Çağan
Sabah ofise geçmeden stajyerlerin ders alacağı toplantı salonunun önüne gelmiştim. Melis i görmek istiyor, hala gerçeği söyleyip söylememek konusunda ne yapacağımı bilmiyordum. Onu görmek de işimi pek kolaylaştırmıyordu. Aylardır sohbet ettiğim Melis i şimdiye kadar görmek için bir çaba sarfetmemiştim. Evet onunla zaman geçirmek beni rahatlatıyordu, ya da bir şeyleri paylaşırken huzursuz hissettirmiyordu ama o kadardı. Yüzünü, yaşını ve nerede olduğunu bilmediğim bir arkadaşımdı. Ama onu gördükten sonra işler değişmişti. Yazışırken yüzü aklıma geliyordu ve bu sohbetleri karşılıklı yapabilme arzusu doluyordum.
Kapının önünde durup Melis i otururken görünce heyecanlanmıştım. Toplulukla değil ayrı oturuyordu. Not defteri önünde bekliyordu. Dalgalı saçlarını hemen boynunun üzerinde toplamış ve ufak bir topuz yapmıştı. Otel üniforması giyinmiş ve tam bir kurumsal kimliğe bürünmüştü. O an Melis ile bu çatı altında çalışma ihtimali beni germişti. Eğer tam zamanlı çalışanlar arasına girerse ona gerçeği söylemem kaçınılmaz olacaktı. Bunu uzun süre saklamamalıydım yoksa Melis in de güvenini sarsacaktım.
Ben Melis i izlerken Mete yanıma gelmiş
"Hayırdır Çağan sen buralarda dolanmazdın? demişti. Bakışımı Melis ten ayırıp
"Şöyle bir bakındım. Nasıl gidiyor?" diye sorup, kafasını dağıtmayı hedeflemiştim ama Mete
"Melis ile alakalı bilmem gereken bir şey var mı Çağan?" demişti. Ona gerçeği söyleyemezdim. 'Geceleri online sohbet ettiğim kız, şans eseri burada çalışmaya başladı, ben de onu görünce, güne onu görmeden başlayamaz oldum' diyemezdim. Onun yerine
"Dedim ya bir tanıdığımın arkadaşı. Ben de tanımıyorum. Sadece herşey yolunda mı diye baktım" demiştim. Nedense garip bir şekilde Mete nin yüzünde bir rahatlama ifadesi belirmişti. Ya da ben yanlış yorumlamıştım. Melis e bakıp bunları konuşurken birden göz göze geldik. Sanki gizli bir şey yaparken yakalanmış hissiyle hemen arkamı döndüm. Neden bu kadar heyecanlandığımı bilmiyordum. Ama biraz daha durursam Mete nin radarına daha fazla takılacaktım. Bu yüzden hemen ofise geçtim.
Bugün stajyerler idari bölümlerde zaman geçirecek, işleyişi yakından takip etme fırsatı bulacaklardı. Hangi stajyer in bana düşeceği belli değildi ama Melis olmazsa iyi olurdu. Daha fazla gerilmek istemezdim.
Ofis işlerimi hallederken kapı çalmıştı. İçeri giren Melis i görünce bir an donup kalmıştım. İşte korktuğum başıma gelmişti. Başını kaldırıp kendini tanıtacağı sırada, benimle göz göze gelmiş ve bir an öylece kalmıştı. Acaba beni hatırlıyor muydu? diye düşünmüştüm. Ama sonra hemen kendini toparlayıp
"Merhaba Çağan Bey, Ben stajyer Melis Toköz. Bugün size eşlik etmem söylendi." demişti. Bunları söylerken yanakları pembeleşmiş ama hiç duraksamadan tek seferde dile getirmişti. İçimden 'Rahat ol Çağan, senin kim olduğunu bilemez' diye geçirip kendimi sakinleştirmiş ve
"Hoşgeldiniz Melis Hanım. Buyrun şöyle oturun" demiştim. O da karşımda gösterdiğim koltuğa oturmuş ve etrafa bakmaya başlamıştı. Fazla diyalog kurmazsam kendimi belli etmezdim bu yüzden
"Başımı tekrar önümdeki kağıtlara çevirip
"İlk bölümü gözlemleyerek geçirin. Not almak serbest" demiştim. Göz ucuyla yüzüne baktığımda, derin bir nefes vermiş ve not defterini önüne koymuştu. Rahatladığını görünce, ben de rahatlamıştım. Bir süre sessizce çalıştıktan sonra kapı çalmış ve sabah toplantısını yapmak için departman görevlileri gelmişti. Melis e bir şey söylemememe rağmen yerinden kalkmış ve gelenlere yer vermek istemişti. Ben de birden, düşünmeden
"Siz yerinize oturun lütfen, Melis Hanım." deyip koltuğunu göstermiştim. Melis şaşırmış ama hemen koltuğuna geri dönmüştü. Neden böyle bir şey yapmıştım bilmiyordum ama çok hızlı olmuştu.
Melis
Odaya girdiğimde Mete Bey in kapıda konuştuğu kişinin Çağan Bey olduğunu görmüştüm. Ve çok şaşırmıştım. Bu adamda tanıdık bir şey vardı ama çözemiyordum. Bunu düşünüp zaman kaybetmek de istememiştim. Bu yüzden hemen gösterdiği koltuğa oturmuştum. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum diye düşünürken bana not alabileceğimi söylemiş ve beni rahatlatmıştı. Kendimi biraz daha az heyecanlı hissediyordum.
Sonra toplantı yapmak için gelenlere yer vermemin doğru olacağını düşünüp kalktığımda da beni durdurmuş ve yerime geri dönmemi söylemişti. Hata yaptığım hissiyle çok utanmıştım. Ama sesimi çıkartamamıştım. Çağan Bey, diğerleri de oturunca departman raporlarını dinlemiş, sadece müdahale etmesi gereken yerler varsa konuşmuştu. Müdahale ederken sesini yükseltmiyor, küçük görmüyordu. Soru bile sorarken 'kim' diye değil 'neden' diye soruyordu. Diğerleri de hayran hayran Çağan Bey i dinliyorlardı. Bir an 'Güç böyle bir şey mi?' diye düşünmüştüm. Konuşmalarında sakin ve karşısındakine saygı duyar bir yaklaşımı vardı.
Toplantı boyunca dikkatlice dinlemeye çalışıp almam gereken notları almıştım. Toplantı bitip çıktıklarında Çağan Bey bana dönüp
"Kahve molası verebilirsiniz Melis Hanım." demişti. Yerimden kalkıp biraz hareket etmek bana da iyi gelecekti. Teşekkür edip odadan çıkmıştım ki bir an durup kafamı odaya geri uzattım ve
"Çağan Bey siz de ister misiniz?" diye sordum. Önce hiç bir şey demeden yüzüme bakmış sonra da
"Teşekkür ederim Melis Hanım." demiş ve ayağa kalkıp
"Ben de size eşlik edeyim o zaman hem de nereden alacağınızı görmüş olursunuz" demişti. Benimle kahve almaya geleceğini hiç beklemiyordum. Oldukça şaşırmıştım ama kendimi hızlıca toparlayıp
"Teşekkürler Çağan Bey" demiştim. O önde yürüyüp yolu gösterirken ben de bir adım arkasından gidiyordum. Kahve doldururken birden bana dönüp
"Şeker kullanıyor musunuz?" diye sordu. Beklemediğim bir anda olduğu için önce gevelemiş sonra da
"Hayır" diyebilmiştim. Kahveyi benim için doldurduğunu bile düşünmemiştim. Sonra kafasını çevirip
"Ben de" dedi. İstemsizce yanaklarımın kızardığını farkedebiliyordum. Kahveyi bana uzatıp
"Afiyet olsun. Onbeş dakika sonra odaya gelirsin. Şimdi biraz dinlen" demiş ve kendi kahvesini alıp gitmişti. Arkasından öylece bakakalmıştım. Filmlerde izlediğim hiç bir patron çalışan ilişkisi yoktu ve bu beni oldukça rahat hissettirmişti. Özellikle de görmüş olduğum bu muamele. Görülüp, farkedilmiş olmanın verdiği haz pahabiçilemezdi.
Etrafta biraz gezinmiş ve almış olduğum notlara göz atmıştım. Ardından tekrar odaya döndüğümde Çağan Bey bana bir kağıt uzatıp
"Şuna bir göz atar mısın? Eksik ya da fazla bir şey var mı sence?" demişti. Sadece gözlem yapacağımı sanıyordum bunun olmasını beklememiştim. Kağıdı elime aldığımda neye bakmam gerektiğini bile bilmiyordum. İçimden 'dikkatle bak Melis' diye geçiriyor ve özenle okumaya çalışıyordum. Okumayı bitirince Çağan Bey e kağıdı geri uzatıp
"Dördüncü madde üçüncü kez tekrar ediyor" demiştim. Anladığım kadarıyla gereksiz bir vurgulamaydı. Çağan Bey söylediğim maddeye bakıp
"Haklısınız" demiş ve gülümsemişti. Kendimi çok mutlu hissediyordum. Evet küçük bir şeydi ama başarmış olduğum ilk şey olarak beni motive etmişti.
Gün sonu geldiğinde Çağan Bey
"Bugün iyiydiniz. Yarın yine idari bölümde kalacaksınız ama farklı bir departmanda. Şimdiden iyi şanslar dilerim" demişti. Farklı bir departmanı henüz deneyimlememiştim ama burada kalmayı da sevmiştim. Bana yarın da kendisiyle çalışacağımı söyleseydi sanırım çok daha mutlu olurdum. Ama yapacak bir şey yoktu.
"Teşekkür ederim Çağan Bey." deyip odadan çıkmıştım ki arkamdan
"Yarın da sizinle çalışmayı dilerdim Melis Hanım" dedi.