Aslı, kapıyı açan kadından hiç haz etmemişti. Kadının yüzünde meymenet yoktu. " Kimsiniz? " diye soran kadına mecburi, zorlama bir gülüş sundu. " Merhaba. Ben Nazım beyin annesiz kardeşi… kısaca bir yakını ile konuşmak için geldim," dedi. Sesi fazla tatlı çıkmıştı. Kadın kaşlarını çattı. Aslı’yı ve arkasında aksi aksi bakan Ufuk’u şüpheyle süzdü. Aslı’nın giyimi kuşamı “ben zenginim” diye bağırıyordu. Dik omuzları, asaletle parlayan gözleri ne kadar güçlü olduğunu vurguluyordu. " Hayırdır, ne yapacaksınız annesini? Siz kimsiniz, ne istiyorsunuz? " diyen kadına, bir kez daha gülümsedi Aslı. " Kiminle konuşuyorum? " diyerek sorularını cevapsız bıraktı. " Nazım’ın annesiyim," dedi kadın çenesini kaldırarak. Kaymış başörtüsü, yemek kokusu sinmiş, yıkanmaktan rengi solmuş kıyafetleriyle o

