Güneş daha doğmadan havaalanının soğuk betonu, sessizliğiyle ürkütücü bir ağırlık taşıyordu. Bir haftalık ölümcül görevden dönen tim, sessiz adımlarla pistin kenarına yürüyordu. Üzerlerinde hem yorgunluk hem de derin bir hüzün vardı; her bir adım, kaybedilen canların ağırlığını taşıyordu. Alparslan, timin önünde yürüyordu. Yüzünde kararlılık vardı ama gözleri derin bir boşluğa bakıyordu; hafızasında bir hafta boyunca yaşanan her an, her kayıp, her patlama ve her arkadaşının yüzü vardı. Her nefes, hem fiziksel hem de ruhsal yorgunlukla doluydu. Yıldırım timi ve yardım timi, şehitlerin naaşlarını sessiz ve saygılı bir şekilde taşıyordu. Her bir tabut, ağır bir sükunetle öne doğru sürülüyordu; sessizlik, acının ve kaybın en derin ifadesiydi. Havaalanının bekleme alanında aileler toplanmışt

