İlk Çöpçatanlık

1062 Kelimeler
Selin’den mesaj beklerken Okan mesaj attı. -Profil fotoğrafındaki adam kim? İşte şimdi sıçtım diye düşünürken bi anda Selin mutfağa daldı. Hemen telefonu alıp sakladım. Heyecanlı heyecanlı birinin mesaj attığından, Can görmeden hemen buraya geldiğinden bahsediyodu. Salak kız yaaa Can görsün diye yaptık zaten. Arkasından Can’da mutfağa geldi. “Noluyo Selin? Neden koşarak mutfağa geldin. Bir şey anlatıyodun yarı da kaldı?” “Amaan biri Selin’e tanışalım mı yazmış. O da heyecandan ne yapacağını bilememiş” deyiverdim. Sırf Can’da öğrensin diye. Can: “Neeee? Kim o? Ver bakayım bi mesaja” diyip telefonu kızın elinden çekip aldı resmen. “Kim lan bu lavuk? Nerde benim telefonum? Bi arayalım bakalım kimmiş bu?” diyerek salona gitmeye başladı. Selin’le Gamze’de peşinden. Barış’la mutfakta başbaşa kalmıştık. Ona bakmaya korkuyordum. Çünkü soracak biliyorum. “Kimdi o mesaj atan?” “Hı? Kim? Ne mesajı?” “Az önce attı ya. Hepimiz gördük.” “Önemli biri değil ya. Bi arkadaş okuldan.” “Hııı. Sanki fotoğrafını Okan’a benzettim de. Yanlış anlama senin kimle görüşüp görüşmeyeceğine karışamam. O adamın listesine giren diğer kızlar gibi değilsin sen. Sadece takılmak için bile olsa onunla bi işin olmasın.” “Biliyorum. Merak etme o değildi.” “İyi o zaman.” Telefonum çalmaya başladı. Bi numara arıyordu. Ama Okan değildi. Barış’a gösterdim evet Can bu dedi. Meşgule verip bizde içeri geçtik. Can: “Açmıyo şerefsiz.” “Açsa ne diyeceksin ki?” diye sordum hemen “Ne demek ne diyeceksin? Benim kız arkadaşıma nasıl böyle bir mesaj atar diye dersini vereceğim” dedi bi an sinirle. “Kız arkadaşım mı?” dedi Selin. “Yanii kız ve arkadaşımsın yalan mı?” “Doğru.” Hayal kırıklığıyla omuzları düşmüştü. “Üff yeter ama yaa. Görmüyomusunuz arkadaşlar körmüsünüz? İkinizde birbirinize deli gibi aşıksınız. Benim numaramdan mesaj attık Selin’e. Belki Can gaza gelip itiraf eder diye düşünmüştük ama yok. İlla söylettiniz işte.” Sonra Barış’la Gamze’ye döndüm “Hadi biz bana geçelim. Onlar biraz yalnız kalıp konuşsunlar.” Biz eve girdiğimizde Barış kapıda bekliyordu. Hadi gelsene diye işaret yaptım “Ben girmiyim. İşim var. Görüşürüz.” diyip gitti. “Peki” diyip kapıyı kapattım. İçeri geçtim oturdum. Oturur oturmaz Gamze yüzüme dik dik bakmaya başladı. “Neee?!” “Sen ne zamandır Okan’la konuşuyosun?” “Neee??” “Mesajı gördüm.” “Okan değildi ki o” dedim inanmasını umarak. “Ya sen kimi kekliyosun? Gördüm diyorum gördüm. Fotoğrafını gördüm.” “Ne fotoğrafı ya?” “Jane!!!” “Tamam ya tamam. Senden de hiçbi şey kaçmıyo.” “Kaçmaz. Anlat. Hemen.” “Anlatcak bi şey yok. Mesaj atıyo. Ben mesaj atma diyorum dinlemiyo. Öyle yani.” “Neden atma diyosun ki? Evlencek halin yok. Takıl geç.” “Takılmakta istemiyorum ama. Öyle bi anlattınız ki. Sanki onla takılırsam herkes bana kötü bakıcakmış gibi hissediyorum.” “Saçmalama. Evet biz de biraz abarttık haklısın ama 2 ay oldu artık. Hangi kız hakkında bu da Okan’la yatmış dediğimizi duydun? Ya da maga ne zaman paylaştı? Hiçbir zaman. Anlatılanlar sadece birileriyle yatmış olduğu yönünde. Ama kimdir nedir kimse bilmez. Okan kimseyi ifşalamaz. Kızlar kendini ifşalamadıkça.” “E liste?” “O zaman da dedim Barış’ın lafına güvenmeden önce 2 kere düşünürüm diye. O yüzden kimsenin lafına bakmadan sen ne hissediyosan ona göre davran. O kadar beden dili dersi almışsın Okan’ın bedenini okuyamıyomusun?” “Hiç onun üzerinde denemedim biliyo musun?” “Dene o zaman.” Biraz düşündüm. Neden yapmamıştım daha önce. Sonra aklıma geldi, fanteziler kurmaktan bedenini okumak aklıma gelmemişti. Bununla sınavlardan sonra ilgilenecektim. “Selin’le Can naptılar acaba?” “Bence bi sorun olsa arardı ya da buraya gelirdi.” “Ben nasıl eve gidicem şimdi? Ya uygunsuz yakalarsam?” “Gitme burda kal. Bi şey olmaz.” O sırada telefonuma mesaj geldi. Okan’dan. Soru işareti atmıştı sadece. O an mesajına cevap vermediğimi ve profil fotoğrafımı hala değiştirmediğim aklıma geldi. Sadece profil fotoğrafımı değiştirip uygulamadan çıktım. Aradı. Gamze onun aradığını görünce aç aç diye çığlık atmaya başladı. Benim bir şey yapmadığımı görünce uzanıp o açtı. -Alo? Alo Jane? +Efendim? -Neden cevap vermiyosun mesajlarıma? +Canım öyle istedi. Gamze koluma bi çimdik attı. -Şimdi o canını çıkartmak vardı ama neyse. Kimdi profil fotoğrafındaki? +Sanane. Gamze kötü kötü bakıyordu. -Lütfen bir kere de sorularıma düzgün cevap verir misin? +Üff peki peki. Bir arkadaşa şaka yapmıştık. O yüzden koydum. Kim olduğunu bilmiyorum internetten bulduk. Tatmin oldun mu? -Ahh Jane. Beni böyle tatmin edemezsin. Beni tatmin etmek için altımda olman lazım. +Çok beklersin. Kapatıyorum. -Dur kapatma. Sana geleyim mi? +Hayıır tabi ki. İyi geceler. -Sana da iyi geceler. Rüyanda beni gör. Cevap vermeden kapattım. Söylemesine gerek yoktu. Neredeyse her gece rüyamda onu görüyordum zaten. “Ee ne diyo?” Gamze’ye de eğlence çıktı. “Profil fotoğrafımdakinin kim olduğunu soruyo. O da hemen nerden gördü koyar koymaz.” “Demek ki o da tam sana bakıyodu. E başka bi şeyler de dedi. Ne dedi?” “Sana geleyim mi falan filan sapıkça şeyler işte.” “Ayy gelmesin. Sokakta kalırım yoksa. Yarın akşam gelsin o da.” “Hayır canım ne münasebet. Gelme dedim zaten. Yarın da gelmesin. Zaten vizeler geliyo.” “Vizelerden sonra o zaman vuslat mı diyoruz.” dedi imalı imalı gülerek. “Vizelerden sonra Londra’ya gidicem. Annemi çok özledim. İlk defa bu kadar ayrı kalıyoruz.” “Anladım. Keşke bende gelebilsem. Ne güzeldir oralar şimdi.” “Bir gün gelirsin belki. Ama şimdi yatmamız lazım çok geç oldu. Misafir odasında yatak var. Nevresimleri de temiz. Direkt yatabilirsin.” “Teşekkür ederim. Çok iyisin.” diyip yanağıma bir öpücük kondurdu. “Sen de çok tatlısın.” diyim gülümsedim. Sabah Gamze’nin sesiyle uyandım. “Jane kalk kalk kalk. Geç kaldık. Ben eve geçiyorum hazırlanmaya. Sen de kalk hemen hazırlan hadi.” dedi ve ışık hızıyla koştu. Ben daha yataktan çıkamadan kapının kapanma sesini duydum. Hazırlanıp çıktığım da kapıda Gamze, Selin ve Can ayakkabılarını giyiyolardı. Gamze’yle göz göze gelip güldük. Bütün hafta Selin ve Can’ın mıç mıç hareketlerine katlanmak zorunda kaldık. Okan’dan köşe bucak kaçıyordum. Asla yalnız kalmıyordum yine sınıfın birine çekmesin diye. Bu haftayı böyle geçirdikten sonra vizeler gelmişti. Adeta kampa girmiştim. Kızlar da benle beraber tabi. Onlara ders anlatırken ben de çalışmış oluyordum esktra tekrar çalışmama gerek kalmıyordu. Sınavların çoğu bitmişti. Hepsi çok iyi geçiyordu. Bugünden sonra son bir sınavım kalmıştı. Bugünkü de güzel geçmişti. Sınavımı bitirip kağıdı teslim ettim ve çıktım. Tuvalete doğru giderken yine biri kolumdan tutup sınıfın birine çekti. Okan’dı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE