AZAP Yarım kahvaltıdan sonra kalktım. Aliler de arkamdan geldi ve çıktık konaktan. Onlar ofise devam ederken ben küçük bir ziyarete gittim. Şehirin biraz dışındaki geniş bahçesi olan çiftliğe vardım bir saatte. Evin etrafı adamlarıyla çevriliydi. Camı aralayınca beni tanıyıp açtılar yolumuzu. Kapıya henüz varamadan geldiğimizi haber alan Çetin çıkmıştı kapıya. Kollarını iki yana açıp gülerek, “Azap ağam hoşgeldin, hoşgeldin” dedi. Önünde durup indim arabadan. “Göreceğiz” dedim kendi kendime. “Ağam gel buyur içeri, bileydim hazırlık yapardım” İçeri girmeden bahçeyi kestirdim gözüme. “Öyle geçelim istersen ağam” “Olur” Bahçenin ortasındaki koltuklara geçip yerleştik. “Ağama bir nargile çek oğlum” “İstemez” “Ağam ama bu tütün yeni” “İstemem!” “Başka birşey ağam? Ne ister

