Akasya BEHA
Bu kadar basit bir sorunun beni bu denli heyecanlandırması normal mi? Bir an ne diyeceğimi şaşırdım ama hemen sirkelenip kendime geldim.
‘Tabi ki Baran bey diyebilirsiniz.’
‘Lütfen sende bana Baran de. Burada aile gibiyiz o yüzden de yakınız birbirimize, artık sende bu ailenin parçası olduğuna göre rahat ol.’
‘Tamam Baran bey yani Baran teşekkür ederim.’ Ahhh salak Akasya kendine gel adamın karşısında kekelemeyi bırak ve kızarma!
‘Neden yemeğe gitmedin? İlk günden kendini bu kadar yorma.’
‘Acıkmadım henüz o yüzden gitmedim. Gitmeyince de davaya çalışayım dedim.’
‘Anladım. Ama yemeğe gitmesen de mola ver dinlen yoksa kafan çok yorulur.’ Bu dediğine sadece tebessüm ettim. Ne kadarda düşünceli değil mi?
‘Hadi kalk balkonda birer kahve içelim sende biraz dinlenmiş olursun.’
‘Tamam.’ Deyip masamdan kalktım ve Baran’ı takip etmeye başladım. Mutfağa gittiğimizde bana dönüp;
‘Herkes yemekte olduğu için çay yok kahve yapıyorum içersin dimi?’
‘Olur içerim.’ Dedikten sonra arkasına dönüp kahve yapmaya başlayan adamı incelemeye başladım. Dik ve kendinden emin duruşu, geniş omuzları, omuzlarını ikinci bir ten gibi saran ceketi, sıkı bir kalça ve o kalçaya tam oturup paçalarına doğru dümdüz inen bir pantolon. Bu adam dergilerden fırlamış kadar güzel. Ne diyorum ben ya cidden bugün bir tuhaflık var bende kendine gel kızım! Ben arkası dönük adama kendimi kaptırmışken aniden bana dönmesiyle utandım. Beni onu izlerken yakalamıştı. Kahretsin! Bana bakarken yukarı kıvrılan dudakları daha da utanmama sebep oldu. Elindeki kupalardan birini bana uzattı.
‘Hadi balkona çıkalım biraz hava almış oluruz.’ Diyen adam elini öne doğru uzatarak yol verdi bana. Elindeki kupayı alıp balkona doğru yürümeye başladım. Arkamdan gelen adamın etrafa yaydığı elektrik yüzünden tökezlememek için tüm gücümü kullandım. Sonunda küçük bir masa ve beş sandalyenin olduğu balkona geldiğimde hemen kendimi korkuluğa en yakın sandalyeye attım ve derin bir nefes verdim. Karşıma oturan Baran kupasını masaya bıraktı ve elini iç cebine soktu. Cebinden sigara paketi çıkardı, paketten sigara alıp dudaklarının arasına koydu ve yakıp içine derin bir nefes çekti.
Zaten dudakları oldukça dikkat dağıtıcıyken bu hareketle tamamen dikkatimi dağıttı. Kendime gelmeme sebep olan bana uzattığı paketi görmek oldu.
‘Teşekkür ederim ama kullanmıyorum.’ Dediğimde elindeki paketi masaya koydu ve sigarasını içmeye başladı. Önümdeki bu güzel manzaradan gözlerimi alabilmek için kupa uzandım ve kahvemden bir yudum aldım.
‘Eee Akasya kendinden bahsetsene biraz. Sabah konuşurken çok çalışkan olduğunu öğrendik. Onun haricinden neler yaparsın.’
‘Aslında öyle çok şeyler yapan biri değilim. Annem ve babamla yaşıyorum, bir abim var evli ve genellikle onlarla geçer tüm zamanım. Özellikle abimle çok sık vakit geçiririm çat kapı işe yanına falan giderim.’
‘Hım. Çok sosyal değilim diyorsun yani.’
‘Yani. Çok fazla gezme tozma sevmem. Bir tek sahile inip bisiklet sürmeyi ve denize karşı kitap okumayı severim. Ara verdiğim bir sene sahil, ev ve abimlerin evi arasında geçti.’
‘Cidden garip. Genel olarak kadınlar gezmeyi, alışverişi, kız arkadaşlarla gece çıkmayı pek sever.’
‘Ben alışverişten nefret ederim gerekmedikçe kimse beni alışverişe çıkaramaz. Gece gezmesi benim gibi bir baba ve abiye sahipsen hayallerinde bile olamaz ki bende pek meraklısı değilim. Gezmeye gelince küçük bir şehir her gün çıkıp gezilecek bir şeyi yok buraların. Sırf gezmek içinde il dışlarına çıkıp kendimi yoramam.’ Son dediğimle karşımdaki adam kahkaha attı ve benim kalbim anlık bir durma yaşadı. Kahkaha atarkenki ses tonu o kadar güzeldi ki daha önce kulaklarımın böyle bir ses işitmediğine eminim.
‘Cidden garip bir kadınsın Akasya ama bu gariplik çok güzel.’ Ayyy bu bana mı güzel dedi şimdi? Sırıtıp durma kızım kapat o ağzını.
‘O zaman teşekkür ederim.’ Ne saçmaladım ben şimdi? Kendine gel Akasya!
‘Öyle işte. Şuan ki tek aksiyonum yengem hamile nokta delikanlımızı bekliyoruz.’ Dediğime tekrar kahkaha attı. Ama insaf be adam sen böyle güzel gülersen ben aklıma nasıl mukayyet olacağım?
‘Nokta delikanlı cidden güzelmiş. Allah kucaklarına almayı nasip etsin.’
‘Amin inşallah.’ Dedikten sonra ofisin içine sesler dolmaya başladı. Sanırım yemekten geldiler. Kapıdan giren Lizge ile geldiklerini anladım. Yanıma oturup bana kağıda sarılı sandviçi uzattı.
‘Sana aldım yemeğe gelmeyince atıştırırsın diye.’
‘Çok teşekkür ederim.’ Deyip gülümsedim. Bu arada diğerleri de geldi balkona bayanlar sandalyelere oturdu beyler ayakta dikildi. Hoş bir sohbet başladı aralarında, arada sorulan sorulara cevap vermek dışında sessizliğimi koruyup dinlemeyi tercih ettim. O arada Sevgi teyze herkese çay getirdi ve sohbet daha keyifli bir hal aldı.
Çaylar içilip sohbetler edildi ve herkes işinin başına döndü. Burcu ve Poyraz’ın duruşmaları varmış çıktılar. Cemil ve Akın’ın da müvekkilleriyle görüşmeleri varmış onlarda çıktı. Bende tekrar dosyama gömüldüm ve neler yapabileceğimle ilgili iyice inceledim. Müvekkilim henüz 4 senelik evli ve 1.5 yaşında oğlu var ama kocası tarafından aldatılmış hem de en yakın arkadaşıyla. Boşanmak için hemen dava açmış ama adam direttiği için ve net bir kanıtı olmadığı için boşanamamışlar. Dava 6 aydır devam ediyor, müvekkilim memnun kalmadığı için değiştirmiş avukatını. O yüzden çok iyi çalışmam ve müvekkilimi o ahlaksız adamdan kurtarmam lazım tabi aynı zamanda oğlunun velayetini de almam lazım. Masama konulan çayla biraz ara verdim ve arkama yaslandım.
‘Akasya kaç yaşındasın?’
’24 yaşındayım Lizge sen?
’25 yaşındayım bende. Ne güzel dimi yaşlarımız da yakın?’
‘Evet cidden güzel yaşıt olmamız.’
‘Bahsetsene biraz kendinden.’ Diyen Lizge’ye genel olarak bahsettim kendimden.
‘Böyle işte. Çok fazla eğlenceli biri değilim sen bahsetsene kendinden.’
‘Aslen İzmirliyim. Okul için buraya geldim ve burada kalmaya karar verdim. Ailem hala orda yaşıyor. Burada bir artı bir küçük bir ev tuttum kendi kendime takılıyorum işte. Ama senin aksine ben alışverişe bayılıyorum hatta tek eğlencem diyebilirim.’ Anlattıklarını gülerek dinledim. Lizge çok içten ve samimi bir kız sevmemek elde değil.
‘Ben hiç hoşlanmıyorum dediğim gibi benim tek zevkim kitaplarım.’
‘Ne güzel ya ben hiç kitap okuyamıyorum. Sıkılıyorum uykum geliyor.’ Dediklerine gülümsedim. Bu kızla sohbet ederken devamlı güldüğümü fark ettim.
‘Peki erkek arkadaşın var mı?’
‘Hayır ya senin?’
‘Benimde yok hem de uzun zamandır. En son aldatıldım ve o günden beri uzak durmayı tercih ediyorum. Ya sen hiç aşık oldun mu?’
‘Evet oldum.’
‘Kime?’
‘Abime.’
‘Nasıl yani?’
‘Abime aşığım işte ilk aşkım o benim.’
‘Ne kadar şanslı bir abin var nasıl sevdiğin belli.’
‘Ben daha şanslıyım emin ol.’ Dedikten sonra biraz daha havadan sudan konuşup işimize döndük. Saatler birbirini kovaladı ve çıkış saati geldi. Dosyamı ve not aldığım kağıtları topladım, masamı düzenledim ve çantamı aldım.
‘Nerede oturuyorsun Akasya?’
‘Sahil tarafında evim seninki nerede Lizge?’
‘Benimki büroya çok yakın. Burada işe girince evi de burada tuttum gidip gelme sorunu olmasın diye.’
‘Ne güzel ya.’
‘Sen nasıl gideceksin eve?’
‘Babam almaya gelecek onunla gideceğim.’
‘İyimiş hadi çıkalım o zaman.’ Herkese iyi akşamlar diyip çıktık ofisten. Kapıya indiğimde arabadan çıkmış beni bekleyen babamı gördüm. Benim yakışıklı babam nasılda karizmatik yaşına rağmen. Yanına gidip babamı öptüm.
‘Babacım bu iş arkadaşım Lizge karşılıklı çalışıyoruz. Lizge bu da babam Taner.’
‘Memnun oldum efendim.’ Diyen Lizge babamla el sıkıştı.
‘Bende memnun oldum kızım. Buyur gel seni de bırakalım.’
‘Teşekkür ederim efendim evim arka sokakta yürümeyi tercih ediyorum.’
‘Tamam o zaman kızım iyi akşamlar.’
‘Yarın görüşürüz Lizge.’
‘Görüşürüz canım.’ Deyip giden Lizge’den sonra arabaya binip kemerimi bağladım ve yola çıktık.
‘Nasıl geçti ilk günün prensesim.’
‘Çok güzeldi baba. Büro çok güzel herkes harika, çalışma arkadaşlarımı çok sevdim ve ilk davamı bugün aldım.’
‘Aferin benim kızıma yapabileceğini biliyordum.’
‘Sağ ol babacım ama konuşmak için erken zor bir dava ve sıkı çalışmam lazım.’ Babama davadan bahsederken abimlere geldik. Arabadan inip eve çıktık ve kapıyı çaldık. Kapıyı güzeller güzeli annem açtı. Hemen sarıldım anneme mis gibi kokusunu içime çekerek öptüm.
‘Hoş geldin meleğim.’
‘Hoş bulduk annem.’ Dedim ve içeri geçtim. Yengem ile abimi de öpüp banyoya geçtim ellerimi yıkamaya geldiğimde herkes masaya yerleşmişti bende yerime geçtim.
‘Ee güzelim nasıldı ilk günün?’
‘Harikaydı yakışıklım.’ Dedikten sonra günü, bürodakileri, ilk davamı anlattım yemek yerken. Yemekler yenip çaylar içildi. Salonda otururken babama;
‘Kalkalım mı artık babacım?’ dedim.
‘Ne bu acele cimcime sıkıldın mı bizde?’
‘Olur mu öyle şey abim? Sadece yorgunum eve gidip duş alıp uyumak istiyorum.’
‘Tamam kızım hadi gidelim.’ Diyen babamla ayaklandık, abimlerle vedalaşıp eve doğru yola çıktık. Eve girer girmez;
‘İyi geceler canlarım. Ben bir duşa girip hemen yatacağım.’ Deyip banyoya geçtim, kıyafetlerimi kirliye atıp kendimi sıcak suyun altına attım. Duşumu aldıktan sonra odama geçtim, dondurmalı pijamamı giydim ve yatağıma girdim.
Bugün olanlar aklıma üşüşmeye başladı. İlk aklıma sabah odaya girdiğimden bana bakan kahveler geldi, sonra arkası dönük bana kahve yapan adam ve en sonra o mükemmel kahkaha. Bütün gün bunları düşünmemek için kendimi oyalasam da başım yastığa değdiği an aklıma doluştu Baran. Ben Akasya 24 yıldır hiçbir erkeği ilgi alanına sokmayan Akasya. Ne var bu Baran’da da etkiledi beni böyle. Ben ki abimden ve babamdan başka hiçbir erkeği fark etmezken değişen ne? Gözümün önüne geldi bana bakan kahveler. Ne de güzel bakıyor sanki içimi görüyormuş gibi. Sanki hiç gözlerime bakmadı da direk içimde bir yerlere baktı o kahveler. Sonra kahkahası geldi kulaklarıma. Dünyada ki tüm güzel melodileri bir araya toplasak böyle güzel, ahenkle dans edemezler. İhanet ediyor düşüncelerim bana, ben durdurmaya çalıştıkça onlar inatla Baran’ı getiriyor önüme. Bu böyle olmayacak en iyisi uyumak.
Saatlerdir yatakta tepiniyorum ama uyuyamıyorum. Abimlerdeyken yorgunluktan ölen ben şuan aklıma düşenler yüzünden uyuyamıyorum. Baktım olmayacak kalkıp camı açtım ve dışarıyı izlemeye başladım. Gökyüzüne bakarken yıldız kaydığını gördüm. Gözlerimi kapatıp dileğimi diledim.
‘Bana ne olduğunu anlamak istiyorum.’
Hatalarım varsa affola.
*Bayan ATABAŞ*