16.Bölüm: Davete hazırlık

2066 Kelimeler
*** Evden çıktıktan sonra çok oyalanmadan otoparka inip, arabama atladığım gibi şirkete gelmiştim. Arabayı şirketin önüne çalışır bir şekilde bırakıp çantamı aldıktan sonra indim. Kapının önünde duran güvenlik görevlisi koştura koştura yanıma gelmişti. "Günaydın, Eflin hanım" dedi. Başımı hafif bir şekilde sallayıp gülümsedikten sonra ölüm gibi görünen o merdivenleri çıkmaya başlamıştım. Tam tamına 41 merdiven vardı. Gamze 41 kere maşşallah diyerekten olaya el atıp 41 merdiven yaptırmıştı ve benden bir söz almıştı. Geçmiş Zaman: Neşe içinde şirketimi izlerken hemen yanımda duran Gamze karşıma geçip gözlerimin içine bakmaya başladı. Çenemin altında birleştirdiğim ellerimi usulca çözüp serbest bıraktım. Tek kaşımı kaldırdım ve " ne oldu?" diye sordum neşe saçan sesimle. İçim kıpır kıpır 'yapamazsın' diyenlere inat yaptığım bir işin haklı gururunu yaşıyordum şuan. "Bana bir söz vericeksin" dedi Gamze ciddi bir yüz ifadesi ile. Onun ciddiyetini görünce ister istemez bende ciddileşmiş ve sorgularcasına ona bakmaya başladım. "Ne sözü vericem?" dedim usulca. Ellerini omuzlarıma doğru uzatıp sıkıca tuttu ve "ne olursa olsun şirkete geldiğin her gün bu merdivenleri çıkıp iniceksin. Başarını, her bu merdivenleri çıktığında tekrar hatırlayacak ve kendinle gurur duyacaksın." derin bir nefes verip duraksamadan devam etti. "Biz senin başarını her andığımızda nasıl seninle gurur duyacaksak sende kendine olan inancını, güvenini yitirmeden, pes etmeden, yılmadan bu gün buraya nasıl geldiğini unutmadan kendinle gurur duyacaksın. Bu gün buraya hiç kolay bir şekilde gelmedin. Seni kırdılar, harcaladılar, küçümsediklerini sandılar ve hep konuştular. Dillerinden düşmeyen bir tek isim vardı Eflin Kuzey sen o insanların dillerinden hiç düşmedin. Onların kirli zihniyetleri geride bırakıp bu güne geldin." omuzlarımdaki kollarını usulca çözüp sarıldı. Gözlerim dolu, titreyen çeneme rağmen ona sıkıca sarıldım. " Söz ne olursa olsun, bu merdivenleri hep çıkıp ineceğim. Ve her bir adımımda kendimle gurur duyacağım sizin gibi değerli dostlar kazandığım için." dedikten sonra bende ona sımsıkı sarıldım.. Şimdiki Zaman; O'gün bugündür arabamı bilerek otoparka bırakmıyorum sırf bu 41 kat merdivenleri çıkıp inebilnek için... Bazen verdiğim sözleri bir tık çiğnesem de geri kalan tüm zamanlarda verdiğim söze sadıktım. Bana şuan işkence gibi gelen merdivenleri çıkmış sonunda şirketin içine girebilmiştim. İçeriye girer girmez yüzüme gelen ferah hava iyi gelmişti. Bu sırada yanımdan geçen kişilerin selamını alıyor, hafif bir şekilde başımı sallıyordum. Asansörlerin önüne gelince, bana özel olan asansörun önünde durup parmak izini okuttum. Bu asansörü sevgili Taylan Kaya ikimize özel olarak yaptırmıştı şirket tadilattayken. İlk öğrendiğimde gereksiz bulmuş ve kavga etmiştim. İlk başlarda kullanmamayı tercih ediyordum ama zamanla şirketin yoğunluğu, yorgunluğu olunca ister istemez kendimi o asansörün içine binerken buluyordum. Bunu fark eden Taylan'ın dilinden kurtulmak bir hayli zamanımı almıştı neyseki susturmayı becermiştim. 29. düğmeye bastım ve sırtımı asansörün soğuk aynalarına yaslayıp çantamın içinde telefonumu çıkardım. Ekranı açtığımda gördüğüm bildirimlerle sıkıntılı bir nefes verdim. "Bu beşli çok güçlü" grubundan 30 mesaj Üsten baktığımda Gamze'nin kendi sitemlerini görünce hiç mesajlara bakmamaya karar verdim. Bu sıra da asansör yönetici katına gelmişti zaten. Asansörden çıkarken geniş ama genelde boş olan koridora göz gezdirdiğimde Murat ve Aylin'in sohbet ettiklerini gördüm. Daha çok Aylin tedirgin bir şekilde Murat'ı dinliyordu. Onun tavrıyla ister istemez kaşlarım çatıldı. Güçlü adımlarla ilerlerken, "Hayırdır Murat, Ayline ne söylüyorsun da kız tedirgin bir şekilde seni dinliyor" dedim  şüpheli bir şekilde. O kadar dalmışlardı ki geldiğimi bile fark etmemişlerdi. Sesimi duyan ikisi irkilmiş ve bana dönmüştü hızla. Onların verdiği bu tepkilerle çatılı kaşlarım havaya kalkmış ve gözlerimi kıstım. "Günaydın Eflin hanım, bugün şirkete bir hayli geç geldiniz" diye konuşmaya başladı hemen Murat. "Akşam bir hayli dağıttığımız için olabilir mi? Haftaiçi dışarı çıkıp eğlenmeyi sevmediğimi bildiğiniz halde zorla bana baskı kuruyorsunuz buluşmak için. Çıkıp eğlenince de ister istemez dağıtıyor ve ertesi günü, zor toparlıyorum kendimi" diyerek tersledim Muratı. "Günaydın Eflin hanım, her zamanki gibi kahvenizi hazırlayıp, odanıza getiriyorum. O sırada da günlük programınızı anlatırım." dedi nazik bir şekilde Aylin. "Hah, az kalsın unutuyordum Eflin hanım, az önce annenizin asistanı beni aradı. Kuzey Holding'in kuruluşunun 25. Yılına özel bir davet veriliyor ve anneniz özellikle not düşülmesini istemiş muhakak katılmanız gerekiyormuş" dedi tedirgince. Emrivakilerden asla hoşlanmazdım, üstelik bu emrivakiyi yapan kişi Alev Kuzeyse çıldırmam için iyi bir nedendi. Kaşlarım hızlıca çatılırken, damarlarımda akan kan değil sinirdi. Şakaklarımda atan nabız değil sinirin simgesiydi. "Peki sen hangi cüretle bunu bana söylüyorsun Aylin?" dedim o anki sinirle. Karşımda duran bir çift mavi gözün içine kırgınlığın emareleri yayılmasıyla çoktan pişmanlık sinirin yanında son hızla akıyordu damarlarımda ama geri alabilecek imkanım yoktu. Çıkmıştı artık bu kırıcı sözler iki dudağımın arasından. "Aylin, sana sen söyleme ben söylerim dedim abicim" dedi hafif bir tonlamayla Murat. Benim kadar o da kıyamıyordu Aylin'e ama ben bu sefer Alev Kuzey yüzünden kıymıştım. Sinirden titreyen ellerimi hızlıca şakaklarıma koyup ovalamaya başladım. Biraz sakinleştiğimde elimi indirip karşımda dalgalanan mavi gözlere bakıp "Kusura bakma Aylin, söz  konusu Alev hanım olunca kendime hakim olamıyorum, niyetim seni incitmek değildi" dedim pişmanlıkla. Aylin gözlerini kapatıp açınca iki tane inci tanesi, mavilerinden yuvarlanarak kaydı gitti. Titreyen ellerini hızlıca suratına götürüp silmeye çalıştı ama geç kalmıştı. Çoktan görmüştüm. Çantamı Murat'ın eline tutuşturup hızlıca onu kollarıma aldım. "Üzgünüm, seni kırmak değildi niyetim. Üzülme kırılma bana ben bilerek ya da kasıtlı olarak söylemedim, sanki beni bilmiyorsun" diye fısıldadım kulağına. Pişmanlığımı derinden hisseden Aylin havada kalmış kollarını usulca bana sardı. "Bir kız kardeşim yok ama sen benim kız kardeşimsin ablalar bazen üzer ve yıkarlar. Özür dilerim meleğim" dedim, onu daha çok sararken. "Sorun yok Eflin Hanım, sizin kötü niyetle söylemediğinizi o an ki sinirle söylediğinizi biliyorum" dedi kısık bir sesle. "Ablalar, bazen kardeşlerini üzer ve ağlatırlar ama sonra üzdükleri kardeşine sarılınca geçermiş.. Artık üzgün değilim abla, sen de üzülme" dedi, toparlanmış bir şekilde. Hafif geri çekilip gözlerine baktığımda, mavileri kaplamış kara bulutlar geri çekilmiş yerini güneşe bırakmışlardı. Ona biraz daha yaklaşıp alın yazısı olduğu yere küçük bir buse bıraktım ve usulca ucaklaştım ondan. "Şükür, kırgınlığınız artmadan çözdünüz.." diye mırıldandı Murat. Ters ters ona baktım ve "Aylin ben odama geçiyorum, kahvemi getirisin birazdan ve sen Murat düş önüme seninle yeni gelen çaylaklar hakkında konuşalım bakalım" dedim odama doğru adımlarken. Odama girip hemen masamın başına geçtim. Murat da karşımdaki koltuğa oturup beklemeden konuya girdi: "Ne konuşmak istiyorsun?" "Murat bir kaç ay için çaylak kabul etmeyeceğimizi konuşmamış mıydık, nereden çıktı şimdi bu?" dedim sinirle. "Eflin biliyorum bunu konuştuğumuzu ama bu gelenler cidden çok iyiler." "Ha bir de gelenler, sadce bir kişi de değil." diyünce heyecanla kalkıp masamın yanına geldi. "Evet gelenler, iki kişi geldi ama çok iyiler Eflin görmen lazım, hem biliyorsun ben öyle durduk yere senin sözünü çiğnemem. Kendin görmeye gelince anlarsın zaten." diyince hak verdim kendisine. Gerçekten de Murat bir şeyi yapmışsa boşuna yapmamıştır bu yüzden ben de ona güvenip onayladım. "Tamam, haklısın. O zaman akşam seninle gider bakarız şu çaylaklara." "Maalesef akşam gidemeyiz. Unuttun mu davet var." "Gerçekten o davete gideceğimi düşündün mü Murat?" "Eflin biliyorum o kadının yüzünü bike görmek istemiyorsun ki haklısın da ama bu önemli bir davet. Hani sana demiştim ya Yıldırımlar Holding'in başkanı koruma arıyormuş diye, onlar da davette olacak, eğer onları ikna edebilirsen bayağı büyük bir iş almış oluruz." "O davete gitmemi gerektirecek kadar büyük bir iş mi yani bu." "Sence büyük olmasa sana davete gitmeni söyler miyim?" diyince yine hak vermiştim Murat'a. Yıldırımlar Holding'i biliyordum aslında. Köklü bir holding olmanın yanında son zamanlarda bayağı büyük ihalelere girdikleri için başları hep dertteydi. Bu işlerin içinde uzun zamandır bulunmaları bizim yararımıza olurdu, hem çok geniş bir yurt dışı kaynakları vardı. Bunları düşününce davete gitmeye karar vermiştim. "Haklısın, yine. O zaman akşama davete gidiyoruz, ama asla tek gitmem, kızlar da geliyor mu?" diyince Murat'ın yüzüne kendini bilmiş bir gülümseme yayıldı. "Tek gitmeyeceğini bildiğim için kızlara çoktan haber verdim. Şimdi ne giyeceklerini düşünüyorlardır. Sen de düşünsen iyi edersin" "Murat sen bir tanesin yaa, ama çok da şımarma" diyip güldüm. O da gülüp 'ya he he' dermiş gibi baktı ve odadan çıktı. Murat'ın çıkmasıyla Aylin elinde kahvemle girdi ve bugünün işlerini anlatıp çıktı. Neyseki çok iş yoktu bugün ve kendimi psikolojik olarak davete hazırlayabilecektim. En azından kızlar da orda olacaktı. Kızlar aklıma gelmişken telefonumu alıp gruba girdim ve önceki mesajları okumadan "akşam davete gidiyormuşuz, aşk olsun insan bir haber eder, elbise seçerdim bari" yazıp gönderdim. Bir iki dakika sonra mesajlar yağmaya başladı: Merveler Köti Köti: Aynen söyleseydik de bizi diri diri doğrasaydın. Sağol canım ya böyle daha güzelim. Gazoz: İlk defa Merve'ye hak verdim kdkfkfkkff. Bilmİrem: Konuş Merve başkann. Sümüklü Yılmaz: Parti kur oy verelim Mervee. Merveler Köti Köti: Teşekkürler teşekkürler, beni sizler var ettinizz. Sümüklü Yılmaz: Tabi bizler var ettik, o yüzden götün kalkmasın kdkfkfkkf. Bilmİrem: Ldldlfmflöfkfmgşrşflgkglfm Gazoz: Atarlı yine sahalarda ldldkfk. Eflin: Atarlı vurdu gol oldu. Merveler Köti Köti: Köpekleer. Bu arada Eflin, Murat bize seni ikna edeceğini ve haber verme işine karışmamamızı söyledi. Bu yüzden bir şey söylemedik ama merak etme elbisen hazır. Böyle diyeceğini bildiğim için Cemre ile birlikte çıkınca sana da elbise aldık. Eflin: Merve, aşığım diyorum kızım sana. Sağ ol. O zaman akşam sana gelirim hazırlanıp gideriz. Hatta hepimiz orda toplanalım hep beraber gideriz. Kızların hepsi onaylayınca sohbetten çıkıp işlerimi halletmeye başladım. Yaklaşık üç dört saat sonra işlerim bitmişti. Eşyalarımı toplayıp çıkmaya karar verdim, böylelikle bir duş almaya da vaktim olurdu. Çıkarken gözüme Aylin takıldı, masasının başına gelip ucuna oturdum. Beni fark edince gömüldüğü dosyadan kafasını kaldırıp "Bir şey mi istediniz Eflin Hanım?" diye sordu. "Yok bir şey istemeyeceğim, sen de gelsene davete diyecektim." "Yok Eflin Hanım, ben gelmeyeyim, hem bana göre şeyler değil biliyorsunuz." "Hadi ama Aylin, benim için gel." diyip gözlerimi açarak baktım yüzüne. Yüzümü görünce gülümsedi ve kafasını tamam anlamında salladı. "İyi, ben şimdi çıkıyorum, kızlarla beraber Merveler'de hazırlanacağız sen de istersen işlerini halledince oraya gel." "Olur gelirim Eflin Hanım."  "Tamam, o halde orada görüşürüz." diyip el salladım ve şirketten çıktım. Merveye gelir gelmez kendimi banyoya atmıştım. Beynim yorulnuştu, bu yorgunluğa da sıcak bir duş iyi gelirdi ancak. Duştan çıkınca hemen saçlarımı kuruttum ve banyodan çıktım. Merve'nin bornozunu giymiştim, bir daha hazırlanacağım için kıyafet istememiştim. Merve'nin odasına gidince kızların ve Aylin'in geldiğini gördüm ve hepsine sarıldım. Sonra giyeceğimiz kıyafetleri gösterdiler ve cidden bu kızlar benim zevkimi iyi biliyorlardı. Elbiseme bayıldım. Sonra herkes bir yere dağılıp kıyafetlerini giyip tekrar Merve'nşn odasına geldiler. Merve askılı derin göğüs dekolteli vücudunu sarmalayan kırmızının koyu tonlarında bir elbise, Gamze omuzları açık, geniş bir göğüs dekoltesine sahip, gür etekleri olan, derin yırtmacıyla birlikte göz kamaştıran saks mavisi bir elbise, Cemre siyah, boyundan askılı, göğüslerine doğru inen siyah tülü ve belini çevreleyen siyah kurdele tarzı kumaş ile mini bir elbise, Aylin geniş yakalı, uzun kolları olan, göğüs arasını açık gösteren, transparan detaylı belindeki kemer gibi dolanmış kumaş ve gür eteğindeki derin yırtmaçla şahane mor bir elbise seçmişti. Benimki ise straplez, göğüs arası transparan bir sekilde açık ve tepesi sanki yaprağı andıran kırmızı simlerle kaplı ve yine belimin biraz altı da simlerle bezenmişti. Eteğin sonu kırmızı, kabarık tüllerle kaplı derin bir yırtmaca sahip mükemmeliyet abidesi bir elbiseydi. Dediğim gibi elbiseye bayılmıştım. Vakit kaybetmeden makyaj masasına oturmuştuk. Eve kuaför iki tane çağırmıştık ve sıra sıra işlerimizi halletmiştik. Herkes çok güzel olmuştu, kıyafetler tam onların karakterlerine uyuyordu. "Hazırlığımız bittiğine göre, davet alanına nasıl gidiyoruz?" diye sordum. Cemre "Ben ve Merve beraber gidecektik, İrem buraya taksiyle geldiğini söyledi onu da biz alacağız, Aylin Murat ile gidecekmiş ve Murat seni de götürecekmiş." dedi. Her şeyi ayarlamışlardı canım kızlarım benim. Şimdi Taylan olsaydı o beni götürürdü diye düşündüm Cemre konuşurken. Ama ona bilerek haber vermemiştim, zaten sevmediğim ve gergin olduğum bir ortama girecektim bir de onu germeye hiç gerek yoktu. "Her şey bittiğine göre çıkabiliriz artık. Hadi bakalım güzellikler düşün önüme. Ha bu arada davette başınız önünüzde olsun, yaramazlık yapmayın, zaten çok güzel oldunuz, etrafınıza kurtlar doluşur. Sakın siz onlara yüz vermeyin." diyince hepsi kahkahalara boğuldu. "Merak etme hayatım benim gözüm senden başkasını görmez" diyince Merve ben de ona karşılık "biliyorum aşkım, işte mükemmel çift dediğin böyle olmalı" diyip öpücük yolladım. O da bana öpücük yollayınca odadan çıktık ve bahçeye indik. Gülüşe gülüşe konuşurken fark ettim onu. Murat'ın arabasına yaslanmış bir yandan sigara içiyor bir yandan da Murat'ı dinliyordu. Simsiyah bir takım giymişti, gömleği bile siyahtı, bütün her şeyi kara gözleriyle bir uyum içindeydi. Gülüşmelerimizi duyunca Murat ile başları bizim tarafımıza döndü. Gözleri beni baştan aşağı süzdü ve gözlerime çıktı. Beğeniyi açık bir şekilde okuyabiliyordum gözlerinden. Onu gördüğümde duran ayaklarımı harekete geçirdim ve yanlarına gittim. Murat'a bir baş selamı verip Taylan'a döndüm ve " Ne işin var senin burda" diye sordum." "Sana da iyi akşamlar Eflin." "Of Taylan, iyi akşamlar. Ne işin var burda?" "Bana da davetiye geldi. Ben de yanımda bu güzel hanımefendiyi götürmek istedim." dedi. Başımı salladım. Alev Hanım ne yapmaya çalışıyordu bilmiyordum. Çok da önemi yoktu, Taylan burdaydı, yanımdaydı ve bu bana yeterdi. "İyi o zaman, bu güzel hanımefendi teklifinizi kabul ediyor. Hadi gidelim." dedim ve herkes arabalara dağıldı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE