Aslı, kocasını meraklı bakışlar eşliğinde uğurladı. Öncü öyle hızlı hareket ediyordu ki, annesine bile selam vermeye vakit bulmamıştı. Motor sesi bahçede yankılanırken, yengesi elinde sürahiyle kapıya çıktı. Su, arabayı uğurlayan ince bir çizgi hâlinde taşların üzerine dökülürken, kadının gözleri dolmuştu. Sanırsın oğlu savaşa gidiyordu. Aslı, o bakıştaki uğursuz ağırlığı fark ettiğinde, düşünceleri göğsüne bir buz kütlesi gibi oturdu. Nefesi kesildi. İçinden geçen cümleler boğazında düğümlendi: "Ya gerçekten de ölüme gidiyorsa?" Aslı, zihnine musallat olan o karanlık düşünceleri elinin tersiyle itti. Uzaklaşan arabanın arkasında dikilip durmak, yalnızca bu uğursuz fikirlerin kök salmasına yarardı. Onun yerine, bavulunu hazırlamak en iyisiydi. En azından meşgul olursa, aklına doluşan

