Konağın ağır havası hiçbir zaman değişmezdi. İnsanların sessizliği, fısıltıları ve keskin bakışları hep üzerimdeydi. Ama artık o bakışlardan etkilenmiyordum. Boynumu eğmeyeceğime söz vermiştim ve sözümün arkasındaydım. Kaynanam Nezir Ana çarşaf meselesinden bir daha bahsetmedi ama bakışlarından beni affetmediği belliydi. O gözler hep beni suçluyordu. Sanki oğlu Boran’ın normal bir erkek olmadığını bilmiyordu. Sanki hâlâ çekingen ve ürkek olmasının tek sorumlusu bendim. Ama asıl suçun o küçük çocuğa eş alınmasıydı. Bir sabah, kahvaltı sonrası kayınbabam beni çağırdı. Salonda oturmuş, yüzü düşünceliydi. Hemen yanına oturmadım, biraz mesafeli durdum. Konuşmak için bir bahanesi olduğunu anladım. “Kevok kızım,” dedi yavaşça. “Bunca zaman geçirdik bu evde. Kendi işini yapıyorsun, insanlara de

