İlk Büyük Romantik Jest

1549 Kelimeler
O an odanın içindeki herkesin rahatlamış olduğunu hissediyordum ama ben… Ben tam tersine koca bir düğüm olmuştum sanki. Avukatlar birkaç kelime daha mırıldandı, Alex bir şeyler söyledi, sekreter bir evrak aldı; ama hiçbirini duyacak durumda değildim. Sadece oturup elimdeki kalemi sıkıca tutmaya devam ettim, sanki bırakır bırakmaz bir şeyler elimden kayıp gidecek gibiydi. "Bella, harikasın. Bunu çok iyi idare ettin." dedi Alex, masanın diğer ucundan bana doğru eğilerek. Gözleri, her zamanki gibi o ukala parıltısını taşıyordu. Onun bu kadar rahat olması beni daha da sinir ediyordu. "Ben de harika hissediyorum tabii," dedim gözlerimi devirmekten çekinmeden ve devam ettim"Hayatımın en mantıklı kararını verdim sonuçta, değil mi?" Alex kahkaha attı, o sinir bozucu kahkaha. "Oh, lütfen Bella. Daha önce mantıklı bir karar verdiğini mi düşünüyorsun?" dedi, sandalyesini geriye yaslayarak. "Ama merak etme, bu defa doğru olanı yaptın. Birlikte harika bir oyun oynayacağız." "Bu bir oyun değil, Alex," dedim sert bir şekilde. İçimde bir yerlerde ona bağırmak, hatta o kahkahasını susturacak bir şey yapmak istiyordum. Ama yapamadım. Sadece durup ona baktım. "Bu senin için bir iş anlaşması olabilir ama benim için biraz daha karmaşık." "Biliyorum," dedi beklenmedik bir ciddiyetle. Sandalyesini öne doğru çekerek gözlerini direkt gözlerime dikti. "Ama sana bir şey söyleyeyim mi, Bella? Hayatında ilk kez bu kadar karmaşık bir şey seni ileriye taşıyacak." Bir süre o bakışıyla karşı karşıya kaldım. Alex ne kadar ukala olursa olsun, bazen doğruyu söyleyen bir tarafı vardı ve bu beni daha çok rahatsız ediyordu. Çünkü haklı olma ihtimalinden nefret ediyordum. "Harika. O zaman oyunun kurallarını bilmek isterim." dedim sonunda. Alex gülümsedi, sanki beni yeni tanımış gibi. "Kurallar basit. Dışarıda mükemmel bir çift gibi görüneceğiz, birbirimizi asla küçük düşürmeyeceğiz ve her şeyi dört ay boyunca sürdüreceğiz. O zamana kadar zaten herkes buna inanmış olacak. Sonra, herkes kendi yoluna gider." "Sonra herkes kendi yoluna gider," diye tekrar ettim alaycı bir tonla. "Peki ya biz? Bu dört ay boyunca birbirimizi delirtmezsek bir mucize sayılır." "Ah, Bella," dedi göz kırparak. "Seninle delirmek bile eğlenceli olabilir." Tam o an ayağa kalktım. "Eminim öyle düşünüyorsun, Bay Walker. Ama bu kadar kendinden emin olma. Oynamayı iyi bilirim." Bu defa Alex gülmedi, sadece başını hafifçe eğerek bana baktı. "Göreceğiz, Bayan Walker. Göreceğiz." Bunun, o odadan çıktığım an fark edeceğim bir başlangıç olduğunu biliyordum. Ama neyin başlangıcı? İşte onu henüz kestiremiyordum. -- “Kızım bugün Alexander Walker ile nikahın var, farkında mısın?” dedi Lara. Gülerek ona doğru döndüm. En çok o seviniyordu bu duruma. “Evet Lara, yeter artık.” dedim umursamıyormuş gibi yaparak ama heyecanlanmıştım ben de biraz. “Sana düğün yapmak zorunda ama böyle körü körüne evlenemezsin, duydun mu beni?” dedi. “Lara, sanki aşk evliliği yapıyoruz. Nikah yeterli dedim. Düğün yapmayacağız. Sakın orda da bunun lafını yapma.” dedim uyarır bir tonla. “Ayrıca gitmeni hazmedemiyorum. Özleyeceğim seni. Evden gitmen artık evin olmadığı anlamına da gelmiyor. Ne zaman istersen, fındığım.” dedi ağlamaklı bir tonla. Üzerimde beyaz bir elbise vardı. Sade ama şık olmak istiyordum. Saçlarımı hafif maşa yapmıştım omuzlarımdan sarkıyordu. Saçlarımın tepesinde ara ara parıltılı taşlar vardı. Elimde buketim ayağımda topuklum kocamı bekliyordum. Kocam. Söylemek bile insanı garip hissettiriyordu. Bu arada evlilik sözleşmesini imzalamamla beraber Walker Holding ihaleden çekilme kararı almıştı. Ardından işe giriş işlemlerim başlatılmıştı. Bu kadar hızlı her şeyin düzeliceğini tahmin etmiyordum. Kredi borcuma gelirsek benim belki organlarımı satsam ödeyemeceğim borcu Alex bir telefonla kapatmıştı. Sonrasında Alex’in evine eşyalarımı taşımışlardı. Mirası alabilmesi için evliliğimizin inandırıcı olması gerekiyordu. Öyle söylemişti. Bu da tabiki toplumda birtakım roller yapmam gerektiğini gösteriyordu ama ben çok o kısmıyla ilgilenmiyordum. Henüz. Kapının çalmasıyla Lara koşarak kapıya ilerledi. “Merhaba, Bella Caldwell?” dedi adam. Hemen kapıya ilerleyerek “Buyurun, benim.” dedim sorgular bir ifadeyle. Eliyle arkasındaki ekibe işaret ederek benim evime doğru yönlendirdi. Birden herkes içeri girmeye başlamıştı. “Neler oluyor?” Adam gülümseyerek bana doğru döndü. “Affedersiniz. Acelemiz var diye kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Jeremy Walls. Sizin stil danışmanınız olarak görevlendirildim. Bugün Alexander Bey ile nikahınız var ve gördüğüm üzere daha hazırlanmamışsınız bile.” dedi üzerimi süzerken. Sabır, güzel bir duyguydu. Sabırda keramet vardı. Sabırlı olmak sakinleş- “Gayet güzel hazırlandım ben, gider misiniz evimden, hemen?” dedim yükselerek. Adam gözlerini belerterek bana baktı. “Hanımefendi yanlış anladınız. Gayet güzel hazırlanmışsınız. Sadece Alex Bey sizin gelinlik giymenizi ve hazırlanırken yorulmamanızı istedi.” dedi sıcak bir sesle. “İyi de benim gelinliğim yok ki.” dedim düşünceli bir sesle. Küçükken hep eteği kabarık bir gelinliğim olsun isterdim. Eteği kabarık yırtmacı olan bir gelinlik. “Alex Bey onu sizin için düşündü. Umarım siz de beğenirsiniz.” dedi yanıma bir kıyafet askısı yanaşırken. Fermuarın açılmasıyla gözümün önüne bir gelinlik geldi. Çok güzeldi. Gerçekten o kadar güzel bir balık modeldi ki kendi tercihlerimi sorgulatmıştı bugün bana. Alex tabi ki benim hangi gelinlik modelini sevdiğimi bilemezdi. Bunun için ona kızamazdım. “Çok güzelmiş.” dedim beğendiğimi sesimle belli ederek. Lara arkasını dönerek “Oralarda benim için de bir kıyafetiniz yoktur heralde.” dedi olmasını umut ederek. Jeremy gülerek “Lara Hanım, sizin için de birkaç alternatif getirmemiz istendi aslında.” dedi. Lara çığlık atarak bana döndü. “Kızım, sana bir şey diyim mi? Ben bu herifi şimdiden çok sevdim!” dedi. Her zamanki gibi en mutlusu oydu. -- “…Eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?” dedi memur bey. Alex sakin bir sesle ‘Evet’ diyerek önüne döndü. “Peki siz, Alexander Walker’ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?” dedi bana dönerek. Ne yaptığımı sorgulamak için biraz geç kalmıştım belki. Fakat ben gerçekten ne yapıyordum bilmiyordum. Bu raddeye nasıl gelmiştim, bilmiyordum. Linda’ya baktım. İçimdeki kötü ses yine çıktı açığa. Nefes alamıyordum. Alex’e döndüm. Onun da gözünde endişe belirmişti. Kulağıma eğilerek: “Bella, bak istemiyorsan eğer hala vazgeçebiliriz. İhale ve borçlarını hallettim zaten bir önemi olmaz benim için.” dedi gözümün içine bakarak. Orada ne vardı, bilmiyorum. Belki sonrasında çok pişman olacaktım ama o an denemek istedim. Alex’e inanmak istedim. Beni üzmeyeceğini düşündüm. “Evet.” dedim nikah memuruna dönerek ve imza attım akabinde. Alex ‘Evet’ dememle huzursuzlaşmıştı gibi hissettim. Mirası alacaktı. Ne endişelendirmişti onu? Bana dönerek alnıma bir öpücük kondurdu. -- “Hadi ama gerçekten bu kadar fazla bavul alıyor olamazsın. Bir eksiğin varsa söylersin rgittiğimiz yerden alırız.” dedi şimdiden evlendiğine pişman olmuştu. “Alex susar mısın? Makyaj tacımı alıp almadığımı hatırlamıyorum.” dedim asabi bir tonla. Alex burnundan soluyarak bir adım geri çekildi. "Bella, makyaj tacın olmasa ne olur? Ay, bir şey olmaz," dedi homurdanarak. Ancak ben onun söylediklerini tamamen görmezden gelmiştim. Çantalarımdan birini açıp tekrar karıştırmaya başladım. "Buradaymış," dedim, zafer kazanmış bir komutan edasıyla tacımı kaldırırken. Bir an için Alex'in göz devirdiğini fark ettim ama önemsemedim. Bavulumu kapattım ve ardından kapının önüne taşıdım. "Tamam, şimdi hazırım," dedim derin bir nefes alarak. Alex elindeki saate baktı, sonra yüzüme. "Emin misin? Çünkü biz bu evi terk ettiğimizde geri dönmek gibi bir lüksümüz yok, Bella." Buna aldırmadan elimi salladım. "Evet, evet, eminim. Hadi artık çıkalım." Lara, yanımıza gelip omzuma bir dokunuş bıraktı. "Güzelim, çok tatlısın. Ama sana bir tavsiye: Alex'in sabrını zorlamamaya çalış. O kadar sinirli bir tipi var ki bazen izlerken bile tedirgin oluyorum." Alex’in o sırada ters bir bakış attığını fark ettim ama Lara’nın umursadığını sanmıyorum. Gülerek ona sarıldım. "Benim için endişelenme. Ne yapacağımı biliyorum." -- Arabada otururken derin bir sessizlik hâkimdi. Alex şoförün yanında oturmuş telefonuna bakıyordu. Ben de arka koltukta, yeni hayatımı düşünmeye çalışıyordum. Bu bir oyun olabilirdi, bir anlaşma, evet. Ama bu oyunun içinde ben gerçek duygularımı kaybetmeden nasıl kalacaktım? "Beni düşündüğün kadar kendi işini de düşünüyorsun değil mi?" diye sordum, sessizliği bozarak. Alex başını kaldırmadan bir kaşını kaldırdı. "Bu ne demek şimdi?" "Yani... Her şeyi bu kadar kolay çözebileceğini düşünmen. Evliliğin bile bir anlaşmadan ibaret olduğunu düşündüğünü gösteriyor." Bu sefer telefonu elinden bırakıp bana döndü. "Bella, evlilik benim için bir araç olabilir. Ama bu, senin bunu ciddiye almayacağın anlamına gelmez. Bu oyunda benimle aynı tarafta olman gerekiyor, unutmaman gereken şey bu." Gözlerimi devirdim. "Alex, bir evliliği neden bu kadar karmaşık hâle getirdiğini anlayamıyorum." Beni susturur gibi bir ifadeyle başını iki yana salladı. "Bella, eğer iş dünyasında bu kadar basit düşünseydim şu an seninle bu arabada olmazdım." Bir süre sessizlik tekrar aramıza çöktü. Onun sözleri zihnimi kurcalıyordu ama bunun üzerinde fazla durmamaya çalıştım. Belki de haklıydı. Ama o haklı olsa bile benim bu işte kaybedecek çok şeyim vardı. -- Eve vardığımızda Alex beni büyük, modern ve son derece etkileyici bir malikânenin önüne getirmişti. Gözlerim büyümüş, ağzım şaşkınlıkla açılmıştı. "Burası mı?" diye sordum, neredeyse nefesim kesilmiş bir şekilde. Alex göz ucuyla bana baktı. "Neden şaşırdın? Sen de bu evde yaşayacaksın, aksi kız. Tabii benle birlikte." O sırada şoför kapımı açtı. Arabadan indikten sonra Alex büyük kapıya doğru ilerlerken yanımda beliriverdi. Koluma hafifçe dokunarak beni içeriye yönlendirdi. İçeri girdiğimizde, evin büyüklüğü ve şıklığı beni tamamen büyülemişti. Kristal avizeler, büyük cam pencereler ve modern mobilyalar... Sanki bir dergi kapağındaydım. Alex gülerek "Ev hoşuna gitmiş gibi görünüyor," dedi. "Ama bu yalnızca başlangıç, Bella. Burada yaşarken bir şeyleri değiştirmek istersen söylemen yeterli." Kafamı salladım, hayranlığımı gizlemeye çalışarak. Ama onun bana doğru eğilip alaycı bir sesle: "Tabii ki, beğenmediğin şeyleri değiştirmek için önce ne istediğini bilmen gerekiyor." demesiyle kaşlarımı çattım. "Alex, söylediklerin bazen gerçekten sinir bozucu oluyor," dedim ona sert bir bakış atarak. "Ah, evet. Bunu fark etmem uzun sürdü," dedi gülerek ve ardından odasına doğru yöneldi. Onun bu umursamaz tavırları, birlikte geçireceğimiz bu süre zarfında işleri zorlaştıracak gibi görünüyordu. Ama bir şekilde bu oyunun kurallarını öğrenmek zorundaydım. Hem onun için hem de kendim için.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE