İlk Temas

1068 Kelimeler
Yeni haftanın ilk günü. Bu hafta bari olaysız geçsin lütfen diye düşündüm. Nasıl dua ettiysem bu haftayla beraber dört hafta daha olaysız geçirmiştik. Barış’la son iki haftadır görüşmüyorduk. Artık monotona bağlamıştık. İkimizde eskisi kadar zevk almıyorduk. Biraz ara vermeye karar verdik. Sonrasına bakacaktık. Normal arkadaşlığımız sürüyordu ama. Yine hep beraberdik. İrem’le arayı düzeltmişlerdi. İrem’in duygularını kabullenmişti ve saygılı davranıyordu. Bu hareketi gerçekten beni çok şaşırttı. Büyüyormuydu ne? Okan’da en son mesajından sonra hiç mesaj atmamıştı. Okulda bile çok nadir gördüm. Onda da yine aşırı hareketleri yoktu. Dik dik bana bakmak gibi.. Günlerimiz böyle olaysız geçiyor derken bir gün… Kapının sesiyle uyandım. Saate baktım. Geç kalmıştım. Hemen giyinip kapıyı açtım. Gamze: “Hadi geç kaldık.” “Siz gidin. Ben makyaj yapıp gelirim. Yetişirim bir şekilde.” “Tamam görüşürüz.” deyip gittiler. Hızlı hızlı makyaj yapmaya başladım. Güneş kremi, far, rimel, ruj yeterliydi. Ekimin sonlarında olmamıza rağmen hava hala çok sıcaktı. Beyaz pilili eteğim üzerine de açık mavi kısa kollu cropumu giydim. Çıkmaya hazırdım. Derse 20 dk vardı. Çıkar çıkmaz şansıma taksi geldi. “Abi dersim başlamak üzere. Lütfen beni yetiştir.” “Sen merak etme yeğenim” dedi ve gaza bastı. 10 dakika sonra okuldaydık. Hızlı hızlı yürümeye başladım. Okulun kapısından girmemle birine çarpmam bir oldu. Kafamı kaldırdım. Okan’dı. Pardon diyip devam ettim. Şu an onunla takışamazdım. Sınıfın kapısında hocayla karşılaştık. Önce benim geçmeme izin verip peşimden kendi de sınıfa girdi. Gamzeye baktığımda derin bir nefes verdiğini gördüm. Aynı anda bende verdim. Dersten sonra kızlara “siz gidin ben bir tuvalete uğrayacağım” dedim. Koştur koştur geldim bi kendime bakmam gerekiyordu. Boş bi sınıfın önünden geçerken kapıdan bi el uzandı, beni içeri çekti ve arkamdan kapıyı kapattı. Arkamı dönüp baktığım da onu gördüm. Okan. Yine çok yakışıklı görünüyordu. “Naptığını zannediyosun sen?” Kapıya doğru hamle yaptım. Aynı anda o da hamle yaptı. Çok yakın duruyorduk. Nefesini yüzümde hissedebiliyordum. Bi an ikimizde kaldık. “Beni burda zorla tutamazsın. Çekil yoldan.” “Sadece beş dakika” “Tamam söyle ne var. Benim beş dakikam değerlidir. Çabuk söyle. Zamanın başladı.” “Nasılsın?” “Sanane. Bunu sormak için mi tuttun beni? Bana beni bir daha rahatsız etme dememiş miydim ben sana?” “Zaten etmiyordum. Ama bu sabah çarpışınca, o baş döndüren kokunu aldım. Ve seni ne kadar istediğimi anladım.” Üzerime doğru gelmeye başladı. O geldikçe ben geri gidiyordum. Arkamda soğuk duvarı hissettim. Yol bitmişti. Daha fazla kaçamıyordum. Elini kafamın yanındaki duvara yasladı. “Kaçacak yerin kalmadı.” dedi sırıtarak. Göğsünden itmeye çalıştım. Bir milim kıpırdamadı. Sonra dudaklarıma baktı. “Çok güzelsin.” Tam beni öpmek için eğildiği sırada kolunun altından kaçtım. Kapıyı açıp çıktım. Koşar adımlarla tuvalete gittim. Kapıyı kapatıp derin bir nefes aldım. Çok zor direnmiştim. Ona izin vermeyi çok istedim. O dudakların tadını bu hayattaki her şeyden çok merak ediyordum. Ama buna izin veremezdim. Benim de prensiplerim vardı. Bir süre tuvalette bekledikten sonra saate baktım. Dersi başlamıştı. Herhalde gitmiştir diye düşünerek önce kafamı çıkarıp etrafa baktım. Temiz görünüyordu. Çıkıp kızların yanına gittim. “Nerede kaldın?” “Bi arkadaşa rastladım. Ayaküstü sohbet ettik biraz.” “Hangi arkadaş? Senin bizden başka arkadaşın mı var?” “Belki vardır bilemezsin” dedim göz kırparak. Anlayıp sustu. Takıldığım biri zannetti muhtemelen. Kızlar konuşmaya devam etti. Ben hala ne yaşadığımı düşünüyordum. Beni öpmesine izin verirsem devamından neler olacağını hayal edip kızardım. Sonra telefonuma mesaj geldi. -Bugün benden kurtuldun. Bunun tekrarı olmayacak. Bunu bilmeni istedim. Bir daha o kadar yakınlaştığımızda devamını getireceğim. Manyak mı bu? Okuldayız. Ne devamından bahsediyo +Rüyanda mı? -Tekrarı olduğunda görürsün rüya mı gerçek mi? +Sana son kez söylüyorum öyle bir şey olmayacak. Benden uzak dur. Seni istemiyorum. Bir daha sakın bana yazma. Sadece güneş gözlüklü gülen emoji atmış iki tane. Bu beni ciddiye almıyo demek oluyo. Eve geçtiğimizde akşam olmuştu. Yemek için bir şeyler hazırlamaya başladım. O sırada telefonum çaldı. Ekrana baktığımda yine sinirim yükseldi +Ne var? Sana beni aramamanı söylemiştim! -Hayır sen sadece bana yazma dedin. Ben de aradım. Çakal yaa. Neye dikkat etmiş. +O zaman şimdi söylüyorum. Beni arama, bana yazma, karşıma çıkma. -Napıyosun? İşin yoksa seni alayım bi yerlerde oturalım mı? +Ne? -Hiç doğru düzgün tanışamadık. Beni her gördüğünde sadece tersliyosun. Birileri seni bana karşı doldurmuş heralde. Bunu düzeltmek istiyorum. Beni tanısan seversin aslında. +Seni ne tanımak ne görmek ne de duymak istemiyorum. Tekrar söylüyorum beni arama. Karşıma çıkma. diyip telefonu yüzüne kapattın. Artık yüzsüzlüğün son raddesi. Ardından bir mesaj -Beni sürekli reddetmen sadece seni daha fazla istememe neden oluyo. Bil istedim. Benden böyle kaçamazsın. Sadece bir date istiyorum. Sonra seni rahat bırakıcam. O date’i ona verirsem, vereceğim tek şey date olmaz bunu biliyorum. O yüzden +Hayır. Beni rahat bırak. yazıp yolladım. Ama içten içe rahat bırakmamasını istiyordum. Israr etmesi hoşuma gidiyodu. Belki ilerde bir date olabilirdi bilemiyorum. Ona ilerde karar vereceğim. Yalnız kalmak istemedim. Yalnız kaldıkça onunla ilgili fanteziler kuruyordum. O yüzden yemeği bırakıp kızlara geçtim. Onlarda bi şeyler atıştırırdım. Kızlara geçtiğimde yalnızlardı. Artık İrem’le Çağla çok fazla gelmiyolardı. Nedenini sorduğumda onlarda bilmediklerini söylediler. Belki benim yüzümdendir diye düşündüm. Sonra kapı çaldı. Can’la Barış geldi. Bize selam verip oturdular. Gamze mutfağa bi şeyler hazırlamaya gitti. Ben de Barış’ı çağırdım bi şey soracağım diye. Biz de mutfağa geçtik. “Noldu Jane? Ne soracaksın?” “Bir şey yok. Selin’le Can yalnız kalsın diye çektim seni de buraya. Biraz burda duralım.” “Onlar sabaha kadar yalnız kalsın yine de bir şey olmaz” dedi Gamze. “Neden öyle diyosun?” “Çünkü ikisi de reddedilmekten korkuyolar” “Ama ikisi de birbirlerine olan ilgilerinin farkındalar. Neden çekiniyolar?” “Bilmiyorum. Selin eğer olmazsa onu arkadaş olarakta kaybederim demişti geçen gün.” “Hıımm anladım. O zaman bizim bir şeyler yapmamız lazım. Biraz cesaret vermemiz lazım.” “Ne yapabiliriz ki?” diye sordu Barış. “Düşünüyorum. Selin de benim numaram kayıtlı değil hala dimi?” “Değil sanırım. Hep bi şey olduğunda bana aratıyo seni. Neden ki? Ne var aklında?” “Yani umarım işe yarar. Benim telefonumdan Selin’e mesaj atıyoruz. Ama önce profil fotoğrafıma yakışıklı bir erkek koyuyoruz. Sonra da seni gördüm çok beğendim. Tanışmak istiyorum vs. bir şeyler yazıyoruz. O da şaşırıp sesli tepki verir ve Can’a gösterir mesajları. Yani inşallah gösterir. Ne diyosunuz?” “Denenir” dedi Gamze “Can çıldıracak” dedi Barış. “Çıldırsın. Biraz kaybetme korkusu yaşasın da Selin’in değerini bilsin” dedim. Konuştuğumuz gibi mesajı yazıp gönderdim. Masaya oturduk, telefonum ortamızda hepimiz Selin’den mesaj beklerken başka bir mesaj geldi. Okan mesaj atmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE