yi gördüm. Yanına doğru yürüdüm. ‘Günaydın Lizge’cim.’ ‘Günaydın canım. Bu ne güzellik böyle?’ ‘Aman Lizge ne güzelliği normal ben işte.’ ‘Yok yok bugün sende bir değişik güzellik var. Hayırdır inşallah.’ Diyen Lizge’ye sadece kafamı iki yana sallayıp ofise geçtim. Yukarı çıktığımda önce mutfağa geçtim. ‘Günaydın Sevgi teyze kolay gelsin.’ ‘Günaydın Akasya’cım teşekkür ederim.’ Elimdeki börekleri uzattım. ‘Bunları annem yapmış sizlere de gönderdi Sevgi teyze sen verirsin arkadaşlara.’ Dedim. ‘Tamam güzel kızım.’ Diyen Sevgi teyzeye gülümseyip masama geçtim. Çantamdan dosyamı çıkarıp masama bıraktım ve çantamı kenara koydum. Herkes geldiğinde haftalık toplantı için Baran’ın odasına gittik. Herkes masanın etrafında toplandığında tam karşımdaki adama bakıp gülümsedim. Ama Baran bugün tersinden kalkmış gibi oldukça soğuktu. ‘Günaydın arkadaşlar.’ Diyerek toplantıya başladı. Gerekli tüm şeyler konuşulup yeni davalar verildikten sonra Sevgi teyze içeri girdi. Herkese çayları ve annemin yaptığı börekleri verdi. Bizimkiler afiyetleri börekleri yerken karşımdaki adam konuştu. ‘Sevgi teyze ellerine sağlık valla iyi gitti sabah sabah.’ Dedi. ‘Afiyet olsun Baran oğlum ama böreği ben yapmadım Akasya’nın annesi yapmış.’ Diyen Sevgi teyze ile Baran’ın bakışları bana döndü. ‘Annenin ellerine sağlık çok güzel olmuş.’ Diyen Baran oldukça soğuk ve mesafeliydi. Herkesle normal konuşurken bana böyle yapmasına bir anlam veremedim. ‘Afiyet olsun.’ Deyip kafamı eğdim ve tabağımla ilgilenmeye başladım. Derdi neydi bu adamın? Ne yaptım ona da bana farklı davranıyor? Hadi ama Akasya. Biz hafta sonu ne karar aldık? Umursama boş ver. Hatta sevin! Böyle olması senin de işini kolaylaştırır. Ben kendi kendime düşünürken bizimkiler ayaklandı. Bende onlarla ayaklanıp masama geçtim. Öğlene kadar biraz iş biraz Lizge ile sohbet derken vaktin nasıl geçtiğini anlamadım. Lizge’nin duruşması olduğu için yemekten yalnız döndüm. Henüz kimse dönmemişti ama çay demlenmişti. Bende gidip kendime bir bardak çay aldım. Tam arkamı döndüm ki karşımda Baran’ı gördüm. Refleks olarak geri çekilirken çay bardağı kaydı ve elime döküldü. ‘Ahhhh! Kahretsin!’ Baran hemen yanıma gelip elimi eline aldı. ‘İyi misin Akasya?’ diyen Baran elimi soğuk suyun altına soktu. Ben yanan elimi unutup Baran’ın elimi tutmasına yoğunlaştım. Suyun altında elimi tutup aynı zamanda dikkatle incelerken, elimden vücuduma bir sıcaklık yayılmaya başladı. Ben kendimi Baran’ın tutuşuna kaptırmışken sesiyle kendime geldim. ‘Akasya cevap versene iyi misin?’ Onun sesinde endişemi vardı? ‘Ş-şey i-iyim. Bir şeyim yok.’ Diye zar zor iki kelimeyi bir araya getirdim. Aferin bana! ‘Özür dilerim Akasya korkutmak istedim. Sen geç balkona otur eczane dolabında yanık kremi olacaktı onu alıp geleyim.’ Diyen Baran ile balkona geçip oturdum ve gelmesini bekledim. Kapıdan giren adamın heybetli vücudu beni etkilese de dikkatimi sızlayan elime verdim. Baran gelip karşına oturdu ve elimi avucuna aldı. Hemen elime kendime çektim. ‘Zahmet etme sen ben sürerim.’ Dedim ama beni dinleyen kim? Tekrar elimi avucuna aldı. ‘Ne zahmeti Akasya saçmalama. Benim yüzümden oldu zaten.’ Ooo siz benimle düzgün konuşur muydunuz Baran bey? Tabi bunu ancak içimden söylerim ben. ‘Senin yüzünden değil ben boş bulundum.’ Dedim ama sürdüğü krem sızlatınca yüzümü buruşturdum. ‘Acıttım mı? Özür dilerim.’ Diyen Baran bir yandan da yanan yere üflemeye başladı. Ben anlamıyorum ki bu adamı. Sabah yüzüme bakmıyordu şimdi gelmiş bana pansuman yapıyor. Bir anlık sinirle elimi avucundan çektim. İlk başta şaşırsa da hemen toparlanıp ifadesiz haline döndü ve geri çekildi. Al işte dengesiz manyak! O değil beni de kendine benzetti. Ben kendi kendime düşünürken kalkıp içeri gitti. Uyuz işte ne olacak! Yok yani anlamıyorum ki adamı. Anlasam belki daha ılımlı yaklaşacağım ama sağı solunu tutmuyor ki! Ben içimden saydırırken Baran elinde iki kupayla girdi balkona. Elindeki kahveyi önüme bırakıp karşıma oturdu ve sigarasına çıkarıp yaktı. Hayır ben sigaradan ve kokusundan hiç hoşlanmam. Bu adam içince neden bu kadar dikkatimi çekiyor ki? Yok yok bende dengesizleştim iyice. Ama elimde değil ki. O her içine çektiği nefeste benimde nefesim kesiliyor. Sanki sigara dumanını değil de benim nefesimi çekiyor içine. Ay ne nefesi ne diyorum ben? Abim bir duysa bu düşüncelerimi o nefesimi tümden keser. Kızım sen en iyisi kahveni içip kendine gel. Kahvemi yudumlarken telefonum çaldı. Baktığımda yengemin aradığını gördüm. Açtığımda yengemin neşeli sesini duydum. ‘Alo görümceciğim nasılsın?’ ‘İyim yengeciğim sen nasılsın? Nokta delikanlım nasıl?’ ‘İkimizde gayet iyiyiz canım. Senin nokta delikanlı karnımda turlamaya başladı ve çok tatlı oluyor.’ Dediğine gülümsedim. ‘Yerim onu ben ya. Doğsa da sevsek.’ Dediğime kahkaha attı yengem. ‘Bak sana ne diyeceğim en sevdiğim görümcem.’ Bende bu dediğine kahkaha attım ve karşımdaki adamın kahvelerini üzerime çektim. ‘Zaten tek görümcenim Bilge’cim o yüzden ne istiyorsan direk de.’ ‘Tamam söylüyorum. Giyecek hiçbir şeyim kalmadı. Bu nokta adam yüzünden kıyafetlerim olmuyor. Benimle alışverişe gelir misin?’ ‘Ben mi? Emin misin yenge? Abim gelse daha çok yardımı dokunur sana. Ben ve alışveriş! Yapma yenge.’ Yengem ağlamaklı sesiyle konuştu. ‘Ama abinle olmuyor ne olur gelsen yazık bana kilo aldım olmuyor hiçbir şeyim.’ Diyen ha ağladım ha ağlayacağım sinyalleri veren yengeme dayanamadım. ‘Tamam yengem tamam kıyamam sana ben. Ne zaman istersen çıkarız.’ ‘Biricik görümcem benim ya seviyorum seni. Ben haber veririm sana.’ Bu kadın az önce ağlamıyor muydu? ‘Bende seni seviyorum Bilge’cim. Tamam haberini bekliyorum. Kendine ve nokta delikanlıma dikkat et abimi öp yerime.’ ‘Tamam canım görüşürüz kolay gelsin.’ ‘Sağ ol tatlım görüşürüz.’ Deyip telefonu kapattım. Baran bana bakıyordu ama bir tuhaftı. O kahveler sanki buz tutmuş gibiydi. Sanki ruhunu kaybetmiş boş bir kabuk gibi geliyor bazen o kahveler bana. Bazen de öyle güzel bakıyor ki, sanki dünyanın tüm duyguları o kahvelerde toplanmış. Bakışlarımdan rahatsız olmuş gibi çekti gözlerini gözlerimden. Bende daha fazla rahatsız etmemek için dışarı yönlendirdim bakışlarımı. Biz böyle iki yabancı gibi sessizce otururken diğer arkadaşlarımız geldi ve çaylarını içtiler. Gün sonunda bitmiş herkes dağılmaya başlamıştı. Lizge’nin davası uzun sürmüş o yüzden çıkınca direk evine gitti. Bende çantamı aldım ve arabaya doğru yürümeye başladım. Çantamı yan koltuğa bırakıp kemerimi bağladım. Anahtarı kontağa takıp çevirdim ama araba çalışmadı. Kapatıp tekrar çevirdim ama gene olmadı. Böyle birkaç kez denedim ama bir türlü çalışmadı. Kemerimi çözüp dışarı çıktım ve  kaputu açtım. Sanki çok anlarmış gibi bakmaya başladım. Tabi hiçbir şey anlamayan ben kara kara ne yapacağımı düşünürken arkamdan gelen sesle o tarafa döndüm. ‘Yardım lazım mı?’ Harika Baran beyimizin centilmenliği tuttu. ‘Ne olduğunu anlamadım çalışmıyor.’ Bir şey demeden gelip sürücü koltuğuna oturdu ve marşa bastı. Ama sonuç aynı araba çalışmıyor. Biraz daha uğraştıktan sonra yanıma gelip; ‘Akü bitmiş sanırım şu an çalışmaz araba.’ Dedi. Harika ne yapacağım ben şimdi. ‘Gel ben bırakayım seni evine.’ Sanki içimi okuyor adam ya. ‘Teşekkür ederim zahmet vermeyeyim abimi ararım o gelir alır beni.’ Dediklerimle kahvelerinden bir duygu geçti ama ben anlayamadan kayboldu. ‘Saçmalama Akasya ne olacak? Gel ben bırakırım seni zaten yolumun üstü.’ ‘Tamam o zaman.’ Deyip arabaya geçtim. Çantamı alıp arabayı kilitledim ve Baran’ın arabasına doğru yürüdüm. Baran’ın yanına oturup kemerimi taktım ve gitmeye başladık. Göz ucuyla yanımdaki adamı seyretmeye başladım. Kendinden emin duruşu, ceketini çıkardığı için her hareketinde kasılan kolları ve bugün benim elimi kavrayan şimdi de direksiyonu tutan o muhteşem eller. Ben bunları düşünürken bir anda aklıma tüm gün yaptığı davranışlar geldi. Kendimi tutamadım; ‘Baran bir sorun mu var? Bilmeden bir şey mi yaptım?’ dediğimde dönüp göz ucuyla bana baktı, bir yandan da yola bakıyor. ‘Hayır. O da nereden çıktı?’ ‘Bilmem. Bugün bir garipsin bana karşı.’ ‘Yok öyle bir şey sana öyle gelmiş.’ Al işte gene buzdan adamlığı tuttu. Gıcık ne olacak. Öküz! Sinirlerime hakim olmak için içimden sayılar saydım ve dışarıyı izledim. Yol boyunca evi tarif etmek dışında bir daha konuşmadım. Eve vardığımızda Baran arabayı durdurdu ve bana gülümsedi. ‘Kusuruma bakma Akasya. Bu ara biraz canım sıkkın.’ ‘Yardımcı olabileceğim bir şey var mı? ‘ ‘Yok teşekkür ederim. Davayla ilgili bir pürüz canımı sıkıyor o kadar.’ ‘Anladım. Neyse umarım en kısa zamanda çözülür. Bıraktığın için teşekkür ederim.’ Dedim ve gülümsedim Baran’a. Karşımdaki adamda bana gülümsedi hatta muzipçe gülümsedi. ‘Taşımacılığını yapmak gayet zevkliydi. Tekrarlamalıyız bunu.’ Dediğine küçük bir kahkaha attı. Tam cevap verecekken gözüme çarpan karaltıyla kafamı çevirdim ve ön camdan bize bakan babamı gördüm. Süper! Hemen kemerimi çözüp arabadan indim ve babamın yanına gidip yanaklarında öptüm. Babam bir ilini sahiplenici bir şekilde belime sardı. Bu arada Baran arabadan çıkıp yanımıza geldi. Babam saçımdan öpüp; ‘Hoş geldin meleğim.’ Dedi. ‘Hoş bulduk babacım. Tanıştırayım bu Baran ofisin sahibi bu da babam Taner.’ Dedim ve iki erkeğin tokalaşmasını izledim. ‘Tanıştığımıza memnun oldum efendim.’ Diyen Baran’a cevap vermeyen babam bana döndü. ‘Araba nerede Akasya?’ biraz nazik olsana baba ya. ‘İş çıkışı arabam bozuldu çalıştıramadım. Sağ olsun Baran gelip baktı, aküsü bitmiş. Bu şekilde çalışmaz araba deyip beni eve o getirdi arabada orada kaldı.’ Diye açıklamamı yapınca babam Baran’a döndü. ‘Teşekkür ederim Baran bey kızıma yardımcı olduğunuz için.’ ‘Ne demek efendim teşekküre gerek yok üstüme düşeni yaptım. Neyse ben müsaadenizi isteyeyim.’ Diyen Baran’a babamın dediği cümle bana hayatımın şokunu yarattı. ‘Kızıma yardımcı olmuşsunuz buyurun gelin birlikte yemek yiyelim hem de teşekkür etmiş oluruz.’ Nasıl yani şimdi Baran bizde yemek mi yiyecek? Aman Allah’ım!     Hatalarım varsa affola. *Bayan ATABAŞ*
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE