Güneşin yavaş yavaş şehri aydınlattığı sabah, Alparslan evinin penceresinden dışarı bakıyordu. Son bir haftadır hayatında yaşadığı değişim, adeta bir rüya gibiydi. Her gün Meyra ile vakit geçirmek, sıradan bir günün bile değerini katbekat artırmıştı. Kahvaltılar, kısa yürüyüşler, kahve molaları… her an, küçük ama unutulmaz anılara dönüşüyordu. Meyra’yla birlikte geçirdiği her dakika, Alparslan’ın kalbinde yeni bir sıcaklık yaratıyordu. Evdeki sessizlik artık yalnızlığı çağrıştırmıyor, aksine onun yokluğunda bile yanındaymış gibi hissettiriyordu. Yatak odasındaki koltukta bıraktığı kitabın kapağı hâlâ açık, köşesinde Meyra’nın çizdiği küçük bir kalp işareti duruyordu; her baktığında yüzünde istemsiz bir gülümseme beliriyordu. O gün, Alparslan plan yapmadan Meyra’yı aradı. Telefonun tuş

