BÖLÜM 10

743 Kelimeler
HELEN AVCI Yemek kokusuyla uyandım.Nerde olduğumu bilmediğim bir yatakta kalktım. Siyah nevresim takımları içinde yatıyordum. Hava kararmıştı. Odanın sol köşesinde duran gece lambasının ışığıyla etrafa baktım. Sağ tarafımda ki duvarda büyük bir dolap vardı. Sol tarafımda da pencere vardı. Yavaşça nevresimlerin arasından kaydım ve ayaklarımı yere uzattım. Nerde olduğumu öğrenmek için ayağa kalktım karşıdaki kapıya doğru yürüdüm. Açtım. Yemek kokusu artmıştı. Sağ tarafıma dönüp bir koridora çıktım. İçerden ışık geliyordu. Oraya doğru yürüdüm. Sonra mutfak olduğunu düşündüğüm yere girdim. Çünkü yemek kokusu buradan geliyordu. Ocağın başında sırtı bana dönük Hakan Bey’i yemek yaparken görünce şaşırdım. Biraz daha yaklaştım. Ayak sesimi duymuş olmalı ki arkasını dönüp bana baktı. ‘ uyanmışsın’ dedi. ‘ evet, acaba buraya nasıl geldim’ diye sordum. Önündeki masayı göstererek ‘otursana’ dedi. Ben oturunca da ‘ denizden çıktığımda uyuyordun. Uyandırmaya çalıştım ama kalkmadın. Bende seni buraya taşıdım. Plajda tek taşına bırakmak istedim. Karanlık bastırmak üzereydi’ Dedi. İnanamıyorum Hakan Bey beni buraya kadar kollarında taşımıştı ve ben o sıra uyuyordum. Aptal ilaçlar hep sizin yüzünüzden. ‘ ayağım için kullandığım ilaçlar bende uyku yaptı maalesef biraz zor kalkıyorum. Beni taşıdığınız ve buraya getirdiğiniz için teşekkür ederim’ dedim. Karanlıkta sahilde tek başıma uyanmak biraz ürkütücü olabilirdi. ‘Önemli değil’ diye cevap verdi sonra Eline iki tabak yemek aldı ve birini önüme koydu. ‘Umarım beğenirsin’ dedi. Karnım büyük bir gurultuyla ses çıkarınca güldüm ve ‘ şu an her şeyi yiyebilirim’ dedim. O da bana güldü. Yemek sırasında ailesinden bahsetti. Büyük bir aile evleri varmış dedesi, annesi, babası ve evlenmemiş amcası orada yaşıyormuş. İki kardeşi varmış. İkizler biri erkek biri kız kendisinden yedi yaş küçüklermiş. İkisi de şu an da yurt dışında okuyormuş. Buraya döndüklerinde şirkette gerekli görevleri alacaklarmış. Bu şirket 2 sene önce ona devredilmiş. Bundan önce babası ve amcası idare ediyormuş. birbirini seven ve kollayan her daim yanında olan, desteklerini asla üzerlerinden eksik etmeyen bir ailesi olduğu için şanslı olduğunu söyledim. O da ‘Evet ama bazen çok fazla şeye karışabiliyorlar’ dedi. Hakan beyle konuşmak çok güzel ve kolay gelmişti. Aramızda birazda olsun ilişkinin geliştiğini düşünüyordum. Karşımda yerinden yavaşça ayağa kalkınca bende doğruldum. Sağ elini uzatarak dudağımın kenarını sildi. Ben gözlerim açılmış halde onu izledim. Yüzü çok yakındı. İlk önce gözlerime baktı sonra dudaklarıma, kafama bir şey dank etmiş gibi bir anda yerimden kalktım. Arkamda sandalye devrildi. ‘Özür dilerim’ dedim ve yutkundum. ‘ ben evime gideyim saat baya geç oldu babannem merak etmiştir’ dedim. O da ayağa kalktı ‘seni bırakayım o zaman’ dedi eliyle köşedeki denize giderken götürdüğüm eşyalarımı gösterdi. ‘Taşımana yardımcı olurum’ dedi. Bunları muhtemelen beni taşıdıktan sonra getirmiştir diye düşündüm. Beni taşıdığına hala inanamıyorum. O kollarla beni kaldırdı ve ben uyanık bile değildim. Bunu kaçırdığıma inanamıyorum. Aptal kız! Neyse ‘tamam’ dedim. O eşyalarımı alırken bende masaki tabakları mutfak tezgahının üstüne koydum. ‘Oraya bırakabilirsin, sonra yardımcılardan biri yıkar’ dedi. Tabi ki koskoca Hakan Arslan bulaşık yıkayacak biri değil. Aslında yemek yapacak biri gibi de durmuyor. Hayret! Evden çıktıktan sonra bir kaç dakika yürüdük. Eve varınca ‘eşyalarını içeri bırakayım’ dedi. Ben bahçe kapısını açtım ve içeri girdim. O da arkamdan geldi. Babannem bahçedeki masa da çay içiyordu. İlk önce bana kızacak gibi ağzını açtı ama sonra arkamdaki Hakan Bey’i görünce sustu. Babannem ‘Hoşgeldiniz, bu beyfendi kim kızım?’ Diye sordu. ‘ kendisi pastanenin müşterisi babanneciğim şans eseri burada karşılaştık’ dedim. Hakan bey babaannemin elini öptü ve ‘ Hoş buldum efendim, Ben Hakan Arslan. Tanıştığıma memnum oldum’ dedi. ‘Bende memnun oldum oğlum’ diye cevap verdi babannem. Karşısındaki sandalyeyi gösterip ‘otur’ dedi. Hakan Bey oturdu. ‘Kızım bize güllü pastadan yap hemen birde çay dök kendine ve Hakan Bey oğlumuzda’ dedi. ‘Zahmet vermek istemem efendim’ dedi Hakan bey. Babannem elini kaldırdı ve ‘zahmet olmaz benim bahçemden bir şey yemeden çıkamazsın’ dedi. Hakan beyin pek bu tarz tatlı seveceğini sanmasamda yapmak için mutfağa girdim. Hemen hazırlamaya başladım. Umarım babannem Hakan beye saçma sağan şeyler söylemez çünkü kendisi beni evlendirmek için fazlaca uğraşıyor. Bir kaç defa komşularının torunlarıyla buluşturmaya çalışmıştı. Yanlış anlaşılmaya mahal vermeden hemen yanlarına gitmem lazım. Pastayı hazırlayıp ve çay döküp yanlarına döndüm. Babannem gülümsüyordu. ‘Nelerden konuşuyorsunuz Babanne’ diye sordum. ‘Hakan bey oğlum bana gözlerimin çok güzel olduğunu söylüyordu’ dedi tekrar gülümseyerek. ‘ yanlarına geçtim ve sandalyeye oturdum. Çayları ve pastayı koydum. Babannem Hakan Bey’e ‘ bir tadına bakın. Kızım bunu çok güzel yapar. Daha önce hiç bir yerde yememişsinizdir’ dedi. Hakan Bey çatalı eline aldı ve biraz pastadan alıp ağzına götürdü. Gözlerini kapattı ve ‘hmm’ dedi. ‘ işte buldum’ dedi gülümseyerek.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE