“ Yakut, Yiğit’i öğleden sonra gördün mü hiç?” ailecek taksinin içindeydik. Bir yanımda annem bir yanımda ablam taksinin en arka koltuğunda oturuyordu. Ve böyle bir durumda konuşmak istediğim en son kişi Yiğit’i. Uyuz kendini beğenmiş şeytan diktatör ortağım… Çaktırmadan anneme baktım. Beni dinlemiyormuş gibi görünüyordu. “ Nerde olduğunu bilmiyorum. Bu gün öğleden sonra şirkete gelmemişti. Hem siz sabah yan yana değil miydiniz?” “ Ah, evet ancak bu akşam eve gelmesi konusunda onu ikna edemedim. Babaannem ısrarla onun da gelmesini istiyor ancak Yiğit’i bulamıyoruz. Zaten iki gündür de eve gelmiyor. Bu yüzden onu arıyoruz. Ancak telefonu kapalı. Aklıma gelen her yere baktım ama nafile. O ortada yok. Son çare sen geldin aklıma. Belki gideceği bir yeri duymuşsundur diye.” Duyup duymadığımı

