GS -5- Kedi

1621 Kelimeler
BÖLÜM 5; "KEDİ" YASEMİN BALCI; Gözlerimi açtığımda başımda bana sırıtarak bakan bir adet Yasin beklemiyordum. Anlamsızca ona bakarken çalan alarmı kapattım ve yerimde doğruldum. "Abi," dedim uykulu sesimle. Sevecen ama bir o kadar da tehlikeli bir şekilde yanıma yanaşıp yanaklarımı avuç içlerine aldı. "Günaydın, güzel kardeşim." "Abi, korkuyorum," dedim elimde olmadan. Şimdi, siz abimin nasıl bir psikopat olduğunu bilmediğiniz için beni anlamanız imkansız. Dünkü telefon konuşmamın intikamını alacaktı benden. Ama hazır değildim. "Bence de korkmalısın kardeşim. En çok benden korkmalısın. Neyse, hadi kalk. Sana kahvaltı hazırladım." "Annemler nerede?" dedim korku dolu bir sesle. "Aa, kaç yıldır beraber dışarı çıkıp yemek yememişler. Ben de onlara bir yer ayırdım. Kahvaltıyı dışarıda yapacaklar." "Olmaz," diyip ayağa fırladım. Korkudan az kalsın yeri boylayacaktım ama abimden tutundum. Kesin bana bir şey yapacaktı. Öldürecekti beni. "Beni kesip kuşbaşı şeklinde doğralayacaksın, değil mi? Sonra tavada üzerime yağ ve tuz atacaksın. Baharatları da karıştıracaksın. Kahvaltı olarak beni yiyeceksin, değil mi?" "Evet," dedi çok sakin bir şekilde. "Bu yüzden annemleri evden yolladım zaten. Tüm aletler hazır. Seni kuşbaşı doğrayacağım." "Sen yapmadan ben seni yaparım be! Nerede benim silahım?" Elime aldığım yastıkla abime vurmaya başladım. O ise kahkahalarla gülüyordu. Haklıydı, yastık beni koruyamazdı. "Mükemmel bir silah yastık. Aynen, seni her şeyden korur. Sen de haklısın Yaso." "Tamam. Ateşkes," diyip sağ elimi abime uzattım. Önce elime sonra bana alayla baktı. "Ateşkes!" dedi ve elimi sertçe tuttu. Hayvan güçlü abim ya. "Hadi, çık. Üzerimi giyeceğim." Abim odadan sırıtarak çıktı. Ateşkes yaptığımıza göre bana bir şey yazmazdı herhalde. Önce banyoya uğrayıp elimi yüzümü yıkadım ve krem sürdüm. Cildim çabuk kuruyordu. Bu yüzden nemlendirmeye ihtiyaç duyuyordum. Abim mutfak kapısında durmuş, elleri cebinde hâlâ sırıtıyordu. İçimde oluşan şüpheyle ona doğru ilerledim. "Bana bak. Bir şey yapmayacaksın, değil mi?" "Hayır," dedi net bir şekilde. "Çabuk üzerini giy. İşe geç kalacaksın yoksa." Başımı salladım ve arkamı dönüp gitmeye başladım. İçim hiç rahat değildi. Kesin bir şey yapmıştı. Ama ne yapmıştı? Öfledim ve odama girdim. Parmağım istemsizce ağzıma gitti. Parmağımı ısırırken aynı zamanda düşünüyordum. Ne yapmıştı bu orantısız güç? Odamın her yerine bakmıştım ama yoktu. Demekki yapacağı şey odamda değildi. Evet, evet. Kesinlikle kahvaltıda bir şey yapmıştı. Yemeğime ilaç atmıştı. Aklı sıra beni zehirleyecekti. "Görürsün sen!" dedim ve hırsla dolabımı açtım. Açmaz olaydım. İçinden çıkan kediyle çığlık atmaya başladım. Kedi de benim çığlığımdan korkmuş olacakki üstüme atladı. Daha fazla bağırdım. "Abi! Geberteceğim seni. Diri diri yakmazsam seni bana da Yasemin Balcı demesinler." "Evlenince demeyecekler zaten." Kapıda beni yüzünde zafer gülümsemesiyle beni izleyen abime sinirle döndüm. Kedi korkudan yatağımın altına girmişti. Kedi fobim olduğunu bildiği halde beni bu korkuyla başbaşa bırakmıştı. "Abi!" diye bağırdım tüm gücümle ve üstüne saldırdım. İkimiz de yeri boylarken ben özenle yapmış olduğu saçlarına ellerimi geçirmiş, tüm gücümle çekiyordum. Ağzım da boş durmuyor, onu ısırıyordum. "Dur lan! Bıraksana kolumu." "Geberteceğim seni. Bunu biliyordun. Kedi görünce nasıl korktuğumu biliyordun. Bilerek yaptın, değil mi? Öldüreceğim seni. Bittin lan sen." "Bırak beni Yasemin. Hak ettin." "Ben sana hak etmek nasıl olur göstereceğim." "Yasemin," abim bağırarak beni üstünden attı. Saçlarını öyle çekmiştim ki acımaması imkansızdı. Elini morartana kadar ısırmıştım. Canıma değsin! İyi olmuştu. "Hayvanat bahçesinden mi kaçtın kızım sen?" "Sen nereden kaçtıysan bende oradan kaçtım abi!" Sinirle kafamı ittirdi. Benim elim de armut toplamıyor ya kafasına patlattım bir tane. Sinirle ayağa kalktığında ben de ondan farksız değildim. "Bana bak. Ben senin abinim. Haddini bil!" "Asıl sen haddini bil. Bana bunu yapamazsın." Gözlerim dolduğunda güçlü durmak amacıyla vücudumu dikleştirdim. O arada aramıza katılan yabancı ses daha çok korkmama sebep oldu. "Miyav!" "Abi," diye çığlık atıp arkasına geçtim. O gülmeye başladığında ben sinirle karşımdaki sarı kediye bakıyordum. Kedilerden korkardım ama nedenini bilmiyordum. Köpekleri severdim, okşayadabilirdim ama kedileri asla! Onlar benim için kaplandan farksızdı. "Gel buraya sarı kedicik." Abim onu kucağına almak için eğildiğinde yine bağırdım. "Sakın! Ya abi!" diyip banyoya kaçtım ve kapıyı kilitledim. Elimi sineme götürdüm ve sakinleşmeye çalıştım. Kalbim çok hızlı atıyordu. Bunu bana neden yapmıştı? Biliyordu kedileri görünce baygınlık geçirdiğimi. Sevmek isterdim onları ama yapamıyordum. "Yasemin. Çık oradan. Götürdüm kediyi." "Sana inanmıyorum," dedim ağlamaklı sesle. Ofladığını duydum. "Balkona koydum. Hadi çık." "Annemi istiyorum," dedim mızmız çocuklar gibi. "Gelecek zaten. Ekmek almaya gitti." "Ne?" dedim öfkeyle. Beni korkutmak için yalan söylemişti. Babam işe gitmişti ve annem ekmek almaya. "Seni gebertirim orangutan!" diye bağırdım ama o kahkaha atıyordu. "Ya," diyip olduğum yere çöktüm ve ağlamaya başladım. Kriz geçirecektim birazdan. Korkuyu hâlâ kalbimde hissediyordum. "Sen çok canisin," diye mırıldandım. Bir abi kardeşine bunu yapar mıydı? Korktuğu şeyi intikam almak için kullanır mıydı? "Yasemin," dedi abim endişeyle. Cevap vermedim. Ağlamaktan nefes alamıyordum. Çok korkmuştum. O kediyi orda görmemle şartellerim atmıştı zaten. Ya üzerime zıplaması. "Korkuyorum Yasemin. İyi misin? Abiciğim aç kapıyı, hadi. Kediyi götürdüm." Cevap veremiyordum. Ağlama krizine girmiştim. Hareket bile edemiyordum şu an. "Yasemin. Aç kapıyı!" Abim kapıyı yumruklamaya başlamıştı bile. Kendimi biraz sakinleştirip ayağa kalktım. Şimdi, sıra bendeydi. Görürdü o. Abim kapıyı açması için anahtarı çıkardım. Yedek anahtarı sokacaktı oraya. Biliyordum. Yere yatmadan önce kırmızı bir sıvı aradım. İşte orada. Gıda boyası vardı. Annem resimle ilgilendiği için evimizde her çeşit boya bulunuyordu. Yatacağım yere biraz döktüm ve elimi kafama götürüp kanayacak olan yere sürdüm biraz. İşlem tamamdı. İnsan öyle değil, böyle korkutulur Yasin Balcı. "Yasemin!" Abimin anahtarı sokma çabasını duyunca aceleyle yere yattım ve gözlerimi kapattım. Alnıma da biraz gıda boyası sürmüştüm. Kapı açıldığında abim hâlâ adımı sayıklıyordu. Gülmemek için kendimi tuttum. Daha deminki anı aklıma getirip gülmemi durdurdum. "Lan. Aç gözünü. Bana yalan söyleme Yasemin." Abim yanıma çöküp kafamı dizlerine aldı. Tam gıda boyasını sürdüğüm yere dokunduğu için eli boya olmuştu, yani öyle tahmin ediyorum, sanırım. "Abiciğim ben özür dilerim." Abim endişeyle beni sarsarken bir yandan özür diliyor ve anneme bağırıyordu. Aptal, annem evde yoktu ki. "Lütfen, bana bunu yapma. Şakaysa öldürürüm seni Yaso. Kalk, kardeşim, hadi." Cevap vermedim. O arada evin kapısı açıldı. Sanırım annem gelmişi. Olmaz, oyuna devam edemezdim. Kadının kalbine inerdi, kalkamazdım da. Neyse, annem zeki kadındı. Anlardı herhalde. "Anne, koş. Yasemin'e bir şey oldu." Abimin bağırmasına göz devirmek istedim. Sen yaptın bunu salak, demek isterdim. "Yasin, Yasemin. Kızım." Annemde yanıma çöktüğünde ikisine de içimden söyleniyordum. Birine bir şey olsa kimse ambulansı aramayacaktı herhalde. Ölecektik büyük bir ihtimalle. "Yasemin. Ne oldu oğlum? Kızıma ne oldu?" Annemin bağırışı içime oturdu. Artık kalkmalıydım. Abim yeterince korkmuştu zaten. Daha fazla uzatmanın alemi yoktu. "Ben onu kediyle korkuttum anne. O da buraya geldi, kendini kitledi ve sanırım yine bayıldı. Başını çarpmış." "Ne demek kediyle korkuttum Yasin? Kardeşini biliyorsun. Az kalsın ölecekti kedi yüzünden. Nasıl yaparsın bunu? Git, babanı çağır." Olay iyice büyümeden kalkmam lazımdı ama kıpırdayamıyordum. "Ya da dur," dedi annem. Sesi sakinleşmişti. "Yasin. Kalk oturduğun yerden." "Yasemin'i yere mi bırakayım?" "Aynen, öyle yap oğlum." Abim kalkıp beni yere bıraktı. Ne olduğunu anlamadığım için yerimden hareket etmedim. O arada annemin sesi kulaklarımı doldurdu ve içim endişeyle doldu. "Ah, oğlum." "Anne!" Abimin çığlığıyla olduğum yerden kalkıp annemi tutan abimin ellerinden aldım annemi. "Anne, uyan. Bak, bana bir şey olmadı. Anne, lütfen uyan. Özür dilerim anne. Amacım seni endişelendirmek değildi." Abim şaşkınca bana bakıp "Yasemin," derken annem aniden gözünü açtı. Sevinçle ona sarılırken annem beni cimciklemişti. "Kalbime mi indireceksin kız sen?" "Anne," dedim şaşkınlıkla. Zeki kadın demiştim annem. Anlamıştı ve beni oyuna getirmişti işte. Birden popoma şaplak atınca korkuyla geri çekildim. "Öldürecek misin kızım sen beni? Bu nasıl bir oyun? Ya anlamasaydım. O zaman ne yapacaktın? Yasin. Terliğimi getir oğlum." Abim yüzünde tehlikeli bir sırıtışla bana baktı. "Seve seve anne. Benim de intikamımı al." "Ya, anne. Abimin bana sen gidince neler yaşattığını bilmiyorsun. O kedi üzerime zıpladı. Korkudan az kalsın ölecektim ben." Annem kaşlarını çattı ve abimin getirdiği terliği bana doğrulttu. Elim kalbimde olacakları beklerken annem bir anda abime vurdu. "Sen benim kızımı öldürecek misin? Gel buraya. Kaçma Yasin." "Anne, beni dinlesene bi." "Dinleme onu anne. Yapıştır poposuna poposuna. Oh olsun," dedim elimi sinemden başlayıp karnıma kadar indirip. Keyfim yerine gelmişti şimdi. "Ama anne..." "Ne ama anne Yasin? Kızım o kedi yüzünden damdan düşüp ölecekti. O zaman ölmedi, şimdi mi öldüreceksin?" "Amacım o değildi..." "Hayır, anne. Kesinlikle amacı buydu. Bana sizi yemeğe gönderip beni öldüreceğini söyledi." "Demek öyle," dedi annem. Salona doğru koşmuştum onları izlemek için. Abim gözlerini açmış, bana bakıyordu. "Hayır, anne..." "Evet, anne. Hatta beni kuşbaşı doğrayıp size yedirecekti." "Abartma kız sende," diyip terliği bana fırlattı annem. Yerimde sıçramıştım. Abim karnını tutup gülmeye başladı bu sefer. "Ya sen. Utanmıyor musun yaptığına? Ya senin yerine ben ölseydim..." "Anne. Öyle deme," dedik abimle aynı anda. Birbirimize bakıp başımızı salladık ve anneme ilerledik. Kollarımızı anneme dolarken bir yanağından ben, diğer yanağından abim öptü. "Ay, yılışmayın," diyen anneme inat daha çok öptük. Annem bizi itmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Pes edip o da bizim yanaklarımıza öpücük kondurdu. "Yasemin. Bir daha sakın böyle şaka yapma." "Evet, Yaso. Korkudan kalbimi hissetmedim," diyip anneme katıldı abim. Gülümsedim. "Sen de bir daha kedi getirme ama." "Söz veriyorum," dediğinde abimle birbirimize sarıldık. "Seni kaybettim sandım. Çok korktum." "Ay, sen beni sever miydin?" diyip yanaklarını sıktım abimin. Yüzünü buruşturup ellerimden kurtulmaya çalıştı. "Anne. Şu kızına bir şey söyle." "Sizi dövmediğime dua edin veletler. Hadi, kahvaltıya." Annemin velet demesine abimle 'aa' diyip kahkaha attık. Annem sinirlenince ağzına geleni söylerdi. Abim belimi tutup beni mutfağa yönlendirirken ben etrafta kedi var mı diye bakıyordum. Bu telaşımı anlayan abim gülümsedi. "Gerçekten balkona koydum." "Abi," dedim endişeyle. "Ben o odaya bir daha giremem. İyice çamaşur suyuyla yıkamamız lazım. Elbiselerimi de giyemem." "Abartma," dediğinde öfledim. "Allah Allah! Yapmadan önce düşünecektin Yasin Bey. O oda temizlenecek." "Yine ucu bana dokundu. İyi mi?" "Kızım haklı. O oda temizlenecek Yasin Balcı. Tüyü falan düşmüştür," diyip beni savundu annem. "Ama anne..." "Aması maması yok. Git, temizle. Kızım, sen de yeni yıkanan kıyafetlerinden giy. Bizim odada." Annemi öpüp abime dil çıkardım. Abim ofladı. Hâlâ etrafta kedi varmış gibi hareket ediyordum. Annemlerin odasına girdim ve çamaşır sepetine ilerledim. O arada abimin bağırması duydum. "Yasemin. Çık oradan çabuk." Ama sanırım her şey için çok geçti. "Miyav¡" "Abi! Öldüreceğim seni." *** 5.BÖLÜM SONU
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE