Gece. Londra’nın sisli sokaklarının derinliklerinde, şehir uykudayken başka bir dünya uyanıyordu. Yağız’ın dünyası. Sokakların altına inşa edilmiş, yeraltı tünelleriyle birbirine bağlı gizli geçitler, silah deposu kokan duvarlar, ve yasaların ulaşamadığı bir krallık… Onun adı, bu karanlık dünyanın içinde hem bir efsane hem de bir tehditti. "Yağız arslan." Sessizliğiyle korku salan, öfkesini saklayan ama gerektiğinde kana bulamaktan çekinmeyen bir adam. Gizli kulüplerin arka odalarında kararlar alınırdı. Çoğu zaman tek kelime bile etmeden... Yağız içeri girdiğinde herkes ayağa kalkar, nefesini tutardı. Çünkü ne zaman ne yapacağı kestirilemezdi. Adaleti kendine özgüydü; bir ihaneti fark ettiğinde önce gözleriyle cezayı keser, sonra infazı soğukkanlı bir şekilde gerçekleştirirdi. “Bu masad

