Dağ evi... Yanıyordu. Kötü bir kabusun içine tıkılıp kalmış gibiydim. Uyanmaya çalıştıkça döktüğümden habersiz gözyaşlarımı yanaklarımda hissedebiliyordum. Rüzgarın uğultusu ve yangının çatırtısı birbirine karışmış ürkütücü bir opera şarkısı çalıyordu sanki. Karanlıkta parlayan dağ evinden yükselen alevler rüzgar sayesinde etrafa sıçrayıp dururken ayaklarımın altındaki zemini hissedip de koşamıyordum. Alec ise... Ellerinden bıraktığı çantadan sonra koşarak evin girişine gitmişti. Bense orada durmuş aptalca dikiliyor ve titremekten başka bir şey yapmıyordum. Aklıma gelen ilk şey Laurent'tı. Evden çıkabilmiş miydi? Sonra birden hareketlenen bacaklarım eve doğru koşmaya başladı. Ciğerlerim yanıyor rüzgar bedenimi kesip atıyordu sanki. Evin ardına kadar açık kapısına baktığımda gördüğüm

