Akasya BEHA
Sabah gözlerimin annemin beni öpmesiyle açtım.
‘Akasya’m günaydın güzel kızım hadi kalk geç kalma.’
‘Günaydın annem tamam kalkıyorum.’ Ben yataktan kalkınca annem odamdan çıktı. Hemen banyoya gidip rutin işleri hallettim ve dolabımın önüne geçtim. Dün akşamdan karar verdiğim siyah dizlerimin biraz üstünde olan eteğimi ve beyaz gömleğimi giydim. Omuzdan askılı kırmızı çantamın içine gerekli tüm eşyalarımı koydum. Aynanın karşısına geçip belime kadar olan saçlarımı sıkı bir atkuyruğu yaptım. Sadece rimel ve çilekli parlatıcımı da sürüp odamdan çıktım ve kahvaltı masasına oturdum.
‘Günaydın babacım.’
‘Günaydın güzelim.’ Diyen babamdan sonra hızlıca kahvaltımı etmeye başladım. Heyecandan olsa gerek çok fazla bir şey yiyemedim. Sıcacık çayımı bitirdim ve anneme sofrayı toplamasında yardım ettim. İşim bitince banyoya geçip dişlerimi fırçaladım ve salona geçtim.
‘Babacım çıkalım mı artık?’
‘Tamam prensesim çıkalım.’ Diyen babamla çantamı omzuma aldım ve kapıya gittim siyah stilettolarımı ayağıma geçirip babamın çıkmasını bekledim. Anneme sarılıp;
‘Duanı eksik etme annem her şey güzel gitsin.’
‘Rabbim yardımcın olsun güzel kızım. Sakın heyecan yapma ve unutma sen istedin mi her şeyi yaparsın.’ Diyen annemin yanaklarından öptüm ve arabada beni bekleyen babamın yanına gittim. Arabaya binip kemerimi bağlayınca yola çıktık.
‘Heyecan var mı avukat hanım?’
‘Bu zamana kadar yoktu ama şimdi başladı. Sence başarabilecek miyim baba?’
‘Yaparsın tabi kızım. Sakın heyecanına yenik düşme. Unutma sen emeklerinle, çalışmalarınla, kendinden ödün vererek geldin bu günlere. Şimdi de emeklerinin meyvesini toplama zamanın. Her zaman doğruyu dinle ve asla kesin hükümlü olma. Unutma sen adaletin tecelli etmesine yardım edeceksin. Bu yüzden her zaman her açıdan bak olaya her ayrıntısını araştır. Ben sana inanıyorum yaparsın.’
‘Teşekkür ederim babam sayende heyecanım geçti.’ Deyip babamın yanağından öptüm. Sonra babamın dediklerini düşünmeye başladım. Evet babam haklı ben yıllardır bunun hayaliyle yaşadım, çalıştım, çabaladım. Şimdi bu endişem yersiz çünkü yapabilirim. Beni düşüncelerimden ayıran telefonumun sesi oldu.
‘Efendim yakışıklım.’
‘Günaydın nasılsın prensesim ne yapıyorsun?’
‘Günaydın abicim iyim babamla yoldayız işe gidiyorum.’
‘Nasıl heyecan var mı?’
‘Aslında vardı ama babam sağ olsun sakinleştirdi beni.’
‘Sakın heyecanlanma güzelim biz sana güveniyoruz ve arkandayız yapabileceğini biliyorum.’
‘Teşekkürler abim sayenizde daha iyim. İyi ki varsınız.’ Tam o anda yengemin;
‘Sana güveniyorum görümceciğim git ve suçlulara göster gününü.’ Diye bağırdığını duyunca kıkırdadım ve;
‘Yengemi öp yerime abicim.’ Dedim.
‘Zevkle öperim canım. Hadi daha fazla meşgul etmeyeyim hayırlı işler.’
‘Tamam abicim ikinizi de çok seviyorum öptüm.’
‘Bizde seni seviyoruz güzelim öptüm.’ Telefonu kapattığımda başımı cama çevirdim, geldiğimizi fark ettim ve kalbim çarpmaya başladı.
‘Geldik prensesim. Sakın heyecanlanma ve sadece bildiğin işi yap.’ Kemerimi çözüp babama döndüm ve sımsıkı sarıldım.
‘Teşekkür ederim babacım arkamda durduğun için.’
‘Ne demek güzel kızım elbette ki duracağım. Hadi doğru işe akşam çıkışta gelip alırım seni.’ Deyip öptü beni.
‘Tamam babacım akşama görüşürüz.’
‘Görüşürüz prensesim.’ Deyip giden babamın arkasından el salladım ve büronun olduğu binaya döndüm. Büro binan ikinci katını komple kaplıyor. İçinde küçük bir odası olan, odadan itibaren başlayan 9 masa var karşılıklı yapılmış. En sonda da küçük bir mutfak ve lavabo var.
Deli gibi kapıda dikilmemek için düşüncelerimi bir kenara bırakıp merdivenlerden çıkmaya başladım. Her çıktığım basamakta kalbim daha da hızlı atmaya başladı. Büronun kapısına geldiğimde Soyhan Hukuk Bürosu yazısına bakıp derin bir nefes aldım. Nefesimi düzene soktuğumda kapıyı açtım ve içeri girdim. Güneş ışıklarını içeri alan ve mis gibi çay kokusu olan ofis beni biraz olsun rahatlattı. O anda orta yaşlarda bir kadın yanıma gelip;
‘Buyurun kime bakmıştınız?’
‘Günaydın ben Akasya burada yeni işe başladım.’
‘Günaydın Akasya hanım memnun oldum hayırlı olsun. Ben Sevgi mutfak ve temizlik işleri ile ilgileniyorum.’
‘Teşekkür ederim Sevgi hanım. Baran beyin odasında mı?’
‘Evet Akasya hanım odasında.’
‘Teşekkür ederim Sevgi hanım,’ deyip odaya doğru yürümeye başladım. Mutfak tarafından gelen konuşma ve gülüşme sesleri biraz daha rahatlattı beni. Büronun sıcak bir ortamı olduğu belli, ilk iş görüşmesine geldiğim gün Baran bey de dahil tüm çalışınlar duruşmaları için adliyedeydiler. Bende görüşmeyi Yalçın beyle yaptım, şimdide patronla tanışma zamanı. Kapının önüne geldiğimde derin bir nefes çektim içimden beşe kadar sayıp geri verdim. Biraz sakinleştikten sonra kapıyı çaldım ve içerden kendinden emin bir şekilde gelen ‘Gel.’ Komutu ile duruşumu dikleştirip içeri girdim. İçeri girip kapıyı kapattım, döndüğümde bana dikkatle bakan kahveler altüst etti beni.
Az önce sakinleşen kalbim biranda on katı daha fazla atmaya, ellerim ve dizlerim titremeye başladı. Derin bir nefes çekip kendimi toparladım.
‘Günaydın Baran bey ben Akasya Beha yeni avukatım.’ Deyip beni benden alan kahvelere bakmaya başladım. Adam o kadar derin bakıyordu ki içim titredi ve gözlerimi kaçırdım.
‘Günaydın Akasya hanım hoş geldiniz buyurun oturun.’ Diyen adamın gösterdiği tekli koltuğa oturdum. Odayı incelemeye başladığımda beklediğimin aksine sade bir odayla karşılaştım. Dışarıdan küçük gözüken oda aslında gayet genişmiş. Kapının hemen yanın dosyaların durduğu dört kapılı siyah bir dolap, kapının hemen karşısında en fazla 12 kişilik siyah bir toplantı masası, camın önünde orta büyüklükte siyah bir masa ve masanın önünde koyu mavi iki tekli koltuk koltukların arasında da küçük bir masa var. Ben odayı incelerken bir çift kahvenin de beni izlediğinin gayet farkındaydım ama bakmaya cesaretim olmadığı için bu sade odayı en az beş kez inceledim.
‘Bir şey içer misiniz Akasya hanım?’
‘Teşekkür ederim çay olabilir.’ Baran bey telefonu eline alıp;
‘Sevgi abla bize iki çay getirir misin?’ Deyip telefonu kapattı. Aramızda adlandıramadığım bir gerginlik oluşmaya başladı geçen her dakika. Bu gerginliği yok eden çalan kapı oldu.
‘Gel.’ İçeri elindeki tepsinin içinde iki çayla Sevgi hanım girdi. Önce benim önüme sonra da Baran beyin önüne çayı bıraktı.
‘Teşekkürler Sevgi abla.’
‘Afiyet olsun Baran oğlum.’ Konuşacak mecalim olmadığı için bende tebessüm ettim ve gidişini izledim. Baran beyin sesi ile ona döndüm.
‘İlk görüşmeye katılamadığın için özür dilerim o gün çok önemli bir duruşmam vardı.’
‘Estağfurullah Baran bey sorun değil sağ olsun Yalçın bey çok yardımcı oldu.’
‘Öz geçmişinizde geçen sene staj da dahil her şeyin bittiğini yazmışsınız özel değilse neden şimdiye kadar beklediniz?’
‘Okul zamanı çok fazla çalışıp, baya yorulduğum için babam biraz ara verip dinlenmemi istedi.’
‘Anlıyorum. Elbette ki babanız haklı dinlenmek hakkınız.’ Bu dediğine sadece tebessüm ettim. Neden bu adam her konuştuğunda yanaklarımdaki yanma artıyor? Anlamış değilim.
‘Yalçın zaten gerekli bilgileri size vermiştir o yüzden sizi bu ayrıntılarla sıkmak istemem. Takıldığınız bir yer olursa çekinmeden gelip sorabilirsiniz.’
‘Teşekkür ederim Baran bey.’ Deyip gülümsedim.
‘O zaman buyurun sizi mesai arkadaşlarınızla tanıştırayım.’ Diyen adamla oturduğum koltuktan kalktım. Baran bey yönlendirme amacıyla varla yok arası elini belime koyup beni yönlendirdi. Bu saniyelik temas vücudundaki tüm kanın dokunduğu noktaya hücum etmesine neden oldu. Kapıdan çıktığımızda herkesin masasında işine gömüldüğünü gördüm. Masaların başlangıcına geldiğimizde Baran bey;
‘Arkadaşlar bir dakikanızı rica ediyorum. Bu hanımefendi Akasya hanım yeni çalışma arkadaşımız.’ Diyerek beni tanıttı. Bunun üzerine herkes kendini tanıtmaya başladı.
‘Ben Lizge. Hayırlı olsun.’
‘Ben Burcu. Hayırlı olsun.’
‘Ben Aslı. Hayırlı olsun.’
‘Ben Mehmet. Hayırlı olsun’
‘Ben Akın. Hayırlı olsun.’
‘Ben Cemil. Hayırlı olsun.’
‘Beni zaten tanıyorsun Yalçın. Hayırlı olsun.’
‘Bende Poyraz. Hayırlı olsun.’ Diye kendini tanıtan yeni iş arkadaşlarıma gülümsedim.
‘Bende Akasya memnun oldum ve hepinize teşekkür ederim.’ Dedim.
‘Evet herkes tanıştığına göre haftalık toplantımız beş dakikaya başlıyor.’ Diyen Baran bey odasına girdi. Ben öyle bostan korkuluğu gibi dikilirken adının Lizge olduğunu öğrendiğim kız;
‘Gel Akasya benim karşımdaki masa senin çantanı bırak. Bu arada sana Akasya diyebilirim değil mi ? Resmiyetten pek hoşlanmamda. Sende bana Lizge de.’
‘Tabi ki nasıl istiyorsan öyle seslen.’ Deyip masama geçtim. Çantamı masaya bırakıp koltuğuma oturdum ve biraz soluklandım. Beklenen vakit geldiğinde Baran beyin odasındaki masanın etrafında toplandık ve davalarla ilgili konuşmalar başladı. Ben henüz yabancı olduğum için sadece dinlemek ve aralarındaki samimiyete hayran kalmakla meşgul oldum. Toplantının sonuna doğru Baran bey;
‘Akasya hanım şuan elimize yeni gelen bir boşanma davası var. Eğer isterseniz siz ilgilenebilirsiniz veya biraz alışmak isterseniz başkasına da verebilirim.’
‘Teşekkürler Baran bey ilgilenmek isterim. Ne kadar çabuk işlere girersem o kadar çabuk alışırım.’
‘Peki o zaman ilk davanız hayırlı olsun.’ Diyen Baran beye gülümsedim ve dosyamı aldım. Herkesle birlikte odadan çıkıp masama geçtim ve direk dosyama gömüldüm. Müvekkilimi arayıp davayla artık benim ilgileneceğimi ve en kısa zamanda görüşmemiz gerektiğini konuşup, buluşma gününü ayarlayıp kapattım. Dosyada ki suçlamalarla ilgili gerekli notları alırken Lizge’nin sesiyle başımı kaldırdım.
‘Yeni kız ilk günden bu kadar çalışıp bizi tembel gösterme.’
‘Benim öyle bi…’
‘Hey sadece şaka yaptım. Öğlen molası geldi hadi yemeğe gidelim.’
‘Ben henüz acıkmadım biraz daha dosya üzerinde çalışacağım.’
‘Tamam o zaman.’ Deyip eline kalem ve kağıt aldı numara yazıp bana uzattı.
‘Acıkır veya bir şey istersen çekinme ara alıp getiririm.’ Diyen karşımdaki güzel kıza gülümsedim.
‘Tamam teşekkür ederim sana afiyet olsun.’
‘Sağ ol canım.’ Diyerek bana göz kırpıp giden kızın arkasından gülümsedim ve tekrar dosyama gömüldüm. Beni dosyamdan ayıran telefonumun sesi oldu. Telefonuma bakıp gülümseyerek;
‘Efendim yakışıklım.’ Diye açtım. Kafamı kaldırdığımda bana bakan kahvelerle nefesim kesildi.
‘Alo güzelim nasıl geçiyor ilk günün?’ diyen abimi duydum ama cevap veremedim çünkü bana bakan kahvelerin esareti altına girdim çoktan.
‘Alo Akasya orada mısın?’ derin bir nefes aldım.
‘Buradayım yakışıklım. İyi gidiyor ilk işimi aldım ve üzerinde çalışıyorum.’ Dediğimde gözlerime bakan kahvelerden bir duygu geçti fırtına gibi ama o kadar çabuk kayboldu ki anlayamadım.
‘Aferin benim minik fındığıma. Yemeğe çıkmadın mı sen?’
‘Henüz acıkmadım.’
‘Yemek yemediğini annem duymasın terliği yersin kafana.’
‘Aman abicim sakın duymasın.’
‘Tamam güzelim neyse ben seni oyalamayayım. Akşam yemeğe bize geliyorsunuz evde konuşuruz. Bu arada almaya geleyim mi seni?’
‘Tamam abicim. Gerek yok babam alacak akşam yengemi ve nokta delikanlıyı öp benim yerime akşam görüşürüz.’ Dedim telefonu kapattım. Ve karşımdaki dudakların hafif kıvrıldığını gördüm. Bu görüntü kalbimde bir hoplamaya sebep oldu. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken duyduğum cümleyle kala kaldım.
‘Sana Akasya diyebilir miyim?’
Hatalarım varsa affola.
*Bayan ATABAŞ*