17. BÖLÜM

1453 Kelimeler
BÖLÜM ŞARKISI : SEZEN AKSU - ERKEK GÜZELİ ☄☄☄ BÖLÜM 17 " Hazır mıyız geceye kızlar ? " diyerek elindeki telefonu burnuma kadar sokan Mehtap'a Sude ' yle aynı anda " Hayır ! " diye bağırdık. İsteksizliğimi daha nasıl belli edebilirdik acaba ? Mehtap çektiği storynin sonunu keserek i********: ' a gönderdiğinde aslında amacının ne olduğunu hepimiz de biliyorduk. Zaten bilmeyen de ya kör olmalıydı ya da salak.  Serdar ' ı çileden çıkartmak.. Ama Mehtap ' ın unuttuğu bir şey vardı. Serdar bu hikayeyi gördüğü an zaten bizim nerede olduğumuzu bilecek , gideceğimiz yere anında bir ekip gönderecekti. Biz de bütün akşam yalnızca bir iki bardak bir şeyler içecek , ondan sonra tıpış tıpış evimize gidecektik. Bu hep böyle olmuştu çünkü. Yine öyle olacaktı. Bundan adımın Zeynep olduğu kadar emindim ne yazık ki.  Sude taksinin camını sonuna kadar açtığında elindeki bitmiş sigarayı camdan dışarıya savurdu. Ardından yarısına kadar örttü ve başını bana çevirdi. Taksiler de sigara içilebiliyor muydu ? " Han bugün işe gelmedi, " dedi sakince " Senin haberin vardır. " ona çevresinde ki herkes garip bir şekilde Han diyordu. Bunu hep duymuştum. Kendisini sanırım Han diye tanıtıyor , çevresi de o şekilde hitap ediyordu. Ya da Mehmet Han öyle istiyordu. Ama ben tanıştığımızdan beri hatta onu tanıdığımdan beri hep Mehmet Han diyordum. Ama beni bir kez düzeltmemişti. Bu sebepsizce hoşuma gitmişti nedense.  Sonuçta ismi çocuğun değil mi Zeyno ? Öyle de olsun beni düzeltmemişti. Beni beni Zeynep ' ini.. Başımı olumluca sallayıp " Evet , " diyerek cevapladım sorusunu Sude ' nin. Yarısına kadar maviyle boyadığı saçları açıktı ve düzleştirmişti. Üzerine giydiği siyah bacaklarını örten payet elbiseyle çok zarif görünüyordu. Ayağındaki siyah ince bantlı ayakkabıları ben vermiştim. Ama verirken bu kadar tamamlanacağı aklımdan geçmemişti. Harika görünüyordu. Yüzündeki hafif makyajla tam dı, inanılmaz güzeldi. Arada böyle giyinmesine rağmen sanki onun bu haline daha bir alışkın hissediyordum kendimi. İnanılmaz güzel görünüyordu gözüme.  " Annesiyle kardeşi gelecekmiş yurt dışından, " dedim yeniden. Mehtap önde hâlâ selfie çekmeye devam ediyordu. " Onlara yemek yapacakmış. " " Hım, " dedi Sude kaşlarını kaldırarak imayla " Bak sen bizim marifetli enişteye. " Evet Mehmet Han artık benim çevremde resmi olarak bir enişteydi. Henüz aramızda konulan bir isim olmasa da o kızlar için öyleydi ve ben bundan aşırı zevk alıyordum. Duyar duymaz yüzümde salak bir gülümseme oluşuyordu mesela. Ben bazen farkında bile olmuyordum üstelik bir de .. Gülümsediğim de Sude eliyle yanağımdan bir makas aldı. Bu mutluluğunu yerim deme şekliydi onun biliyordum. * Yaklaşık yarım saat sonra Mehtap ' ın saçma sapan bir yerde bulduğu küçük ismi Le Bar yazan bir yere gelmiştik. Le Bar neydi allah aşkına? Bim ' in miydi bu bar ? Bim ' in yan çarı mıydı ? " Mehtap eğer içeride kaçak içki filan veriliyorsa yemin ederim öldürürüm seni, " dedi Sude Mehtap ' ın sırıtan yüzüne bakarak. Taksiden inmiş on saniyedir salak salak ışıltı saçan barın tabelasına bakıyorduk ikimizde. Söylediği şey de yemin ederim olası bir şeydi. Mehtap su ' ydu bu Mehtap su.. " Ay saçmalama Sude, tabi ki de öyle bir şey yok. Ben sadece Serdar bizi bulamasın, bulursa da bizim İstanbul ' un en uzak yerinde arasın diye getirdim bizi buraya. " Zekaya bakar mısınız ? Keşke aklını Serdar'ın bizi İstanbul ' da bulamayacağı yerin olmayışına da çalıştırsaydın. Sonuçta adam komiser ya, bir de baş komiser. " Bazen zekana hayran kalıyorum Mehtap, " dedi Sude barın şaşalı kapısına doğru yürürken. Ben de peşine takıldım. Bu kız cidden akıllanmayacaktı. Bara girdiğimizde bizi her barda olduğu gibi yüksek intro bir müzik, bolca ter kokusu, ve gürültü karşıladı. Leş gibi içki kokusunu saymıyordum bile. Geniş masalarda üçer dörder kişi vardı kızlı erkekli. Bar tabureleri ise de full doluydu. Sanırım ya bizim bilmediğimiz ama tanınan bir yerdi burası, ya da illegal partiydi o yüzden çok seviliyordu. İnşallah ilk ihtimal doğruydu da alnımızın akıyla buradan çıkabilirdik. İnsanlara çarpa çarpa tezgaha gittiğimizde yüksek müzik artık birbirimizi duymamıza engel olmaya başlamıştı. Aslında fen bir yere benzemiyordu. Görecektik.  " Bir tane tekila, " dedi Mehtap. Gözlerimiz Sude ' yle fal taşı gibi açıldığında bize ne var der gibi baktı. " Saçmalama Mehtap, " dedin anında. " Daha gecenin başındayız. Üstelik tekila seni fena çarpar. " " Kızım ben bugün buraya çarpılmaya geldim. Bunu bilmiyormuş gibi davranmayın. " Yemin ederim tekiladan önce ben çarpacaktım bir tane ağzına. " Bizi buraya geldiğimize pişman etme Mehtap, " dedim dişlerimin arasından. " Serdar ' ı bizzat ben ararım şimdi bak. " Mehtap bana hemen cevap vermektense önüne konulan tekilayı saniyeler içinde dudaklarına yasladı ve ağzından içeriye yuvarladı. Başını yeniden bize çevirdiğinde yüzünü buruşturarak bakıyordu. Bir kez daha hayretler içine düştüm. Salaktı ya bu kız. Ardından barmene " Bir tane, " daha dediğinde " Hayır, " dedim renkli gözlü barmene. " Sadece hafif bir kokteyl getir sen buraya." dedim ama barmen beni tınlamadan Mehtap'a bakmaya başladı. Mehtap göz kırptığında barmen gülümseyerek tekila bardağını yeniden doldurdu. Bu kız beni öldürecekti ya. " Kızım niye laftan anlamıyorsun ya sen, " diye bağırdım Mehtap'a doğru bağırarak yüksek seste. " Ararım Serdar ' ı diyorum. " " Ara, " diye bağırdı Mehtap da. " Umurumda değil. " " Bunun derdi belli oldu. " dedi Sude gözlerini devirerek. Bir hızla çantamdan telefonumu çıkartırken Mehtap üçüncü tekila bardağını dikmişti kafasına. Barmene salak salak sırıtıyor, barmen de ona karşılık veriyordu. Ben buraya gelirken sinir hastası olacağımı bilmem gerekiyordu aslında. Ama hata bendeydi. Mehtap'ın timsah göz yaşlarına inanamayacaktım. Ah aptal kafam ah. Ciddi ciddi Serdar ' ı aramak için rehbere gireceğim sıra telefonum çaldı. Üstten bir çağrı düştüğünde ekranda yazan isimle donakaldım. Mehmet Han arıyordu. Hem de şimdi, hem de bu saatte, hem de burada. Hayatta açamazdım. Açsam ne diyecektim hem ? Arkadaşım aşk açısı çekiyor, onu avutmak için bara getirdik mi ? Hem de en dandik olanına ? Hayatta olmazdı. Şunun şurasında ne kadar tanıyordu beni ? Hakkımda çok kötü şeyler düşünürdü, olmazdı katiyen olmazdı. Saniyeler sonra telefon kapandığında gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım ama bu kez mesaj göndermişti. Heyecanla açtım. Mehmet Han : Zeynep neredesin ? Mehmet Han : neden açmıyorsun telefonunu ? Mehmet Han : neden ulaşamıyorum ben sana ? Ah senin o sistemini yerim. Ama burada işler karışık Mehmet Han.. Zeynep : şu an müsait değilim.  Mehmet Han : neredesin de müsait değilsin Zeynep ? Mehmet Han : ya da ne yapıyorsun ? Off bu çocuk neden halden anlamıyordu. Tuvaletteyim belki. Zeynep :  arkadaşım sevgilisinden ayrılmış Zeynep : onu teselli ediyoruz Sude ' yle. Mehmet Han : nerede ? Ya bu çocuk neden bir soruyu cevabını alana kadar soruyordu ? Off ! Zeynep : bende bilmiyorum. Oldu olan Zeynep. Zaten yalan söylemek de gelmiyordu içinden kabul et.. Zeynep : mehtap getirdi. Mehmet Han : Zeynep bir kez daha soruyorum nerdesin ? Kızıyor muydu o bana ?! Zeynep : kızıyor musun sen bana ? Mehmet Han : hayır !? Zeynep : bağırdın işte.. Mehmet Han : bu politika bende işlemez güzelim. Mehmet Han : şu an nerede olduğunu öğrenirim ama ben senden duymak istiyorum. Ne ?! NE ?! Zeynep : nasıl ya ? Zeynep : ne demek şimdi öğrenirim ? Mehmet Han : hâlâ beni oyaladığınım farkında mısın ? Zeynep : Le bar diye bir yer bilmediğimi söylemiştim. Mehmet Han : işte bunu en başta söylesen bu kadar gerilmeyecektik Mehmet Han : mehtap mı peki teselli arayan arkadaşın ? Her şeyi de bil ! Şaka gibi ya ! Zeynep : evet. Mehmet Han : peki tamam Sana tamam esas, sana tamam ! Başımı ekrandan kaldırıp telefonu çantama attım. Tabi ki de cevap vermeyecektim. Tamam a ne denirdi ki zaten ! Sude ' yle göz göze geldiğimizde Mehtap ' ın haline acır bir halle baktık saniyeler içinde. Hayır kendi ayrıldı beni ayıracaktı daha başlamadan üstelik. * Mehtap artık onuncu bardağını da içtiğinde ayakta duracak hali olmadığı halde dan etmeye kalktı. Anında koluna girmek istediğimde ise " Bırak ! " diye bağırdı. Çevremizdeki bir kaç kişi bize baktığında Mehtap ' ın kolunu çimdirdim. " Bağırma yemin ederim yakarım canını. " dediğimde ahlayıp sesini kesti. Tekrar yerine oturduğunda başını masaya koyup gözlerini kapattı. Ben bunun bu haltı yiyeceğini biliyordum. Adam gibi evimizde içseydik şu mereti en azından nereye kusacağımız belli olurdu, nerede uyuyacağımız. Ama işte bu kıt kafalının aklına uyarsak böyle olurdu. Sude içeceğini bitirdikten sonra yüzüme dönerek " Ben taksi çağırayım Zeynep, " dediğinde başımı sallayıp onayladım onu. Sude çıkışa doğru ilerlediğinde bende ayağa kalkmak için hareketlendim. O sıra arkamda olan ama benim farkına varamadığım biri tarafından belimde hissettiğim ellerle olduğum yerde kaldım. Öyle birinin yanlışlıkla çarpması sonucu değil, ciddi ciddi belimden tutuluyordum şu an. Tam kendimi çektirip bağıracağım sıra belimdeki eller sıklaştı. Birinin bedenine sertçe yaslanmıştım. Midem saniyesinde ağzıma geldiğinde kulağımın kenarında hissettiğim sesle hareketlerim bir anda durdu. " Merhaba Zeynep , sonunda seni buldum. " Ender ? * ya senin ne işin var orda piskopat adam..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE