4. Bölüm: Evleneceksiniz

2321 Kelimeler
   Evleneceksiniz. Kapı yumruklandığı sırada Gece ve Eren şaşkın şaşkın birbirine baktı. Polis onları bu kadar çabuk mu bulmuştu? Peki nasıl? Eren bunları düşünüp duruyordu. Oysa gereken tedbirleri aldıklarını sanıyordu. Demek ki yanılmıştı. Bu düşünceler onun zihnini kemiriyordu adeta. Tam dalmışken kapının yeniden yumruklanması ve Gece sinir bozucu gülümsemesi görmesi ile kendine geldi. Silkindi. Gece’nin gözleri parlıyordu adeta. “Sonunda!” dedi Gece ve kollarını önünde çaprazlayarak, “Bakalım şimdi ne yapacaksın? Seni hapse tıksınlar da gör gününü!” diye ekledi. Eren gözlerini devirip, “Kına yakarsın sen de!” dedi. Gece güldü: “Ne sandın ki? Tabii ki yakacağım!”        Eren derin bir nefes aldı. Şimdi ne yapacaktı? Bu kız şikayetçi olacak olursa ortalık fena karışırdı. Ah be Eren, ah be oğlum! Zaten en başından beri saçma bir plandı kız kaçırmak diye düşündü Eren. Aklı şimdi başına gelmişti sanki. Murat ona böyle bir şey teklif ettiğinde kabul etmeseydi, şimdi rahat bir şekilde odasında, sıcacık yatağında uyuyor olacaktı. Yutkundu. Acaba şu kız ile anlaşsam mı ki? dedi içinden. Sonra kızla az önce konuştuklarını, kızın ona ne kadar öfkeli olduğunu hatırladı ve bu isteğinden vazgeçti. Bu manyak asla beni dinlemez, mümkünsüz diye geçirdi içinden.        “Açsana!” dedi o sırada Gece. Eren düşüncelerinden sıyrılıp kendini toparladı ve çare gelmez ağlamaktan diyerek kapıya doğru ilerledi. Bir yandan da içinden dua ediyor, durumun büyümemesi için yakınıyordu adeta. Babası Feyzi bey bunları öğrenecek olursa Eren’in durumu hapse girmekten daha kötü olacaktı, burası kesindi. O sırada Gece ise umursamaz, bezgin bir ifade ile kapıya doğru ilerleyen Eren’in peşine takılma kararı almıştı. Bir yandan da düşünüyordu, şikayetçi olup olmaması konusunda. Bu adam kardeşinin sevdiği kızın ağabeyiydi. Yine de bu yaptığının suç olduğu gerçeğini değiştirmezdi Gece’ye göre. Eren nihayet kapının kilidini çözdü ve kapıyı açtı. Karşısında polis üniformalı iki kişi vardı.        “Buyrun?” dedi Eren derin bir nefes aldıktan hemen sonra. Polislerden sarışın olanı “İyi akşamlar, Eren Karayel! Hakkınızda şikayet var.” dedi. Gece kaşlarını kaldırıp indirdi. Demek ismi Erenmiş diye geçirdi içinden. O sırada Eren dudaklarını hafifçe yaladı: “Sebep?” Polis memuru istifini bozmadan, “Kız kaçırma durumu mevzubahis.” diye ekledi. Kısa bir sessizlik oluştu. Gece o sırada bir polislere, bir Eren’e bakıyordu. “Evet, kaçırdım.” dedi sonunda Eren. Gece kaşlarını çatıp ona dikti gözlerini. Böylesine bir açıklama beklemiyordu derken, Eren tatlı bir tebessümle çevrilip kolunu Gece’nin omzuna attı ve “Sevgilim olur kendisi de!” dedi ve Gece duyduğu açıklama ile şoka girerken Eren kafasını onun saçlarına bastırarak, “Böyle bir sürpriz yapmak istedim ona.” dedi.         “Kaçırarak mı?” dedi diğer polis memuru. Eren istifini bozmadan, “Evet! Kendisi aksiyona bayılır da!” diye ekledi. Polis memuru gözlerini Gece’ye dikti bu sefer: “Hanımefendi, beyefendi doğru mu söylüyor?” Gece kaşlarını çatıp dirseği ile Eren’in karnına vurdu. “Ah!” diye Eren iki büklüm şekilde geriye doğru sendeledi. Sıçıp sıvadım, harika dedi içinde karnını tutarken. Artık sona gelmişti. Eli de ağırmış manyağın diye geçirdi içinden. Keşke iş birliği yapsaydım. İçinden etmediği küfür kalmamıştı. Bu aptal plana ayak uydurduğu için kendini sövmelere doyamıyordu. O sırada genç kadın adamın durumdan sıyrılmak için gevelediğini anlamış, fakat dersini de vermek istemişti. Şu an polislere gerçekleri anlatmak vardı ama yapamıyordu. Sonuç olarak ortada kardeşi Bora mevzubahisdi. Çocuk bu keriz herifin kardeşine aşık diye geçirdi içinden Gece.          Tam cevap vermek için dudaklarını aralayacakken birilerinin “Doğru, memur beyler!” demesi ile durakladı. İki memur geriye çevrildiğinde iki adam beliriverdi Gece’nin karşısında. Bunlardan biri babası Atahan beydi, diğerini ise tanımıyordu derken Eren’in dehşetle, tıpkı yeşilçam filmlerindeki gibi büyük bir heyecanla “Baba!” demesi ile artık o kişinin de kim olduğunu anladı. Polis memurlarından biri kaşlarını çatarak, “Hanımefendi, şikayetçi misiniz?” dedi tekraren. Gece’nin gözleri babasınkiler ile buluşunca yutkundu: “Hayır, değilim.” Polis memurları gereken talimatları yaptı. O sırada çoktan Atahan ve Feyzi bey içeriğe geçmişti. Polis memurları gittikten sonra Gece kapıyı kapattı. Eren ile bir birilerine baktılar. Durum vahimdi. Babaları onların burada olduğunu nasıl öğrenmişti ki peki? Yan yana iki küçük çocuk gibi durup babalarına baktı ikisi de.. İkisi de ne yapacağını, ne diyeceğini bilmiyordu. Atahan ve Feyzi bey kanepeye oturmuş ve kaşları çatılı bir şekilde gençleri süzüyordu. Gece ve Eren daha fazla ayakta dikilmedi. İlerleyip onların karşısındaki ikili koltuğa oturdular.           “Öncelikle merhaba, kızım. Hiç tanışma fırsatımız olmadı. Ben bu zibidinin babası Feyzi! Babanın kadim dostlarındanım.” diye Feyzi bey parmağı ile Eren’i gösterdikten sonra sahici bir tebessümle Gece’ye doğru çevirdi bakışlarını. Gece gülümsemeye çalıştı: “Memnun oldum, efendim, ben de Gece.” O sırada Atahan bey de Eren ile tanışmıştı. Feyzi bey Gece ile tanıştıktan hemen sonra oğluna baktı çatık kaşlarla. “Bu ne rezillik lan, eşek sıpası?” dedi Feyzi bey yalancı bir öfke ile. “Ba-Baba! Vallahi, yanlış anladınız. Ben Selin’i kaçıracaktım!”           “Utanmadan bir de yaptığın marifetmiş gibi konuşuyorsun!” dedi Gece öfke ile ona çevrilerek. “Bari hata ettiğini kabullenip özür dile! Selin’i kaçıracaktım ne demek ya?!” Eren gözlerini devirip, “Tamam! Yaptığım hata, farkındayım. İzin verirsen babama işin gerçeğini açıklıyorum herhalde! Hayret bir şey ya! Girmesee sen benim lafıma!” dedi. Atahan ve Feyzi bey bir birine baktı o sırada. Sonra yeniden bakışlarını çocuklarına çevirdi ikisi de. Bu sefer sıra Atahan beydeydi. Ceviz ağacından yapılmış, parlak ve oldukça şık görünen bastonunu yere vurdu yalancı bir öfke eşliğinde: “Siz ne yapıyorsunuz böyle? Bütün hastane sizi konuşuyor. Yarına kalmaz manşetlerde oluruz.”          Feyzi bey kaşlarını çatıp, “Bizim bir soyadımız var, üstüne üstlük düşmanlarımız, bizi çekemeyenler, düşmemizi bekleyenler kapıda! Bu ne düşüncesizlik? Onlara nasıl koz verirsiniz?” diye destek oldu Atahan beye. Gece irkildi o an. Ne yapacağını, ne diyeceğini bilemedi. Şu an hangi açıklamayı yapsalar yetersiz olurdu zaten. Durum ortadaydı. Eren yutkundu: “Magazin bu. Biraz konuşur sonra susar.” Feyzi bey sakallarını sıvazlayıp, “Kolaydı öyle! Her girdiğimiz ortamda bu konu konuşulacak! Milletin eline koz verdik resmen!”           “Bunun birtek kurtuluşu var!” dedi Atahan bey. Feyzi bey de kafasını salladı. Gece ve Eren yutkundu. İkisi de içinden ne olabilir ki? diye düşünüp duruyordu darken Feyzi bey elini dizine vurup, “Evlenmek!” dedi. Gece ve Eren sanki elektrik yemiş gibi “Ne!” diye bağırdılar, aynı anda.” Atahan bey bastonunun ucunu hafifçe kaldırıp, “Evet, biz zaten şirketlerimizi birleştirecektik. Bu duruma düştüğümüze göre de size evlendirip dünür olarak böyle bir şey yapmamız herkesin inanabileceği bir yalan olur. Üstelik siz de birbirimize uzun zamandır aşıktık, ilişkimiz vardı diyeceksiniz. Böylece ne bu konu daha fazla konuşulacak, ne de itibarımız zedelenecek!” dedi. Eren dehşetle ayaklanıp, “Ya ne evliliği? Saçmalamayın, baba! Siz best friend değil misiniz yahu? Gidin birleştirin şirketlerinizi, bizi niye karıştırıyorsunuz ya?” dedi. Feyzi bey öfke ile “Lan zibidi, kızı kaçırmışsın, bizi elalemin ağzına sakız yapmışsın! Bir de gelmiş bizi niye karıştırıyorsunuz diye zırlıyorsun! Senin yaptığın haltların üstünü örtmeye çalışıyorum ben burada!” diye karşılık verdu.         “Ama baba!” dedi Eren. “Sus lan! Neredeyse otuz yaşına geldin, hala aylaklık peşindesin! Evleneceksin dedim o kadar!” dedi Feyzi bey çatılı kaşlarla. Gece dehşetle, “Hayır!” diye inkar etti. “Ne demek evleneceksiniz ya! Ben bunu kabullenemem! Bana ne ki? Benim suçum yok ki! Hepsi bu herif yüzünden oldu!” diye Eren’i gösterdi parmağı ile. Atahan bey bastonunu yere vurup, “Başka çaresi yok bunun! Ya öyle ya böyle! Hem senin de evlenme çağın geldi, iti var, kopuğu var. En son hoşlandığın çocuğun başımıza neler açtığını ne çabuk unuttun? Hem Feyzi benim kardeşim gibi! Gözüm arkada kalmaz" dedi.            “Ne demek evlenme çağın geldi ya?!” dedi Gece meyus bir şekilde. “Ben bu herifi sevmiyorum! Bu evlenilecek insan mı ki?!” diye Eren’i gösterdi. Eren şaşkınlıkla ona bakıp, “Lan sana ne demeli?” dediğinde Gece elini havaya kaldırıp, “Benimle lan’lı man’lı konuşma vallahi çarparım sana iki seksen uzanırsın şuraya!” dedi öfke ile. Eren uysal bir kedi misali kafasını geri çekti. Manyak bu, cidden manyak diye geçirdi içinden. Gece’yi sinirlendirmemek alınacak en güzel tedbirdi Eren’e göre. Feyzi bey ve Atahan bey gülmemek için direniyordu adeta. Nihayet Atahan bey durumu toparlamak adına, “Gece, geçen sene olanlardan sonra bir de bu çıktı başımıza! Bu seferde magazinin ağzına sakız olamam!” diye ekledi.         Gece duydukları ile burnundan sert bir nefes verdi. Eskilerde büyük bir sevgili kaosu yaşamıştı ve her defasında babası bunu hatırlatıp duruyordu. Gerçekten sıkıcı bir durumdu bu. Neyse ki bu sefer araya Eren girdi: “Ya hayır, ben evlenmem bununla” diye Gece’yi gösterdi. “Ben ölüyorum çünki seninle evlenmek için!” dedi Gece dişlerini sıkarak. Ikisi ateş dolu bakışlarını birbirine diktiğinde yaşlı adamlar gülümsedi. Şimdilik işler sarpa sarmıştı, fakat ikisi de emindi. Zamanla bir birilerini çok sevecekti iki gençte. Nihayet ilk lafa başlayan Atahan bey oldu. Sakin bir ses tonu ile “Zaten elaleme rezil olduk! Feyzi’nin oğlu, Atahan’nın kızını kaçırdı diye yer gök inledi, bir de siz zorlaştırmayın” diye ekledi.     “Ya akşam akşam kim dedikodu yaptı kız kaçırdım diye?” diye Eren öfke ile yüzünü sıvazladığında, Feyzi bey “Sus bakayım sen. Büyüklerimiz ne demiş bilmiyormusun sen hiç? Yerin bile kulağı vardır!” diye karşılık verdi ve “Evleneceksiniz o kadar. Yarın kız istemeye geliriz, Atahan!” diye Atahan beye çevrildi. Gece son bir umut dercesine babasına baktığında Atahan bey kafasını sallayıp, “Buyrun, gelin.” diye yanıtladı. Gençler suspus olup, ne diyeceğini bilemedi. Babaları çoktan kararlarını vermişti. Artık onlara herhangi bir şey demek düşmezdi. Zaten kaçırma olayı yüzünden itiraz dahi edemezdiler, Gece bile bu işten sıyrılamıyordu. Hepsi bu zibidi yüzünden! diye geçirdi Gece içinden.       “Bu kadar yeter. Hadi, Eren. Kayınbabanın elini öp. Sözlünle de vedalaş.” diye Feyzi bey memnun bir şekilde oğluna baktı. Eren ya sabır dercesine iç çekip Atahan beye doğru ilerledi, elini tuttu ve öpüp başına koydu. Ardından Feyzi beyin elini öpen Gece’ye yaklaştı. Şimdi ikisi de nefretle birbirine bakıyordu. Eren ellerini cebine koydu ve alayla gülümseyerek, “Düştün mü şimdi elime, doktor hanım?” dedi. Gece de aynı ifade ile gülüp, “Kim kimin eline düştü göreceğiz, aptal sarışın!” dedi ve sinirli bir şekilde yerdeki bonesini alıp kapıya doğru ilerledi.         Gece öfke ile evin kapısını açıp içeriğe girdiğinde annesi Funda hanım ve kardeşi Bora çarpılma sesi ile hemen koridora koşuşturdu. Genç kız ağlayarak elindeki bonesini yere fırlatıp “Bunu bana nasıl yaparsın, baba?! Beni o aptalın yaptığı hata yüzünden nasıl harcarsın? Ben senin kızınım!” dedi babasına çevrilerek. “Sesini yükseltme, küçük hanım! Tüm herkes sizi konuşuyor! Rezil olduk aleme!” dedi Atahan bey yorgun bir şekilde. “Bana ne ya? Bize ne? Benim suçum değil ki bu! Gitsinler onları konuşsunlar” diye Gece iyice ağlamaya başladığında Atahan bey yutkunup, “Gece, kendine çekidüzen ver! Senin karşında lise arkadaşın yok. Ben senin babanım!” dedi. Gece öfke ile “Bana bunu yapamazsın! Beni sevmediğim adamla evlendiremezsin!” dedi.         Atahan bey sabırlı bir şekilde iç çekip, “Gece! Biz de annenle sevmeyerek evlendik. Buna görücü üsulü deniliyor! Bak, şimdi çok mesut bir aileyiz!” dedi ve bastonunu yere vurdu. “Hangi devirde yaşıyoruz ya biz? Madem ki akraba olmaya çok niyetlisin git Miyase ve Bora’yı evlendir! Zaten aşıklar birbilerine!” dedi Gece. Atahan bey kaşları çatık bir şekilde “Ben itibarımızı kurtarmaya çalışıyorum burada! Sizi konuşmasınlar diye, adımız manşetlerde kötü çıkmasın diye uğraşıyorum, Gece! Hem senin yaş olmuş yirmi yedi! Bundan sonra ne yapmayı planlıyorsun?” dedi.       Gece ağlamaklı bir sesle “Ya yaşın ne önemi var ki? Size yük mü oluyorum? Yük oluyorsam, toplarım eşyalarımı giderim Almanya’ya. Zaten orda devam etmek gibi bir isteğim vardı. Ne olur, yeter ki evlendirme beni o herifle” dedi. Atahan bey inkar ederek: “O ne demek ya? Sen benim evladımsın! Ne yükü? Ben senin mürvetini iyi biri ile görmek istiyorum. Geçen sene yaşadığımız fiyaskodan sonra bir daha seni kimseye emanet edemem. Feyzi’nin oğlundan başka.” Gece, “Ya o aptalla beni evlendiremezsin!!!” diye olduğu yerde zıprlayarak küçük bir çocuk gibi ağlamaya başladığında, Atahan bey omuz silkti. “Yarın akşam seni istemeye geliyorlar! Hazırlansan iyi olur…”         Eren ellerini saçlarına geçirmiş odada volta atarken, Feyzi bey sırıtıp duruyordu. Arkadaşları ise başlarını öne eğmiş adamın öfkesini kusmasını izliyordu. “Ya siz nasıl Selin yerine o manyağı kaçırır sınız? Siz tanımıyor musunuz lan Selin’i?” dedi Eren öfke ile. “Hacı, tanıyoruz, tanıyoruz da! Bir an karanlık yüzünden pek ayırt edemedik! Saçlarında bone falan vardı. Bir de çiçekleri elinde görünce, yüzüne doğru dürüst bakmadan, hemen kaçırdık!” dedi Murat durumdan çıkmak istermişcesine. Eren dişlerini sıkarak “Çıldıracağım ya! Resmen delireceğim!” dedi. Ardından, “Ya Allah’ım benim günahım ne? Neden o kız ya neden?” diye yakındı göğe doğru. Murat gülüp, “Hacı, sevap diyecektin herhalde.” dediğinde O sırada Miyase eli ile ağzını kapatıp kahkaha attı resmen.  Kendi planı ile gurur duyuyordu.       “Sen neye gülüyorsun, lan?” diye Eren kardeşinin üzerine yürüdüğünde, genç kız koşarak babasının arkasına saklandı. “Asıl sen kimin üstüne yürüyorsun, lan zibidi!” dedi Feyzi bey kaşlarını çatarak. “Baba, seninle muhattap olmayacağım! Ya beni o yarım akıllı ile nasıl evlendirirsin?” dedi Eren. Feyzi bey öfkeli öfkeli “Sensin yarım akıllı! Sus, almayayım ayağım altına.” dedi ve ardından gülerek, “Sabah akşam Cedrik gibi dolaşıyordun, bak, sana çinli kız buldum. Gözleri böyle çekik çekik. Tıpkı Chen! Daha ne istiyorsun?” diye ekledi. O sırada uzun zamandır sessiz duran Ferit, “Feyzi amca, Gece’nin gözleri japonlarınkini daha çok andırıyor aslında.” dedi. Eren o sırada öfke ile çevrilip arkadaşı Ferit’e baktı: “Ferit, bak dikkat de etmişsin, sen evlensene kızla!”         Ferit gülüp omuz silkti. Eren’in bu halleri onu keyiflendirdiği için sırtını koltuk başlığına yaslayarak iyice koltuğa yayılıverdi. O sırada Miyase “Hayırdır ağabey? Kıskandın mı?” dediğinde Eren de “Baba, çekil, şu boncuğu geberteceğim!” diye ileri atıldı lakin Ateş ve Murat onu durdurdu. ileri atıldığında, Keşanlı ve Ateş onu durdurdu. Feyzi bey monoton bir şekilde “Eren, zırlama artık. Bu yoldan dönüşü yok! O yüzden git yarın için hazırlan!” dedi. Eren öfke ile “Ne demek yok ya!” diye bağırdığında Ferit iç çekip, “Feyzi amca diyor ki o kız yarın akşam istenecek, o kadar!” dedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE