Çağan
Melis ile çalıştığım bu gün korkularıma rağmen iyi geçmişti. Sürekli notlar almış, can kulağıyla konuşulanı dinlemişti. Sadece bakmasını istediğim kağıda ne yapacağını bilmeden bakmış ama hatayı da görebilmişti. Aslında bir şey bulmasını beklemiyordum ama işe dahil olursa daha çabuk adapte olur diye düşünüyordum.
Açıkçası bugün planladığım gibi geçmemişti. Melis i yanımda otururken ya da yürürken izlediğimde, ona bakmamam gereken zamanlarda bile baktığımı farketmiştim. Sorular sormuştu, yerinde sorular, öğrenmek için soruyordu. İnsanlar genelde dikkat çekmek isterdi ama o anlamak için soruyordu.
Stajyer gibi davranmamıştı ama çalışan gibi de değildi. Daha fazlası vardı. Bazen susması gerekiyordu, susmuştu. Konuşması gerektiğinde de konuşmuştu. En çok da bu rahatsız etmişti. Ben alışkındım, çünkü insanlar ismimle, bulunduğum yerle ilgilenirdi. O ise sürece bakmıştı, beni değil yaptığım işi görmek istemişti. Ve bu tehlikeliydi. Onu buraya ben yönlendirmiştim. Bir ihtimaldi sadece ama bugün o ihtimalin farkına varmıştım. Eğer Melis burada kalırsa, ben profesyonel kalamayabilirdim. Ve asıl mesele de, bu durumdan rahatsız olmamamdı.
Akşam eve geçtiğimde kendimi hızlıca duşa atmış ve soğuk suyla yıkanmıştım. Hala yaşadığım bu şeyin rüya bile olamayacak kadar saçma olduğunu düşünüyordum. Sohbetinden etkilendiğim kadın ile aynı yerde çalışıyordum. Koltuğa uzanıp şehir manzarasını izlemeye koyuldum.
Çağan çok katlı bir rezidansın en üst katında, tek başına yaşıyordu. Pek çok arkadaşı evini bile bilmezdi çünkü yanlızlığı severdi. Hayatına çok kimse girmemiş, girenler de bir süre sonra farklı insanlara dönüşmüşlerdi. İlk başta tam da Çağan ın istediği kızı oynuyor, sonra da popüleritesini kullanıyordu. Kendince öyle hissetmiyordu, ona göre sadece Çağan dı. Basit şeyleri seven, gösterişten hoşlanmayan, dışarıda vakit geçirmektense evde kalmayı tercih eden biriydi. Elbetteki bu önceden farklıydı. Lise ve üniversite döneminde sonra da bir müddet daha adıyla, parasıyla istediğini yapıyordu. Olgunlaştıkça ve çevresindeki insanların aslında sadece ondan her şekilde yararlanan insanlar olduklarını gördükçe herşeyden soğumuş şimdiki halini almıştı. Şuanki halinden de çok memnundu. Az insan çok huzur diyordu.
Dolaptan soğuk bir bira alıp tabletinden sohbet programını açtı. Bugün şehir manzarası harikaydı ve koltuğundan ayrılmak istememişti. Bacaklarını koltuğa uzatıp şehrin ışığında Melis e yazmaya başladı.
Melis
Kapıdan çıkarken Çağan Bey in
'Yarın da sizinle çalışmayı dilerim' demesi beni hem çok mutlu etmiş hem de şaşırtmıştı. Mutlu etmişti çünkü benden ve onunla geçirdiğim zaman içindeki performansımdan memnun kalmış demekti. Şaşırtmıştı çünkü sıradan bir stajyere bile küçük gözle bakmamış, gururlandırmıştı. Her ikisi de benim için çok anlamlıydı.
Bilgisayarımın başına geçmiş ve Çağan dan gelecek mesajı beklemeye başlamıştım. Sonunda gelmiş ve yazmıştı
"Nasıl gidiyor Melis?"
"Bugün yöneticilerle çalıştık, gözlem yaptık" dedim.
"Ee peki nasıldı yöneticin?" diye sordu ve ben de
"Açıkçası hiç beklemediğim tarzda bir yöneticiydi" dedim. Noktalar bir kaç kez gelip gitmişti ama bir türlü mesaj gelmiyordu. Ne yazıyor diye düşünürken
"Ne bekliyordun ve nasıl çıktı?" diye sordu. Ben de
"Sonuçta direktör, etrafa emirler yağdıran, altında çalışanlara bağırıp onları ezen biri beklemiştim. Ama öyle değildi. Dinlemeyi bilen, çözüm odaklı biriydi." dedim. Çağan Bey i düşününce Mete Bey in 'şanslısın' dediğini hatırladım. Evet şanslıydım sanırım onun gibi biriyle çalışma fırsatı bulmuştum. Bir süre sonra Çağan yazmıştı.
"Olumlu bir his uyandırmış sende, bu güzel. Ama biliyorsun ki bu tek taraflı olmaz, sen de iyi bir dinleyici olmuşsundur kesin"
"Önemli her şeyin notunu aldım, elimden geldiğince işe odaklanmaya çalıştım. Sanırım bu işi istiyorum Çağan" dedim ve ekledim "Biliyor musun onun da adı Çağan" gülümsemiştim.
"Şansa bak sen" demişti. Ben de ekledim
"Yarın da benimle çalışmak istediğini söyledi."
"Sen ne düşünüyorsun peki? Sen de onunla çalışmak istiyor musun?" demişti. Çok düşünmeye gerek yoktu. Çabucak
"Ben de istiyorum" demiş ve arkama yaslanıp gün içerisinde onu fırsat buldukça izlediğim anları aklıma getirmiştim. Uzun boylu ve esmerdi. Kahve rengi gözleri vardı ve açıkçası yakışıklı bir adamdı. Bazen bana bakışlarını farketmiştim. Öyle uzun uzun değillerdi, kaçamak ama dikkatliydi. Onunla çalışma zor olacaktı ama garip bir şekilde yanında olmak zor değildi. Ortamı germiyor aksine benim için ısıtıyordu. Bir an düşüncelere dalmış bunları düşünürken ekranda Çağan ın yazdıklarını kaçırmıştım.
"Peki, gün sonunda başardığın şeyleri mi düşündün, yoksa onu mu?" Çağan ın yazdıklarına bir müddet bakakalmıştım. Cesur bir soruydu ve ben bunca zaman Çağan a kaçamak yanıtlar vermemiştim.
"Başardıklarımı düşündüm" dedim. Bir an noktalar oynamış sonra durmuştu. Ama içim rahat değildi. Eksik söylemiştim, ben de devam ettim.
"Sonra da onu... Ama daha çok göstermiş olduğu anlayıştan dolayı, kafamdaki yönetici kalıbını değiştirdiği için. Sonuçta o yöneticim. Ayrıca benim gibi bir stajyere ne diye baksın ki?" demiştim. Hiç değilse dürüstçe cevap vermiştim. Sonra Çağan
"Kendini küçümseme Melis, kendine güven. Sen stajyerden çok daha fazlası olabilirsin" demişti. Çağan beni gaza getirmeye çalışmıyordu, kendimi farketmemi istiyordu. Bu yüzden onunla sohbet etmeyi seviyordum.
Ertesi sabah yine formamı giyinmiş ve otele gitmiştim. Bugün hangi departmana gideceğimi bilmiyordum. Mete Bey toplantı sonunda
"Dün gün sonunda birlikte çalışmış olduğunuz yöneticilerle bir değerlendirme yaptık. İsimlerini söyleyeceğim arkadaşlar iyi dinlesin" demiş ve bir kaç kişinin adını söylemişti.
"Bu kişiler ile bir değerlendirme toplantısı daha yapacağım. Diğerleri..." deyip devam etmiş ve en son da benim adımı söyleyip
"bu arkadaşlarımızı da ayrıca tebrik ediyorum. Yöneticileriniz çok olumlu yorumlar yaptılar. Lütfen siz dün çalıştığınız bölümlere gidiniz" demişti. Yani Çağan Bey benden memnun kaldığını söylemişti. Kendimi harika hissediyordum. Gülümseyerek odasına çıktım ve kapıyı çaldım. Bir süre 'gel' demesini bekledim ama ses gelmemişti. Ben de yavaşça kapıyı açıp
"Çağan Bey, ben Melis dün...." demiş ve kalmıştım çünkü oda boştu. İçeri girip girmemekte kararsız kalmıştım. Sonuçta odasında değildi ama o sırada ofis telefonu çalmaya başladı. Duymazdan gelmenin iyi olacağını düşünüp bir şey yapmadan kapının önünde dikilmeye devam ettim. Bir süre sonra susmuştu zaten ama bu kısa sürmemiş ve tekrar çalmaya başlamıştı. Belki önemli bir şeydir deyip telefonu kaldırdım ve
"Operasyonel Denetim, Çağan Bey in ofisi, ben Melis nasıl yardımcı olabilirim? " demiştim. Kalbim hızla atıyordu ve gerçekten çok heyecanlanmıştım. Böyle çok ani bir karar vermiş olmak beni şaşırtmıştı. Asla yapamayacağım bir şeydi ve ben yapmıştım. Telefonun diğer ucundaki kişi
"Günaydın Melis, dördüncü kattaki toplantı salonuna gel lütfen" demişti. Bu Çağan Bey di. Benim orada olduğumu biliyordu beni aramıştı. Elim birden kalbime gitmişti, öyle hızlı atıyordu ki heyecandan bayılabilirdim. Bu işi de doğru yapmış olduğum için kendimle gurur duyuyordum.
Asansöre binip kata çıktım ve toplantı salonunun önünde durup derin bir nefes aldım. Burada ne yapacağımı bilmiyordum ama kendimi herşeye hazırladım. İçeri girdiğimde dün beraber çalıştığı ekibi de oradaydı. İçeri girdiğimi gören Çağan Bey
"Buyrun Melis Hanım, buraya oturun" demiş ve hemen sağ tarafındaki sandalyeyi işaret etmişti. Koşmadan hızlı adımlarla oturup not defterimi hazırlamıştım. Gelmemle Çağan Bey toplantıyı başlattı ve
"Dün konuştuğumuz organizasyon hazırlıkları ne durumda?" dedi. Her bir kişi hazırlıkları ve yapılanları bildirdikten sonra Çağan Bey
"Güzel. Bu akşam da diğer her organizasyon gibi kusursuz olmalı. Size güveniyorum. Akşam balo salonunda görüşürüz" demiş ve eklemişti
"Şimdi çıkabilirsiniz." Ben de ayağa kalkmış çıkmak üzereydim ki
"Melis Hanım, akşam ki organizasyonda bana eşlik edeceksiniz" dedi.